HALKWEBAutorenKemal Kılıçdaroğlu ve İnsan-ı Kâmil Meselesi

Kemal Kılıçdaroğlu ve İnsan-ı Kâmil Meselesi

İnsan-ı kâmil büyük bir söz. Ama daha büyük bir gerçek var. Bu ülkede güç karşısında değişmeyen bir karakter görmek artık nadir.

0:00 0:00

Kemal Kılıçdaroğlu’na “İnsan-ı Kâmil” ödülü verildi.

Bu ifade sıradan bir övgü değil. Tasavvufta insan-ı kâmil, nefsini terbiye etmiş, gücü eline geçtiğinde değişmeyen, öfkesini aklının önüne koymayan, adalet duygusunu kaybetmeyen insan demektir. Bu bir makam değil, bir karakter tarifidir.

Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklediğimi hiçbir zaman saklamadım. Çünkü uzun yıllardır siyasette bağıranın güçlü sayıldığı, sertliğin karizma zannedildiği, öfkenin cesaretle karıştırıldığı bir iklim var. Böyle bir zeminde sakin kalabilmek zayıflık değil, iradedir.

Kılıçdaroğlu’nun dili hep aynı çizgideydi. Yumuşak, ısrarcı ama kırıcı olmayan bir dil. Helalleşme dediğinde alay edenler oldu. Uzlaşma çağrısı yaptığında küçümseyenler oldu. Oysa kutuplaşmanın kazandırdığı bir ülkede gerilimi düşürmeye çalışmak kolay değildir. İnsan kalabalığın alkışladığı tonu değil, vicdanının sesini seçtiğinde yalnız kalmayı göze alır.

Elbette siyasette hatalar yapılır. Yanlış hesaplar olur, stratejiler tutmayabilir. Seçim kazanmak önemlidir ama tek ölçü değildir. Ben daha başka sorular soruyorum. Güç eline geçtiğinde dili değişiyor mu. Kriz anında hırçınlaşıyor mu. Kendine muhalif olana tahammülü var mı.

İnsan-ı kâmil kusursuz insan demek değildir. Kusursuzluk insana ait değildir. Ama öfkesini yönetebilen, karşısındakini şeytanlaştırmayan, kendini kaybetmeyen insandır. Güç karşısında karakterini muhafaza eden insandır.

Bu ödül bir putlaştırma değil, bir üslubun takdiridir. Siyasetin illa sert, kırıcı ve meydan okuyan bir tonla yapılması gerekmediğini hatırlatır. Bağırmadan da lider olunabileceğini, korkutmadan da söz söylenebileceğini gösterir.

Bugün Türkiye’nin ihtiyacı sadece güçlü görünen biri değil. Gücü sakinlikle taşıyabilen biri. Dili yaralamayan biri. Kendisinden olmayanı düşman ilan etmeyen biri.

İnsan-ı kâmil büyük bir söz. Ama daha büyük bir gerçek var. Bu ülkede güç karşısında değişmeyen bir karakter görmek artık nadir.

Ben o yeganeliğe kıymet veriyorum.

Ve şunu da söylemek gerekir. O sadece sakin bir siyasetçi değildir. Gerektiğinde direnen, geri adım atmayan, baskı karşısında savrulmayan bir “demir leblebi” dir. Yumuşak görünen ama kolay yutulmayan bir karakterdir. Sükuneti zayıflık değil, kontrollü bir güç halidir.

Bu ülkenin tam da böyle duruşlara, doğruluktan ve dürüstlükten yana olan karakterlere ihtiyacı var.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS