HALKWEBYazarlarHacı Bayram'dan Çıkıp Nereye?

Hacı Bayram’dan Çıkıp Nereye?

Siyasette bazen bir parti kurulmaz; bir yenilgi tescil edilir.

Bugün tanık olduğumuz tablo tam da budur.

CHP’den ayrılanların önemli bir kısmı için dönüş yolu artık fiilen kapanmıştır. Kamuoyunda isimleri yıllardır tartışmalarla anılanların, sağ siyasetten transfer edilenleri bir kenara bıraksak bile, CHP’nin siyasal müktesebatında zaten kalıcı bir karşılığı yoktu. Er ya da geç tasfiye edilecekleri belliydi.

Şimdi ise sıra, “değişim” diye yola çıkanların kendi iç hesaplaşmasına geldi.

Artık Özgür Özel ile Ekrem İmamoğlu baş başadır.

Düne kadar birlikte yürüyenlerin, yarın aynı gemide kalıp kalamayacağını zaman gösterecek.

İBB soruşturmalarına ilişkin iddianamede ortaya konulan iddialar ve CHP kurultayına ilişkin mutlak butlan davasında ileri sürülen gerekçeler üzerinden şekillenen tartışmaların ardından yeni bir parti kurulması, siyasetin en dikkat çekici gelişmelerinden biri oldu. Bu gelişmenin hukuki değerlendirmesi ise yargı mercilerinin vereceği kararlarla netleşecektir.

Ancak siyasi fotoğraf nettir.

CHP içerisinde hedeflerine ulaşamayanlar, bu kez ayrı bir tabela altında şanslarını denemeye karar vermiştir.

İşin en ilginç tarafı ise başlangıç adresidir.

Hacı Bayram-ı Veli…

Cuma namazı…

Ardından yürüyüş…

Peki neden?

Çünkü birileri, Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’i ilan etmeden önce milletvekilleriyle birlikte Hacı Bayram Camii’nde namaz kılıp ardından Meclis’e yürüdüğünü hatırlatmış olmalı.

Ama tarihle fotoğraf çektirmek, tarih yazmak değildir.

Atatürk, Hacı Bayram’dan çıkıp bir rejim değişikliğine yürüdü. Saltanatı tarihe gömdü, egemenliği millete teslim etti.

Bugün aynı güzergâhta yürüyenler ise neyi tarihe gömüyor?

Eski partilerini mi?

Kendi siyasi geçmişlerini mi?

Yoksa yıllarca savunduklarını mı?

İşte cevap bekleyen soru budur.

Türkiye siyasetinde semboller çok kullanıldı.

Hacı Bayram’dan yürüyenler oldu.

Saraçhane’den yürüyenler oldu.

Anıtkabir’i fon yapanlar oldu.

Milletin hafızasına hitap etmeye çalışan çok siyasetçi geldi geçti.

Ama tarih bize tek bir şey öğretti:

Semboller seçim kazandırmaz.

Millet, fotoğrafa değil; samimiyete oy verir.

Bir başka dikkat çekici tercih ise bütün milletvekillerinin kurucu yapılmasıdır.

İlk bakışta güç gösterisi gibi duruyor.

Oysa siyasette bazen en büyük kalabalık, en büyük yalnızlığın habercisidir.

Herkesi aynı gemiye bindirmek maharet değildir.

Asıl maharet, gemi su almaya başladığında kimlerin içeride kalacağını bilmektir.

Eğer bu siyasi hesap tutmazsa, bugün kurucu sıfatıyla alkışlanan isimler yarın aynı başarısızlığın ortakları olarak anılacaktır.

Belki de en hızlı siyasi arınma böyle olur.

Kim, nerede duruyor…

Kim, hangi çizgiyi temsil ediyor…

Kim, hangi hesabın içinde yer alıyor…

Hepsi bir anda görünür hâle gelir.

Artık kimsenin arkasına saklanacağı bir tabela kalmamıştır.

Yeni Parti kurulmuştur.

Şimdi sıra, yeni hesabın sandıkta görülmesindedir.

Yürüyün arkadaşlar…

Yürüyün…

Ama şunu unutmayın:

Tarih, Hacı Bayram’dan yürüyenleri değil; vardıkları yeri yazar.

YAZARIN DİĞER YAZILARI