HALKWEBYazarlarBİR PARTİ, İKİ SADAKAT OLMAZ!

BİR PARTİ, İKİ SADAKAT OLMAZ!

CHP’DE HESAPLAŞMA DEĞİL, NETLEŞME VAKTİ: YA BU GEMİDESİN, YA ÖTEKİNDE!

CHP yönetiminin, parti üyeliği devam ederken Yeni Parti lehine faaliyet yürüttüğü belirtilen 51 kişiyi tedbirli olarak kesin ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk etmesi, CHP içinde aylardır biriken siyasi belirsizliğin artık sona erdirilmesi açısından önemli bir adımdır. CHP Sözcüsü Müslim Sarı da kararın, CHP tüzel kişiliği içinde kalıp başka bir siyasi parti için çalışanlara yönelik olduğunu açıkladı.

Şimdi ortalık karıştı.

“Demokrasi katlediliyor!”

“CHP işgal edildi!”

“Seçilmişler tasfiye ediliyor!”

“Korsanların limanı olmaz!”

İyi de bir dakika!

CHP üyesi olup başka bir parti için siyaset yapmak ne zamandan beri parti içi demokrasi oldu?

Bir siyasi partinin üyesi olacaksınız.
O partinin örgütünde görev yapacaksınız.
O partinin seçmeniyle siyaset yapacaksınız.
Sonra başka bir siyasi yapı kurulacak ve siz o yapının yanında saf tutacaksınız.

Ardından parti disiplin mekanizmasını işletince de:

“Bize zulmediliyor!”

Yok öyle!

ROZET CHP’DE, SİYASET BAŞKA YERDE OLMAZ!

Kimse kimseyi CHP’de kalmaya zorlamıyor.

Başka bir siyasi yapıya inanıyorsanız;

İstifa edersiniz.
Gidersiniz.
Yeni partinizde siyaset yaparsınız.

Bu kadar basit.

Ama hem CHP üyesi kalıp hem başka bir partinin siyasi faaliyetinde bulunmak, sonra da CHP’nin disiplin mekanizmasını “demokrasi düşmanlığı” diye yaftalamak siyasi cesaret değil, siyasi konfor alanını kaybetme korkusudur.

Çünkü parti üyeliği yalnızca cebinizde taşıdığınız bir kart değildir.

Sorumluluktur.

Siyasi sorumluluk.

Örgütsel sorumluluk.

Ve her şeyden önce tutarlılık sorumluluğu.

CHP GANİMET DEĞİLDİR; AMA SIĞINAK DA DEĞİLDİR!

“CHP ganimet değildir” diyorlar.

Elbette değildir.

Ama CHP aynı zamanda başka bir siyasi projenin kadrosunu hazırlayacağınız bekleme salonu, siyasi sıçrama tahtası veya güvenlik kemeri de değildir.

Yıllarca CHP’de görev yapıp CHP’nin siyasi kimliğiyle tanınıp, sonra başka bir siyasi adresin yanında yürümeyi tercih edenler elbette kendi yollarına gidebilir.

Buna kimsenin itirazı yok.

Ama o zaman adres de belli olacak.

CHP mi?

Yeni Parti mi?

İki sandalyede birden oturulmaz.

“İHRAÇ EDİLMEK ŞEREFTİR” ÖYLE Mİ?

Bazıları ihraç edilmenin kendileri için “şeref” olduğunu söylüyor.

Madem öyle…

Buyurun!

Yeni Parti’de yürüyün.

Yeni Parti’nin bayrağını taşıyın.

Yeni Parti’nin programını savunun.

Yeni Parti’nin geleceği için mücadele edin.

Kimse önünüzde durmuyor.

Ama CHP üyeliğini de cebinizde tutup başka siyasi hesapların peşinden koşarken, disiplin sürecini bir anda “demokrasi mücadelesi”ne çevirmeyin.

Şeref, rozeti üzerinde taşıdığın partinin karşısında siyaset yapmak değildir.

Şeref;

inandığın siyasi çizginin arkasında, bedeli ne olursa olsun durabilmektir.

MESELE 51 KİŞİ DEĞİL!

Bugün 51 isim konuşuluyor.

Ama mesele 51 kişi değil.

Mesele CHP’nin bundan sonra nasıl bir siyasi parti olacağıdır.

Parti üyeliği sadece bir kimlik kartı mı olacak?

CHP üyesi olup başka bir parti için çalışmak normal mi kabul edilecek?

Örgüt disiplini sadece sıradan üyeler için mi işletilecek?

Yoksa herkes için aynı siyasi sorumluluk mu geçerli olacak?

İşte CHP’nin asıl sınavı budur.

Çünkü siyasi parti kişisel kariyer ofisi değildir.

Siyasi parti ortak siyasi iradenin örgütlü yapısıdır.

ŞİMDİ SIRA SAFINI BELLİ ETMEYEN BELEDİYE BAŞKANLARINDA!

Burada CHP yönetiminin önünde daha büyük bir sınav bulunmaktadır.

CHP’den seçilmiş belediye başkanları da artık siyasi tutumlarını açıkça ortaya koymalıdır.

CHP’nin oyuyla seçilen, CHP’nin kurumsal kimliğiyle seçmen karşısına çıkan; ancak siyasi krizlerde susan, CHP’nin yanında mı karşısında mı olduğunu belli etmeyen, sürekli iki tarafa da göz kırpan belediye başkanları için de tüzük çerçevesinde gerekli disiplin mekanizmaları işletilmelidir.

Elbette burada ölçü söylenti değil, somut eylem ve tüzük ihlali olmalıdır.

Ama CHP’den seçilmiş olup başka bir siyasi yapıyla açık siyasi faaliyet yürüttüğü tespit edilen hiç kimseye “dokunulmazlık” zırhı verilmemelidir.

Çünkü belediye başkanlığı kişisel mülk değildir.

CHP seçmeninin verdiği siyasi emanettir.

Artık şu siyaset sona ermeli:

“Bekleyelim, görelim. Kim kazanırsa onun yanında dururuz.”

Bu siyaset değildir.

Hesapçılıktır.

Siyasette en büyük cesaret, kazananı beklemek değil; inandığın yerde, kaybetme ihtimali varken de durabilmektir.

KİM CHP’Lİ, KİM BAŞKA HESABIN PEŞİNDE?

Artık bu sorunun cevabı açıkça verilmelidir.

CHP’de kalacaksan:

CHP için mücadele edeceksin.

Başka bir siyasi yapıda yürüyeceksen:

Gideceksin, kendi adresinde siyaset yapacaksın.

Ama CHP’nin içinde durup başka siyasi hesaplara hizmet edip, sonra disiplin uygulanınca “demokrasi kahramanı” rolüne soyunmayacaksın.

Çünkü bunun adı demokrasi değildir.

Siyasi ikiyüzlülüktür.

ARTIK ÇİFT TARAFLI SİYASET DÖNEMİ BİTMELİ!

CHP’nin bugün ihtiyacı daha fazla belirsizlik değil.

Daha fazla siyasi ikirciklilik değil.

Netlik.

Örgüt disiplini.

Siyasi tutarlılık.

Açık siyasi tercih.

Kim CHP’de kalacaksa CHP’nin yanında duracak.

Kim başka bir siyasi adreste yürüyecekse adresini değiştirecek.

Kim CHP’den seçilmişse, CHP’nin siyasi sorumluluğunu taşıyacak.

Kim başka siyasi hesapların peşindeyse, bunu açıkça söyleyecek.

Artık kimsenin CHP’yi “bir ayağım burada, diğer ayağım orada” siyasetiyle yönetmesine izin verilmemeli.

SON SÖZ: YA BU GEMİDESİN, YA ÖTEKİNDE!

CHP hiç kimsenin ganimeti değildir.

Hiç kimsenin siyasi sıçrama tahtası değildir.

Hiç kimsenin yedek adresi değildir.

Ve hiç kimsenin kişisel kariyer sigortası değildir.

CHP’de siyaset yapacaksan CHP’de kalırsın.

Başka yerde siyaset yapacaksan gidersin.

Bunda ne demokrasi sorunu vardır ne de mağduriyet hikâyesi.

Bu sadece siyasi dürüstlük meselesidir.

Artık CHP’nin önünde tek bir yol vardır:

Netleşmek.

Kim nerede duruyor?

Kim kiminle yürüyor?

Kim hangi siyasi projenin parçası?

Kim CHP’nin yanında?

Kim başka bir adresin yanında?

Bunların hepsi ortaya çıkmalıdır.

Çünkü;

BİR PARTİ, İKİ SADAKAT OLMAZ!

YA BU GEMİDESİN, YA ÖTEKİNDE!

Ve CHP, yıllardır emek veren milyonlarca üyesinin hakkı için artık çift taraflı siyasi cambazlığa seyirci kalmamalıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI