HALKWEBYazarlarCUMA’YI AJANDAYA, ABDESTİ KAMERAYA KOYMAK!

CUMA’YI AJANDAYA, ABDESTİ KAMERAYA KOYMAK!

YENİ SİYASET VİTRİNİ Mİ?

Siyasette bazen söylenen sözden çok, gösterilen görüntü konuşur.

Bazen bir siyasi programdaki tek bir satır, sayfalarca bildiriden daha fazla şey anlatır.

Hele o satır “Cuma Namazı” ise…

Hele ardından kameralar karşısında abdest görüntüleri geliyorsa…

İnsanın sormadan edemeyeceği bir soru ortaya çıkar:

Cuma namazı ibadet midir, siyasi program maddesi mi?

Özgür Özel bugün YENİ Parti Genel Başkanı.

Ancak geçmişte Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanlığı koltuğunda oturmuş bir siyasetçi.

Dolayısıyla bugün yaptığı siyasi tercihler yalnızca bugünkü siyasi kimliğiyle değil, geçmişte temsil ettiği CHP Genel Başkanlığı makamıyla da değerlendirilir.

Ve tam da burada mesele başlıyor.

Çünkü kimsenin Özgür Özel’in namaz kılmasına itirazı yok.

Abdest almasına da yok.

Camiye gitmesine de yok.

İnancını yaşamasına zaten kimse karışamaz.

Ama ibadeti siyasi vitrinin içine koyarsanız, artık mesele sadece ibadet olmaktan çıkar.

Siyasi iletişim haline gelir.

Siyasi mesaj haline gelir.

Ve siyasi mesaj haline gelen her şey de eleştiriye açıktır.

CUMA NAMAZI NEDEN AJANDADA?

Bir siyasi liderin mitingi siyasi programdır.

Esnaf ziyareti siyasi programdır.

İşçi buluşması siyasi programdır.

Çiftçi toplantısı siyasi programdır.

Gençlerle buluşma siyasi programdır.

Basın toplantısı siyasi programdır.

Peki…

Cuma namazı neden siyasi programın maddesidir?

Bir siyasetçi cuma günü camiye gidebilir.

İstediği camide namazını kılabilir.

Kimse de buna karışamaz.

Ama bunu resmi siyasi programa yazıp kamuoyuna ilan ettiğiniz anda, ister istemez şu soru sorulur:

“Bu bilgi neden kamuoyuna veriliyor?”

Vatandaşın bunu bilmesinin siyasi bir karşılığı nedir?

Seçmene hangi mesaj verilmektedir?

“Ben de dindarım” mesajı mı?

Eğer buysa, yeni siyasetin ölçüsü gerçekten bu mudur?

ABDESTİ KAMERAYA, SİYASETİ VİTRİNE KOYMAK!

Şimdi bir de abdest görüntüsü meselesi var.

Abdest alınır.

Namaz kılınır.

İbadet edilir.

Bunlar insanın vicdanıyla ilgilidir.

Kamera ile değil, inanç ile ilgilidir.

İbadetin değeri kameranın çözünürlüğüyle artmaz.

Caminin adresi sosyal medyada paylaşılınca ibadet daha makbul hale gelmez.

Seccade siyasi iletişim aracına dönüşünce siyaset daha ahlaklı olmaz.

Tam tersine…

İbadeti siyasetin vitrinine koyduğunuz anda, onu siyasetin polemiklerine de teslim etmiş olursunuz.

Bugün abdest videosu.

Yarın Cuma namazı.

Öbür gün başka bir dini ritüel.

Sonra siyaset bir bakarsınız ki ekonomik programı, hukuk reformunu, eğitim politikasını değil;

kim nerede namaz kıldı, kim kimin arkasında saf tuttu, kim ne kadar dindar görünüyor

bunları konuşuyor.

İşte asıl tehlike budur.

YENİ PARTİ, ESKİ SİYASETİN YENİ VİTRİNİ Mİ?

Özgür Özel bugün YENİ Parti Genel Başkanı.

Peki YENİ Parti’nin “yeni” iddiası nedir?

Yeni siyaset;

daha fazla abdest görüntüsü müdür?

Yeni siyaset;

Cuma namazını siyasi ajandaya yazmak mıdır?

Yeni siyaset;

“Ben de sizin gibi dindarım” mesajı vermek midir?

Eğer yeni siyaset buysa, kusura bakmayın ama bunun neresi yeni?

Türkiye bu görüntüleri daha önce de gördü.

Türkiye yıllardır siyasetin dini semboller üzerinden yapılmasının sonuçlarını izliyor.

Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir “kim daha dindar?” yarışması değildir.

Türkiye’nin ihtiyacı:

Kim daha adil?

Kim daha dürüst?

Kim daha liyakatli?

Kim hukukun üstünlüğünü savunuyor?

Kim milletin hakkını koruyor?

İşte yeni siyasetin soruları bunlar olmalıdır.

CAMİDEKİ SAF DEĞİL, ADALET KARŞISINDAKİ SAF ÖNEMLİDİR

Siyasetçinin hangi camide namaz kıldığı elbette onun kişisel tercihidir.

Ama siyasetçinin adalet karşısında hangi safta durduğu, artık hepimizin meselesidir.

Hangi imamın arkasında saf tuttuğundan çok;

hukukun arkasında durup durmadığı önemlidir.

Hangi camide ibadet ettiğinden çok;

haksızlığa uğrayanın yanında olup olmadığı önemlidir.

Hangi seccadeye bastığından çok;

milletin hakkına basıp basmadığı önemlidir.

Kameraya verdiği abdest görüntüsünden çok;

siyasetin kirinden kendisini arındırıp arındıramadığı önemlidir.

İşte siyasetçinin gerçek sınavı budur.

LAİKLİK DİN DÜŞMANLIĞI DEĞİL, DİNİ SİYASETTEN KORUMAKTIR

Burada özellikle altını çizmek gerekiyor.

Laiklik, insanların ibadet etmesine karşı çıkmak değildir.

Laiklik, camileri kapatmak değildir.

Laiklik, dindar insanlara düşmanlık değildir.

Tam tersine:

Laiklik, herkesin inancını özgürce yaşayabilmesinin güvencesidir.

Dindar vatandaşın da hakkıdır.

Dindar olmayan vatandaşın da hakkıdır.

Farklı inançtan olanın da hakkıdır.

Hiçbir inanca sahip olmayanın da hakkıdır.

Devletin ve siyasetçinin görevi ise bunlardan birini diğerine üstün kılmak değil, hepsinin özgürlüğünü güvence altına almaktır.

Bu nedenle ibadetin siyasi gösteriye dönüştürülmesine itiraz etmek, ibadete karşı çıkmak değildir.

Tam tersine:

İbadeti siyasetin kirli hesaplarından korumaktır.

ÖZGÜR ÖZEL’E SORUYORUZ

Cuma namazını hangi camide kılacağınızı neden siyasi programınıza yazıyorsunuz?

Abdest alma görüntüsünü neden kamuoyuna servis ediyorsunuz?

İbadeti neden siyasi iletişiminizin bir parçası haline getiriyorsunuz?

Seçmene ne anlatmak istiyorsunuz?

“Ben de dindarım” mı?

Peki buna gerçekten ihtiyaç var mı?

Türkiye’de siyasetçinin dindarlığını ispat etmesine gerek yok.

Çünkü siyasetçinin dindarlığı değil;

adaleti ölçülmelidir.

İnancı değil;

liyakatı ölçülmelidir.

Cami görüntüsü değil;

hukuk karşısındaki tavrı ölçülmelidir.

ESKİ CHP GENEL BAŞKANINDAN YENİ PARTİ GENEL BAŞKANLIĞINA…

Özgür Özel’in siyasi hayatında önemli bir değişim yaşandı.

Dün CHP Genel Başkanıydı.

Bugün YENİ Parti Genel Başkanı.

Dolayısıyla yeni siyasi kimliğiyle ortaya koyduğu her tercih, geçmişte taşıdığı CHP Genel Başkanlığı kimliğiyle de ister istemez karşılaştırılacaktır.

Çünkü mesele sadece Özgür Özel’in ne yaptığı değildir.

Mesele aynı zamanda Türkiye’de yeni siyasetin neye dönüşeceğidir.

Eğer yeni siyaset;

Cuma namazını siyasi ajandaya yazmak,

abdest görüntülerini kameraya vermek,

dini sembolleri siyasi iletişim malzemesine dönüştürmek ise…

O zaman sormak gerekir:

Bunun eski siyasetten farkı nedir?

Sadece tabela mı değişti?

Yoksa gerçekten siyaset anlayışı mı değişti?

TÜRKİYE’NİN SECCADE DEĞİL, ADALET SORUNU VAR

Türkiye’nin bugün çok daha ciddi meseleleri var.

Emeklinin geçim derdi var.

Gencin işsizlik derdi var.

Çiftçinin üretim maliyeti var.

İşçinin geçim sıkıntısı var.

Esnafın borcu var.

Öğrencinin gelecek kaygısı var.

Hukukun üstünlüğü tartışılıyor.

Liyakat tartışılıyor.

Demokrasi tartışılıyor.

Özgürlükler tartışılıyor.

Ve bütün bunların ortasında siyaset;

“Cuma namazını hangi camide kılacağım?”

noktasına sıkışıyorsa…

Kusura bakmayın.

Burada ciddi bir siyasi iletişim tercihini sorgulamak gerekir.

Çünkü milletin ihtiyacı seccade fotoğrafı değil, çözümdür.

İhtiyacı cami adresi değil, adalettir.

İhtiyacı abdest videosu değil, hukuktur.

İBADET ALLAH İLE KUL ARASINDADIR; SİYASET MİLLET İLE SİYASETÇİ ARASINDA

Bu ayrımı kaybetmeyelim.

İbadet Allah ile kul arasındadır.

Siyaset millet ile siyasetçi arasındadır.

İbadetin hesabı vicdandadır.

Siyasetin hesabı millete verilir.

İbadet gösterişten uzak olmalıdır.

Siyaset ise hesap vermekten kaçmamalıdır.

İbadet kameraya gösterilerek büyümez.

Ama siyasetçi kameradan kaçıp milletin hesabından da kaçamaz.

İşte mesele budur.

SON SÖZ: CUMA NAMAZI İBADETTİR, SİYASİ PROGRAM DEĞİL!

Özgür Özel namaz kılabilir.

Abdest alabilir.

Camiye gidebilir.

İbadetini yapabilir.

Bunların tamamı onun kişisel özgürlüğüdür.

Kimsenin buna müdahale hakkı yoktur.

Ama bir siyasi lider, kişisel ibadetini resmi siyasi programına koyuyor ve bunu kamuoyuna siyasi iletişim unsuru olarak sunuyorsa, bunun siyasi bir tercih olduğunu söylemek de vatandaşın hakkıdır.

Çünkü:

CUMA NAMAZI İBADETTİR, SİYASİ PROGRAM DEĞİL.

ABDEST İBADETTİR, PROPAGANDA VİDEOSU DEĞİL.

CAMİ İBADET MEKÂNIDIR, SİYASİ VİTRİN DEĞİL.

İNANÇ, OY ALMA STRATEJİSİ DEĞİLDİR.

LAİKLİK DİN DÜŞMANLIĞI DEĞİL, İBADETİ SİYASİ İSTİSMARDAN KORUMAKTIR.

Ve artık Türkiye’nin ihtiyacı çok açık:

Daha çok seccade görüntüsü değil, daha çok adalet.

Daha çok cami adresi değil, daha çok hukuk.

Daha çok dini vitrin değil, daha çok Cumhuriyet bilinci.

Çünkü siyasetçinin nerede namaz kıldığı değil;

MİLLETİN HAKKI KARŞISINDA HANGİ SAFTA DURDUĞU ÖNEMLİDİR.

Ve siyasetin asıl ölçüsü de budur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI