Türkiye’de Alevilerin yaşadığı en büyük sorunlardan biri yıllarca inkâr politikaları olmuşsa, bir diğer önemli sorun da Aleviliğin siyasi ve etnik kimliklerin dar kalıplarına sıkıştırılmasıdır. Ne yazık ki DEM Parti içerisinde etkili olan inanç kurulu yapılanması, Aleviliği özgürleştirmek yerine belirli bir kimlik siyasetine mahkûm ederek bu kadim inanç üzerinde ciddi tahribatlar yaratmıştır.
Alevilik, yüzyıllar boyunca farklı etnik kökenlerden insanların ortak inanç ve kültür havzası olmuştur. Ancak son dönemde Aleviliği yalnızca Kürt kimliği üzerinden tanımlamaya çalışan anlayış, hem tarihsel gerçeklere hem de Aleviliğin özündeki çoğulculuğa zarar vermiştir. Bu yaklaşım, inancı siyasetin hizmetine sokarken Alevi toplumunu da yapay ayrışmaların içine sürüklemiştir.
Bugün gelinen noktada Aleviler, inanç temelinde değil, etnik ve siyasi aidiyetler üzerinden ayrıştırılmaktadır. Bir tarafta Aleviliği belirli bir etnik kimlikle özdeşleştirenler, diğer tarafta buna itiraz edenler bulunmaktadır. Sonuç olarak ortaya çıkan tablo, Alevi toplumunun ortak hak mücadelesini zayıflatan ve toplumsal dayanışmasını aşındıran bir bölünmedir.
Daha da dikkat çekici olan ise bu siyasetin çift taraflı milliyetçiliği beslemesidir. Bir milliyetçiliğe yaslanarak yürütülen kimlik siyaseti, karşıt milliyetçi refleksleri de güçlendirmekte; böylece Aleviler inanç ekseninde birleşmek yerine kimlik kamplarına ayrılmaktadır. Bu durumun kazananı ne Aleviler ne de demokrasi olmaktadır.
Aleviliği bir siyasi partinin arka bahçesi gibi gören anlayışlar, aslında Aleviliğin evrensel değerlerine en büyük zararı vermektedir. Çünkü Alevilik; eşitliği, insan sevgisini, adaleti ve farklılıklarla bir arada yaşamayı esas alan bir inanç geleneğidir. Bu geleneği etnik veya siyasi sınırlar içine hapsetmek, onu zenginleştirmek değil daraltmaktır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey, Aleviliği kimlik siyasetinin dar koridorlarından çıkarmak ve onu yeniden kendi tarihsel, kültürel ve inançsal bütünlüğü içerisinde değerlendirmektir. Aksi halde Aleviler adına konuştuğunu iddia eden yapılar, farkında olmadan Alevi toplumunu bölmeye ve ortak geleceğini zayıflatmaya devam edecektir.
