BUTLAN SONRASI LİYAKAT Mİ, KONGRE MÜHENDİSLİĞİ Mİ?
CHP MYK’sı nereye koşuyor?
Artık bu soruyu sormak bir tercih değil, siyasi bir zorunluluktur.
Çünkü mahkeme kararının ardından CHP’de yeni bir dönem başladığı söylenirken, örgütlerde yaşanan görevden almalar, atamalar ve yetkilendirmeler beraberinde çok daha önemli bir soruyu getiriyor:
CHP ÖRGÜTLERİ YENİDEN Mİ YAPILANDIRILIYOR, YOKSA YARININ KONGRESİ BUGÜNDEN Mİ DİZAYN EDİLİYOR?
İşte asıl mesele budur.
Kimse bize “örgütleri toparlıyoruz” masalını anlatmasın.
Örgütleri toparlamak başka şeydir, örgütlerin delege yapısını kendi siyasi hesabına göre biçimlendirmek başka şeydir.
Bugün il ve ilçe başkanlıklarına yapılan atamalarda gerçekten liyakat mi aranıyor?
Örgüt emeği mi?
Sandık başarısı mı?
Parti birikimi mi?
Toplumdaki karşılığı mı?
Yoksa kapalı kapılar ardında çok daha basit bir hesap mı yapılıyor?
“Bu isim yarın kongrede kaç delege getirir?”
Eğer hesap buysa, bunun adı örgüt yönetimi değildir.
Bunun adı kongre mühendisliğidir.
Ve CHP’nin yıllardır eleştirdiği delege düzenini değiştirmek yerine, aynı mekanizmayı başka isimlerle yeniden kurmak, CHP’ye değişim değil, koltuk değişimi yaşatmaktır.
BİR DE KILIÇDAROĞLU MESELESİ VAR!
Burada çok daha rahatsız edici bir siyasi tutarsızlıkla karşı karşıyayız.
Mahkemenin butlan kararına kadar geçen son iki yılda Kemal Kılıçdaroğlu hakkında tek bir tweet atmayan, tek bir açıklama yapmayan, tek kelimeyle bile savunmayanlar, 30 Mayıs sonrasında bir anda Kılıçdaroğlu havarisi kesildiler.
Ne oldu?
Kılıçdaroğlu mu değişti?
Siz mi değiştiniz?
Yoksa siyasi hesaplarınız mı değişti?
İki yıl boyunca sustunuz.
İki yıl boyunca seyrettiniz.
İki yıl boyunca Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştiriler karşısında ortalıkta görünmediniz.
Bugün ise çıkmış, Kılıçdaroğlu’nun siyasi mirasını anlatıyor, CHP’nin geleceğine yön vermeye kalkıyorsunuz.
Pes doğrusu!
Madem Kılıçdaroğlu’nun siyasi çizgisine inanıyordunuz, neden iki yıl boyunca sustunuz?
Madem yapılanların yanlış olduğunu düşünüyordunuz, neden o gün konuşmadınız?
Madem CHP’nin geleceği konusunda bu kadar hassastınız, neden o günlerde tek bir siyasi bedel ödemeyi göze almadınız?
Dün susup bugün konuşmak siyasi cesaret değildir.
Dün görmezden gelip bugün hesap sormak siyasi tutarlılık değildir.
Dün savunmayıp bugün sahiplenmek ilke değil, konjonktürdür.
Siyaset, şartlar değişince taraf değiştirmek değildir.
Siyaset, bedeli ne olursa olsun inandığın düşüncenin arkasında durabilmektir.
PEKİ BUGÜN NE YAPILIYOR?
Şimdi aynı anlayış CHP örgütlerinde mi uygulanıyor?
İl başkanı atanıyor.
İlçe başkanı atanıyor.
Görevden almalar yapılıyor.
Yetkilendirmeler yapılıyor.
Ve bütün bunlar olurken CHP tabanının önüne konulan açıklama çoğu zaman birkaç cümleden ibaret.
Peki biz soruyoruz:
HANGİ KRİTER?
Hangi liyakat?
Hangi başarı?
Hangi örgütsel birikim?
Hangi demokratik ölçüt?
Hangi üye iradesi?
Yoksa asıl soru şu mu:
“BİZİM KONGREDE KAÇ DELEĞEMİZ OLACAK?”
Eğer bu soru soruluyorsa, CHP’nin değiştiğini kimse söylemesin.
Çünkü bu anlayış, CHP’nin eleştirdiği eski düzenin başka ellerde yeniden kurulmasından ibarettir.
İsimler değişir, yöntem değişmez.
Koltuklar değişir, hesap değişmez.
Sloganlar değişir, vesayet değişmez.
Bunun adı demokrasi değildir.
Bunun adı örgüt mühendisliğidir.
CHP ÜYELERİ KİMSENİN SATRANÇ TAHTASI DEĞİLDİR!
CHP üyeleri bir sonraki kongrede kullanılacak delege sayısını artırmak için dizilmiş taşlar değildir.
İl ve ilçe örgütleri genel merkezin siyasi hesaplarının taşeronu değildir.
Delege, birilerinin siyasi geleceğini garanti altına almak için seçilmez.
Delege, örgütün iradesini temsil eder.
Eğer merkezden yapılan atamalarla yarının kongre dengeleri bugünden belirleniyorsa, ortada demokratik kongre değil, sonucu önceden hesaplanmış bir organizasyon vardır.
Bunun adı kongre değildir.
Bunun adı kongre mühendisliğidir.
Ve CHP’nin buna ihtiyacı yoktur.
MYK’YA AÇIK ÇAĞRI!
Artık lafı dolandırmayın.
CHP MYK’sı açıkça cevap vermelidir:
İl ve ilçe başkanları hangi kriterlere göre atanıyor?
Kim, neden görevden alınıyor?
Atamalarda liyakat nasıl ölçülüyor?
Örgütlerin görüşü alınıyor mu?
Atanan isimlerin kongredeki olası delege etkisi hesaplanıyor mu?
Bugün yapılan atamalarla yarının kongre dengeleri arasında bir ilişki var mı?
Ve en kritik soru:
SİZ CHP’Yİ KONGREYE Mİ HAZIRLIYORSUNUZ, YOKSA KONGRENİN SONUCUNU MU HAZIRLIYORSUNUZ?
Bu soruya verilecek cevap, CHP’nin gerçekten değişip değişmediğini gösterecektir.
ARTIK CHP’DE HESAP VERME ZAMANI!
Kimse CHP tabanından sürekli fedakârlık beklemesin.
Kimse üyelerden sabır istemesin.
Kimse “demokrasi” deyip kapalı kapılar ardında delege hesabı yapmasın.
Kimse “değişim” deyip eski yöntemlerin yeni uygulayıcısı olmasın.
Ve özellikle kimse dün sustuğu için bugün hesap sormaya hakkı yokmuş gibi davranmasın.
Çünkü CHP’nin hafızası vardır.
Örgütün hafızası vardır.
Üyenin hafızası vardır.
Kim nerede durdu, kim ne zaman sustu, kim ne zaman konuştu, kim ne zaman saf değiştirdi; hepsi unutulmaz.
Dün Kılıçdaroğlu için tek kelime etmeyenlerin bugün Kılıçdaroğlu üzerinden siyasi pozisyon üretmesini de,
Bugün “örgüt iradesi” deyip yarın kendi delege hesabını yapanları da,
“Liyakat” deyip kendi kadrosunu yerleştirenleri de
CHP örgütü elbette sorgulayacaktır.
Çünkü artık CHP’nin ihtiyacı yeni bir siyasi vesayet değildir.
CHP’nin ihtiyacı yeni bir delege düzeni değildir.
CHP’nin ihtiyacı kişilere göre değişen sadakat değildir.
CHP’nin ihtiyacı;
LİYAKAT.
ŞEFFAFLIK.
ÖRGÜT İRADESİ.
DEMOKRATİK KONGRE.
SİYASİ TUTARLILIK.
Ve en önemlisi:
HESAP VEREBİLEN BİR YÖNETİM!
Çünkü CHP artık şu kısır döngüyü kırmak zorundadır:
Dün iktidarı eleştiren,
bugün koltuğa oturan,
yarın kendi iktidarını kuran,
sonra da dün eleştirdiği yöntemleri kendisi uygulayan…
Bunun adı değişim değildir.
Bunun adı yalnızca iktidarın el değiştirmesidir.
CHP’yi değiştirmek isteyenler önce kendi yöntemlerini değiştirmek zorundadır.
Önce kapalı kapıları açacaksınız.
Önce örgütün sesini duyacaksınız.
Önce liyakati esas alacaksınız.
Önce delege hesabını bırakacaksınız.
Önce dün sustuğunuz meselelerde bugün neden konuştuğunuzu açıklayacaksınız.
Sonra çıkıp CHP’nin geleceğine dair söz söyleyeceksiniz.
Yoksa kusura bakmayın…
Dün sustuğunuz yerde bugün kahramanlık taslamanızın da, örgütü kendi siyasi hesabınıza göre dizayn etmenizin de adı demokrasi değildir.
Bunun adı olsa olsa siyasi fırsatçılıktır.
Ve CHP’nin buna artık tahammülü olmamalıdır.
CHP MYK NEREYE KOŞUYOR?
Örgütün iradesine mi?
Liyakata mı?
Demokrasiye mi?
Yoksa…
BİR SONRAKİ KONGRENİN DELEGE HESABINA MI?
Cevabı CHP MYK verecek.
Ama unutulmasın:
CHP üyeleri kimsenin siyasi mühendislik projesinin malzemesi değildir.
CHP birilerinin delege hesabından ibaret değildir.
CHP, birkaç kişinin siyasi geleceğini garanti altına almak için kurulmuş bir yapı değildir.
CHP, üyelerinindir.
Örgütündür.
Ve nihayetinde milletindir.
