HALKWEBYazarlarSiyaset Ne İçin Yapılır?

Siyaset Ne İçin Yapılır?

Türkiye’de siyaset büyük ölçüde ilkeler üzerinden değil, algılar ve operasyonlar üzerinden şekillendiriliyor.

0:00 0:00

Türkiye’de siyaset artık sadece partilerin yarıştığı bir alan olmaktan çıkmış durumda. Perde arkasında kurulan ittifaklar, koltuk hesapları ve güç odaklarının müdahaleleriyle toplumun önüne yapay bir siyasal düzen konuluyor. Halk ise gerçek bir seçenek sunduklarını iddia eden yapıların giderek aynı merkezde toplandığını görüyor.

Bir dönem düzen karşıtı söylemlerle ortaya çıkan, emekten, halktan, devrimcilikten ve muhalefetten söz eden yapılar bugün kendi kimliklerini korumak yerine başka bir siyasi merkezin etrafında konumlanmış durumda. TİP, EMEP ve DEM gibi partilerin kendi siyasal çizgilerini büyütmek yerine CHP eksenli bir siyasetin tamamlayıcı unsuru haline gelmesi toplumun önemli bir kesiminde büyük bir sorgulamaya neden oluyor.

Çünkü insanlar şunu soruyor:
Madem herkes aynı merkezden konuşacaksa, madem herkes aynı adayların peşine dizilecekse, madem bütün siyaset tek bir yapının kuyruğuna bağlanacaksa o zaman farklı partilerin varlık sebebi nedir?

Bugün yaşanan tablo ideolojik bir birliktelikten çok bir siyasi dizayn görüntüsü vermektedir. Birileri sadece CHP’yi değil, muhalefetin tamamını aynı çizgide toplamaya çalışıyor. Farklı sesler susturuluyor, farklı siyaset üretme ihtimali bastırılıyor. Muhalefet çeşitliliği denilen şey yerini tek merkezden yönetilen bir blok siyasetine bırakıyor.

Daha da dikkat çekici olan ise bazı siyasi yapıların kendi politikalarını üretmek yerine bütün enerjilerini Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden siyaset kurmaya harcamalarıdır. Türkiye’nin ekonomik krizine, işsizliğe, yoksulluğa, eğitim çöküşüne ya da halkın gerçek sorunlarına dair güçlü projeler ortaya koymak yerine; bütün siyasal dili CHP içi hesaplaşmalara sıkıştırmaları ciddi bir siyasi tükenmişlik görüntüsü vermektedir.

Bugün CHP’nin mevcut yönetimini koşulsuz destekleyen bazı yapıların bağımsız siyaset üretmekten uzaklaştığı yönündeki eleştiriler toplumda daha yüksek sesle konuşuluyor. Çünkü siyaset; bir kişiye karşı konum almak ya da bir partinin iç kavgasında taraf olmak değildir. Siyaset halk için yol göstermek, çözüm üretmek ve toplumun geleceğine dair güçlü bir irade ortaya koyabilmektir.

Ancak gelinen noktada birçok yapı kendi kimliğini büyütmek yerine CHP yönetiminin söylem tekrarına dönüşmüş durumdadır. Kendi tabanını harekete geçiren özgün politikalar üretmek yerine, sosyal medya gündemleri ve günlük polemiklerle var olmaya çalışan bir siyaset anlayışı ortaya çıkmıştır.

Daha da ağır olan ise yıllarca ahlak, emek ve temiz siyaset söylemleriyle ortaya çıkan bazı sözde sosyalist yapıların; CHP içerisinde gündeme gelen yolsuzluk iddiaları, delege pazarlıkları, çıkar ilişkileri ve kamuoyunda tartışılan kirli görüntüler karşısında sessiz kalmalarıdır. Dün en küçük bir olay karşısında “halk adına hesap soruyoruz” diyenlerin bugün siyasi yakınlık uğruna görmezden gelmesi büyük bir çelişki yaratmaktadır.

Delege satın alma iddiaları konuşulurken, belediyeler etrafında oluşan rant ilişkileri tartışılırken, makam gücünün kişisel ilişkiler için kullanıldığına dair kamuoyuna yansıyan görüntüler toplumda infial yaratırken; bu yapılardan güçlü bir eleştiri gelmemesi dikkat çekmektedir. Çünkü mesele ilke değil de taraf olunca, bazı çevrelerin sessizliği daha da görünür hale gelmektedir.

Oysa gerçek sosyalist siyaset; kim yaparsa yapsın yolsuzluğa karşı çıkmayı, rant düzenine itiraz etmeyi ve halkın hakkını savunmayı gerektirir. Eğer bir yapı kendi siyasi yakınlığı nedeniyle gördüğü yanlışlara susuyorsa, artık düzen karşıtı değil düzenin parçası haline gelmiş demektir.

En acı olan ise yıllarca sisteme, düzene ve sermaye siyasetine karşı olduklarını söyleyen yapıların bugün düzen siyasetinin parçası haline gelmiş görüntü vermesidir. Sokakta emek, adalet ve halk diyenlerin; seçim dönemlerinde koltuk pazarlıkları ve siyasi hesapların gölgesinde hareket etmesi toplumdaki güven krizini daha da büyütüyor.

Halk artık şunu açık şekilde görüyor:
Türkiye’de siyaset büyük ölçüde ilkeler üzerinden değil, algılar ve operasyonlar üzerinden şekillendiriliyor. Kimlerin parlatılacağına, kimlerin tasfiye edileceğine, hangi partinin büyütülüp hangisinin etkisizleştirileceğine adeta görünmeyen bir mekanizma karar veriyor.

Bu yüzden insanlar sadece iktidarı değil, muhalefeti de sorguluyor. Çünkü gerçek muhalefet; başka bir partinin gölgesinde yürümek değil, gerektiğinde herkese karşı kendi sözünü söyleyebilmektir. Aksi halde ortaya çıkan şey mücadele değil, siyasetin merkezileştirilmiş bir dekorundan ibaret olur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI