MANSUR YAVAŞ ARTIK KARAR VER: CHP’NİN BAŞKANI MISIN, KENDİ KARİYERİNİN Mİ?
MANSUR YAVAŞ’IN SİYASETİ: RİSK YOK, SORUMLULUK YOK, MEVZİ VAR!
Mansur Yavaş artık kararını vermeli.
Çünkü iki dönemdir CHP’nin oylarıyla Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan bir siyasetçinin, CHP ile ilişkisini yalnızca seçimden seçime hatırlanan bir siyasi bağa dönüştürmesi artık sorgulanmalıdır.
Mesele Mansur Yavaş’ın Ankara’yı nasıl yönettiği değildir.
Mesele şudur:
Mansur Yavaş kendisini CHP’nin bir belediye başkanı olarak mı görüyor, yoksa CHP’nin sağladığı siyasi zemini kendi Cumhurbaşkanlığı kariyerinin basamağı olarak mı kullanıyor?
Bu sorunun cevabı artık ertelenemez.
MHP’DEN CHP’YE GELDİ
Mansur Yavaş’ın siyasi kökeni CHP değildir.
MHP’de siyaset yaptı.
MHP’den Beypazarı Belediye Başkanı oldu.
MHP’den Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday oldu.
Daha sonra CHP’ye geldi.
CHP’den Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterildi.
2019’da CHP’nin adayı olarak Ankara’yı kazandı.
2024’te yine CHP’nin adayı olarak ikinci kez seçildi.
Siyasette parti değiştirmek suç değildir.
İnsanlar siyasi düşüncelerini değiştirebilir.
Farklı partilerde siyaset yapabilir.
Ancak bugün sorulması gereken soru farklıdır:
Mansur Yavaş CHP’ye mi geldi, yoksa CHP mi Mansur Yavaş’a göre şekillendi?
Çünkü CHP’nin oylarıyla iki dönem Ankara’yı yöneten bir belediye başkanının, CHP’nin kurumsal kimliğiyle ilişkisi sorgulanabilir hale gelmişse burada ciddi bir siyasi problem vardır.
CHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANI OLACAKSIN, CHP GENEL MERKEZİNE MESAFE KOYACAKSIN!
Burada artık siyasi nezaketin ötesinde bir mesele var.
Mansur Yavaş CHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı.
CHP üyesi.
CHP’nin adayı.
CHP’nin oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanı.
Fakat Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı döneminde CHP Genel Merkezi ile ilişkisi konusunda kamuoyuna yansıyan görüntü son derece tartışmalı.
Dahası, Kılıçdaroğlu ile görüşüp görüşmediği sorulduğunda Yavaş’ın “Bir görüşme olmadı” şeklindeki açıklaması kamuoyuna yansıdı.
Şimdi soralım:
CHP’den seçilmiş bir belediye başkanının CHP Genel Başkanıyla neden siyasi bir ilişki kurmadığı tartışılır hale gelir?
Bu basit bir nezaket meselesi değildir.
Bu, kurumsal aidiyet meselesidir.
CHP sizi aday yaptı.
CHP örgütü sizin için çalıştı.
CHP seçmeni size oy verdi.
Siz iki dönemdir Ankara’yı CHP’nin adayı olarak yönetiyorsunuz.
O halde CHP’nin kurumsal yapısıyla ilişkiniz neden bu kadar mesafeli?
BAŞKA PARTİLERİN ETKİNLİKLERİNDE VARSIN, CHP’NİN NERESİNDESİN?
Mansur Yavaş’ın MHP geçmişi biliniyor.
İYİ Parti ile 2019 sürecinden gelen siyasi ilişkileri de biliniyor.
Farklı siyasi çevrelerle temas kurması elbette demokratik siyasetin bir parçasıdır.
Kimse buna itiraz etmiyor.
Ama şu çelişkiyi açıklamak zorundasınız:
CHP’nin adayı olacaksınız, CHP’nin oylarıyla iki dönem belediye başkanı olacaksınız; fakat CHP’nin kendi kurumsal yapısıyla ilişkiniz tartışmalı olacak.
Buna karşılık CHP dışındaki siyasi çevrelerle daha rahat temas kuracaksınız.
O zaman CHP örgütü de sorar:
“Biz sizin için neydik?”
Seçmen de sorar:
“Siz kimin belediye başkanısınız?”
Çünkü siyasi parti sadece seçim pusulasındaki logo değildir.
Parti örgüttür.
Parti emektir.
Parti tarihtir.
Parti milyonlarca seçmendir.
ÖZGÜR ÖZEL’İN YANINDA VARSIN, PEKİ CHP’NİN TAMAMININ YANINDA MISIN?
Mansur Yavaş son dönemde Özgür Özel’le daha görünür bir siyasi ilişki içerisinde.
Güvenpark’taki siyasi buluşmalarda yanında yer alıyor.
CHP’nin kurultay tartışmalarında görüş bildiriyor.
CHP’nin yeniden kurultaya gitmesi gerektiği yönünde siyasi tavır ortaya koyuyor.
Bunların tamamı demokratik hakkıdır.
Ama burada da başka bir soru doğuyor:
Özgür Özel’le bu kadar açık siyasi temas kurabiliyorsanız, CHP’nin önceki genel başkanıyla neden aynı kurumsal ilişkiyi kurmadınız?
Siyasetçi elbette taraf olabilir.
Ancak taraf olmanın da bir bedeli ve sorumluluğu vardır.
O halde Mansur Yavaş siyasi tercihini açıkça ortaya koymalıdır.
İŞÇİNİN YANINDA MANSUR YAVAŞ’I NE ZAMAN GÖRDÜK?
Şimdi gelelim asıl meseleye.
Mansur Yavaş’ı CHP’nin iç siyasi tartışmalarında görüyoruz.
Peki işçinin yanında?
Emekçinin yanında?
Asgari ücretlinin yanında?
Emeklinin yanında?
Nerede?
Bir belediye başkanı her ulusal meselede genel başkan gibi konuşmak zorunda değildir.
Ama Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışılan bir siyasetçinin artık çok daha büyük bir siyasi sorumluluğu vardır.
İşçi hak arıyorsa orada olacaksınız.
Emekçi mücadele ediyorsa sesinizi yükselteceksiniz.
Sadece siyasi dengelerin güvenli olduğu alanlarda değil, bedel ödemeyi gerektiren alanlarda da ortaya çıkacaksınız.
MADENCİNİN YANINDA MANSUR YAVAŞ’I GÖRDÜNÜZ MÜ?
Madenci yerin yüzlerce metre altında çalışıyor.
Hayatını riske atıyor.
Kazalarda can veriyor.
Haklarını arıyor.
Çalışma koşullarını gündeme getiriyor.
Peki Mansur Yavaş’ın bu mücadelelerdeki siyasi ağırlığı nerede?
Madencinin yanında Mansur Yavaş’ı ne zaman güçlü ve kararlı bir siyasi aktör olarak gördük?
Aynı soruyu işçi için soralım.
Esnaf için soralım.
Çiftçi için soralım.
Öğrenci için soralım.
Gazeteci için soralım.
Demokrasi mücadelesi veren yurttaş için soralım.
Çünkü liderlik yalnızca siyasi liderlerin yanında fotoğraf vermek değildir.
Liderlik, halkın mücadelesinin içine girmektir.
ESNAFIN KAPISINI ÇALMAK NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Ankara’da binlerce esnaf var.
Maliyetler yükseliyor.
Kiralar artıyor.
Alım gücü düşüyor.
Küçük işletmeler ayakta kalmaya çalışıyor.
Siyasetçi esnafın dükkânına girmeli.
Çayını içmeli.
Derdini dinlemeli.
Çünkü siyaset makam odasında yapılmaz.
Siyaset hayatın içinde yapılır.
Cumhurbaşkanlığına adaylığı konuşulan bir siyasetçi yalnızca Ankara’nın belediye hizmetlerini anlatmakla yetinemez.
Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve demokratik meselelerinde de güçlü bir siyasi liderlik ortaya koymalıdır.
EĞİTİM, DEMOKRASİ, BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
Gençler geleceklerinden endişeli.
Eğitimde fırsat eşitsizliği tartışılıyor.
Üniversite öğrencileri barınma ve geçim sorunları yaşıyor.
Demokrasi ve hukuk konusunda toplumun ciddi kaygıları var.
Basın özgürlüğü sürekli tartışılıyor.
Cumhurbaşkanı olmak isteyen bir siyasetçinin bu konularda söyleyecek sözü olmalı.
Hem de sonuç belli olduktan sonra değil.
Sonuç belli değilken.
Risk varken.
Bedel ihtimali varken.
Çünkü liderlik, herkes sustuktan sonra konuşmak değildir.
Herkes susarken konuşabilmektir.
MANSUR YAVAŞ’IN SİYASETİNİN MERKEZİNDE NE VAR?
Asıl mesele burada.
Mansur Yavaş’ın siyasetinde bugüne kadar toplumsal bir Türkiye projesinden çok kişisel siyasi kariyer planının öne çıktığı izlenimi oluşuyor.
Kendi siyasi geleceğini mümkün olduğunca riske atmayan bir siyaset.
Krizlerde bekleyen.
Dengeleri gözeten.
Sonucun nereye gittiğini gördükten sonra daha belirgin pozisyon alan.
Mevzi kaybetmeyen.
Bu tarz siyaset belediye başkanlığı için avantaj olabilir.
Ancak Cumhurbaşkanlığı için yeterli değildir.
Çünkü Cumhurbaşkanı olacak kişi gerektiğinde kendi siyasi geleceğini bile riske atabilmelidir.
RİSK YOK!
Cumhurbaşkanlığı risk almadan yapılacak bir görev değildir.
Ekonomik kriz çıkacak.
Siyasi kriz çıkacak.
Toplumsal gerilim yaşanacak.
Dış politika krizi yaşanacak.
Güvenlik sorunu çıkacak.
Demokrasi tartışması yaşanacak.
Ve Cumhurbaşkanı karar verecek.
Bazen herkes susarken konuşacak.
Bazen herkes geri çekilirken öne çıkacak.
Bazen siyasi bedel ödeyecek.
Mansur Yavaş’ın siyasi pratiğinde ise bu ölçekte risk alan, mücadeleyi bizzat üstlenen ve kendi siyasi geleceğini tehlikeye atan bir liderlik çizgisi yeterince görünmüyor.
Daha çok:
Mevzini koru.
Riski azalt.
Dengeleri gözet.
Sonucu bekle.
Sonra pozisyon al.
anlayışı görülüyor.
SORUMLULUK YOK!
Ülke yönetmek karar vermektir.
Karar vermek sorumluluk almaktır.
Cumhurbaşkanı;
“Ben karışmadım.”
“Ben bekledim.”
“Ben taraf olmadım.”
diyerek ülkeyi yönetemez.
Cumhurbaşkanı gerektiğinde “Bu karar benim” diyebilmelidir.
Mansur Yavaş’ın siyasetinde ise sorumluluğu mümkün olduğunca siyasi riskten uzak tutan bir anlayış olduğu görülüyor.
İşte bu nedenle Cumhurbaşkanlığı tartışmasında asıl soru:
“Kaç oy alır?” değildir.
Asıl soru:
“Zor zamanda sorumluluk alabilir mi?”
MEVZİ VAR!
Mansur Yavaş’ın siyasetinde en belirgin özelliklerden biri bana göre mevzi korumaktır.
Siyasi geleceğini korumak.
Dengeleri bozmamak.
Kendisine farklı kesimlerden oy verebilecek seçmenleri ürkütmemek.
Fazla açık pozisyon almamak.
Kriz büyüdüğünde beklemek.
Sonuç ortaya çıktığında pozisyonunu netleştirmek.
Fakat liderlik böyle yapılmaz.
Liderlik, mevziyi korumak değil gerektiğinde mevziden çıkıp halkın önüne geçmektir.
“ROZETİ ÇIKARDIM” DEMEKLE ROZET ÇIKMAZ!
Bir de “rozet” meselesi var.
Mansur Yavaş’ın “rozetimi çıkardım” yaklaşımına karşı çok açık bir cevap vermek gerekiyor:
Rozeti çıkardım demekle rozet çıkmaz.
Çünkü o rozeti Mansur Yavaş kendi kendine takmadı.
O rozeti CHP taktı.
CHP örgütleri onun arkasında durdu.
CHP seçmeni oy verdi.
CHP’nin kurumsal gücüyle Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı oldu.
O nedenle rozet sadece yakada taşınan bir sembol değildir.
O rozet:
örgütün emeğidir.
seçmenin oyudur.
partinin desteğidir.
siyasi sorumluluktur.
Bu yüzden:
ROZETİ MANSUR’A KİM TAKTIYSA, SİYASİ SORUMLULUĞUNU DA O HATIRLATIR.
“Rozeti çıkardım” diyerek siyasi sorumluluk ortadan kaldırılamaz.
Eğer gerçekten CHP ile bağınızı koparmak istiyorsanız, bunu açıkça söylersiniz.
CHP’den ayrılırsınız.
Kendi siyasi yolunuzu çizersiniz.
Ama CHP’nin adayı olarak seçilip CHP’nin oylarıyla iki dönem belediye başkanlığı yaptıktan sonra “Benim rozetim yok” diyerek CHP’nin siyasi desteğinden bağımsız bir kariyer inşa etmeye çalışmak siyasi açıdan ciddi bir çelişkidir.
KAPSAYICI DEĞİL!
Cumhurbaşkanı sadece kendisine oy verenlerin Cumhurbaşkanı değildir.
Kendisine oy vermeyenlerin de Cumhurbaşkanıdır.
İşçinin de.
İşverenin de.
Türk milliyetçisinin de.
Sosyal demokratın da.
Muhafazakârın da.
Liberal demokratın da.
Kürt yurttaşın da.
Gencin de.
Emeklinin de.
Kadının da.
Çiftçinin de.
Esnafın da.
Dolayısıyla Cumhurbaşkanı adayı toplumun tamamını kucaklayan bir siyasi proje ortaya koymalıdır.
Mansur Yavaş’ın siyasi pratiğinde ise kapsayıcı bir Türkiye projesinden çok, farklı seçmen gruplarını aynı anda kaybetmemeye yönelik bir siyasi denge arayışı görülüyor.
Oysa kapsayıcılık herkesi memnun etmek değildir.
Kapsayıcılık, zor meselelerde açık tavır alıp farklı insanları ortak bir gelecek etrafında buluşturabilmektir.
CHP’NİN BELEDİYE BAŞKANI MI, KENDİ KARİYERİNİN Mİ?
Artık Mansur Yavaş’ın önünde net bir tercih vardır.
Ya CHP’nin belediye başkanıdır.
O zaman CHP’nin örgütüyle, seçmeniyle, kurumlarıyla ve değerleriyle daha güçlü bir bağ kurmalıdır.
Ya da kendi siyasi kariyerinin peşinden giden bağımsız bir siyasi aktördür.
O zaman da bunu açıkça söylemelidir.
Ama artık:
CHP’den seçilip CHP’ye mesafeli,
CHP’nin oylarını alıp CHP’nin örgütünden uzak,
CHP dışındaki siyasi çevrelerle daha rahat ilişki kuran,
kendi siyasi geleceğine göre pozisyon alan
bir görüntü sürdürülemez.
Çünkü bu görüntü ne CHP seçmenini tatmin eder ne de Türkiye’ye gerçek bir Cumhurbaşkanlığı alternatifi sunar.
SON SÖZ: MANSUR YAVAŞ ARTIK KARARINI VERMELİ
Mansur Yavaş’ı sevebilirsiniz.
Başarılı bulabilirsiniz.
Ankara’yı iyi yönettiğini düşünebilirsiniz.
Oy verebilirsiniz.
Bunların tamamı demokratik tercihtir.
Ama Cumhurbaşkanlığı başka bir ölçektir.
Cumhurbaşkanı;
kapsayıcı olacak.
Risk alacak.
Sorumluluk alacak.
Mücadele edecek.
Bedel ödemeyi göze alacak.
Kendi siyasi geleceğini gerektiğinde riske atacak.
Kriz anında ortaya çıkacak.
Toplumun tamamıyla bağ kuracak.
Mansur Yavaş’ın bugüne kadar ortaya koyduğu siyasi pratiğin bu ölçüleri ne kadar karşıladığı ise ciddi biçimde tartışmalıdır.
Çünkü ortada şu görüntü vardır:
MHP’den CHP’ye gelen bir siyasetçi.
CHP’nin oylarıyla iki dönem Ankara’yı yöneten bir belediye başkanı.
CHP Genel Merkezi ile ilişkisi tartışılan bir siyasi aktör.
CHP dışındaki siyasi çevrelerle temas kurabilen bir isim.
Özgür Özel’in yanında siyasi pozisyon alabilen ancak CHP’nin geçmiş yönetimleriyle ilişkisi soru işareti oluşturan bir belediye başkanı.
İşçi, madenci, esnaf, öğrenci, eğitim, demokrasi ve basın özgürlüğü gibi alanlarda daha güçlü siyasi inisiyatif göstermesi beklenen bir siyasetçi.
Ve bütün bunların üzerinde:
Kendi siyasi kariyeri ile CHP’nin kurumsal geleceği arasında nasıl bir tercih yapacağı henüz netleşmemiş bir isim.
Artık bu belirsizlik sona ermeli.
Mansur Yavaş kararını vermeli:
CHP’NİN BAŞKANI MISIN, KENDİ KARİYERİNİN Mİ?
Çünkü siyaset kimlik ister.
Liderlik cesaret ister.
Cumhurbaşkanlığı sorumluluk ister.
Ve son söz:
MANSUR YAVAŞ’IN SİYASETİ: RİSK YOK, SORUMLULUK YOK, MEVZİ VAR!
Mansur Yavaş artık karar vermelidir.
Kendi mevzisini mi koruyacak, yoksa Türkiye’nin önüne mi geçecek?
Çünkü Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı başka,
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı bambaşka bir sorumluluktur.
