HALKWEBYazarlarDünya Değişti, Acılar Neden Hâlâ Aynı?

Dünya Değişti, Acılar Neden Hâlâ Aynı?

Özgürlük adına kurulan birçok sistem zamanla yeni baskı mekanizmalarına dönüştü. Çünkü dönüşmeyen bilinç, eline geçen her gücü eski dünyanın yeniden üretimi için kullanır.

0:00 0:00

 

Değişen Ama Dönüşmeyen Erkeğin Kurduğu Dünya

Dünya sürekli değişiyor. Peki neden insanlığın acıları yalnızca biçim değiştirerek devam ediyor?

Belki de insanlığın en büyük yanılgısı, değişimi dönüşüm sanmasıdır.

Tarih boyunca krallar gitti, devletler değişti, devrimler yapıldı, ideolojiler doğdu ve yıkıldı. Bilim ilerledi, teknoloji baş döndürücü bir hız kazandı. Dünya sürekli değişti.

Ama savaşlar bitmedi.

Sömürü ortadan kalkmadı.

Eşitsizlik sona ermedi.

İnsanın insan üzerindeki tahakkümü farklı biçimlerde yaşamaya devam etti.

Çünkü değişen çoğu zaman yalnızca biçimdi; dönüşen ise çok az şey oldu.

Oysa değişim ile dönüşüm aynı şey değildir.

Değişim dışarıda gerçekleşir.

Dönüşüm içeride.

Değişim kurumları değiştirir.

Dönüşüm zihniyeti.

Değişim yönetimleri değiştirir.

Dönüşüm insanı.

Bu yüzden tarihte yaşanan birçok devrim, insanlığın temel sorunlarını çözmek yerine bazen yeni sorunlar yarattı. Saraylar yıkıldı ama saray zihniyeti ayakta kaldı. İktidarlar değişti ama hükmetme arzusu değişmedi.

Özgürlük adına kurulan birçok sistem zamanla yeni baskı mekanizmalarına dönüştü. Çünkü dönüşmeyen bilinç, eline geçen her gücü eski dünyanın yeniden üretimi için kullanır.

Bu gerçeklik en çok da erkek egemen uygarlıkta görülür.

Buradaki mesele biyolojik erkeklik değil; binlerce yıldır insanlığın üzerine çöken erkek egemen zihniyettir. Bu zihniyet paylaşmaktan çok hükmetmeyi, anlamaktan çok kontrol etmeyi, birlikte yaşamaktan çok yönetmeyi esas alır.

Bu nedenle dönüşmeyen erkek; ailede, devlette, partide, örgütte ve hatta devrimde bile aynı hiyerarşiyi yeniden üretir.

Söylemler değişir.

Kurumlar değişir.

Sloganlar değişir.

Ama yönetme arzusu çoğu zaman aynı kalır.

Bugün insanlık tarihin en büyük teknolojik sıçramalarından birini yaşıyor. Ancak aynı zamanda hiç olmadığı kadar yalnız, hiç olmadığı kadar tüketim bağımlısı ve hiç olmadığı kadar anlam arayışı içinde.

Teknoloji değişti, insan değişmedi.

Araçlar gelişti, bilinç gelişmedi.

Dünya büyüdü, insan küçüldü.

Belki de insanlığın asıl sorunu değişim eksikliği değil, dönüşüm eksikliğidir.

Çünkü dönüşmeyen insanın kurduğu her sistem, eninde sonunda kendisine benzeyecektir.

Dünya değişiyor. Peki biz gerçekten dönüşüyor muyuz, yoksa acılarımıza yalnızca yeni isimler vererek aynı hikâyeyi yaşamaya devam mı ediyoruz?

YAZARIN DİĞER YAZILARI