HALKWEBAutorenArınmanın Karşısında Saf Tutanlar

Arınmanın Karşısında Saf Tutanlar

0:00 0:00

Türkiye’nin kendisini “sanatçı”, “aydın”, “entelektüel” olarak tanımlayan bir kesimi, yıllardır topluma vicdan, adalet ve demokrasi dersi vermeyi görev edindi. Ancak iş kendi siyasi çevrelerine dönüp bakmaya geldiğinde aynı cesareti göstermekten kaçındılar. Bugün de benzer bir tabloyla karşı karşıyayız.

 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun dile getirdiği “arınma” çağrısı, sadece bir siyasi slogan değil; siyasetin şaibelerden, kişisel çıkarlardan, kirli ilişkilerden ve güç mücadelelerinden temizlenmesine yönelik bir çağrıdır. Normal şartlarda kendisini demokrat, ilerici ve ahlaki üstünlüğün temsilcisi olarak gören sanatçıların ve sözde aydınların bu çağrının yanında yer alması beklenirdi. Fakat yaşananlar bunun tam tersini gösteriyor.

 

Çünkü mesele ilkeler değil, tarafgirliktir. Mesele demokrasi değil, aidiyetlerdir. Mesele temiz siyaset değil, kendi siyasal pozisyonlarını koruma kaygısıdır.

 

Yıllarca iktidara yönelik en küçük iddiada bile sert açıklamalar yapan, ekranlardan ahlak ve hesap verebilirlik nutukları atan çevreler, konu kendi siyasi mahallelerine geldiğinde derin bir sessizliğe gömülüyor. Şaibe iddialarına karşı araştırma istemek yerine sorgulayanları hedef alıyor, hesap sorulmasını talep edenleri suçlu ilan ediyorlar. Bu tavır, savunduklarını iddia ettikleri demokratik değerlerle açık bir çelişkidir.

 

Gerçek aydın, kişilere değil ilkelere bağlı olandır. Gerçek sanatçı, gücün yanında değil hakikatin yanında durandır. Eğer bugün arınma çağrısına karşı çıkılıyor, şaibelerin araştırılması talebi bile düşmanlık olarak görülüyorsa ortada aydın tavrı değil, siyasi fanatizm vardır.

 

Türkiye’nin sorunu zaten yıllardır budur. İnsanlar ilkeleri savunduklarını söylerken aslında kişileri savunuyorlar. Hukuku savunduklarını söylerken kendi tarafları için ayrı bir hukuk talep ediyorlar. Şeffaflık isterken sadece rakiplerinden şeffaflık bekliyorlar.

 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ortaya koyduğu arınma çağrısı tam da bu ikiyüzlülüğü görünür kılmıştır. Bugün bu çağrının karşısında saf tutanlar, aslında temiz siyasetin değil mevcut düzenin ve çıkar ilişkilerinin korunmasından yana tavır almaktadır.

 

Tarih boyunca değişim ve dönüşüm, konfor alanlarını terk etmeyi göze alanlar sayesinde gerçekleşmiştir. Bugün arınmaya karşı çıkanlar ise değişimin değil statükonun, sorgulamanın değil biatin, hesap vermenin değil dokunulmazlığın yanında durmaktadır.

 

Toplumun ihtiyacı olan şey, kişilere sadakat değil; ilkelere bağlılıktır. Arınma talebine kulak vermek yerine onu bastırmaya çalışanlar, yarının demokratik ve şeffaf siyaset anlayışına değil, dünün alışkanlıklarına hizmet etmektedir.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS