HALKWEBAutorenAhali Soruyor: Balıkesir Neden Sallanıyor?

Ahali Soruyor: Balıkesir Neden Sallanıyor?

Bilim bana, korkuyla değil bilgiyle hareket etmeyi, söylentiler yerine verilere bakmayı ve paniğe kapılmak yerine hazırlıklı olmayı öğretiyor.

0:00 0:00

Ben deprem uzmanı değilim. Ama bu bölgenin insanıyım. Son aylarda yer sallandıkça, söylenti çoğaldıkça, herkes bir şey söylerken net ve sakin bir açıklama bulamayınca oturup araştırmaya karar verdim.

Korkudan değil; belirsizlikten yoruluyor insan.

Bugün yaşadığımız sarsıntılar, Balıkesir ve özellikle Sındırgı çevresinde durup dururken başlamadı. Resmi kayıtlara baktım: bölgede sismik hareketlilik 2025 yazından beri devam ediyor. Önce orta büyüklükte depremler oldu, ardından aylar boyunca küçük–orta sarsıntılar sürdü. 2026 Ocak sonunda yaşadığımız yaklaşık 5 büyüklüğündeki deprem de bu zincirin son halkalarından biri oldu.

Yani tek bir olay yaşamıyoruz. Aylar ölçeğinde ilerleyen bir sürecin içindeyiz.

Bu tabloya sismolojide bazen “deprem fırtınası” deniyor. Yani tek bir büyük ana depremden sonra gelen klasik artçılardan ziyade, aynı bölgede günler–haftalar boyunca çok sayıda küçük ve orta büyüklükte depremin kümelenmesi. Fayın tek parça değil, segmentlerden oluştuğu yerlerde bu tür kümelenmeler sık görülüyor. Bir parça kırıldığında komşu parçalara stres aktarılıyor; onlar da küçük kırılmalarla yanıt veriyor. Fay sistemi adeta kendi içinde denge arıyor.

Neden burada?

Çünkü Batı Anadolu jeolojik olarak “gerilen” bir bölge. Afrika levhası kuzeye itti, Anadolu bloğu batıya kaçtı. Kabuğun açılmasıyla bölgede ağırlıkla normal faylanma oluştu. Balıkesir–Simav hattı da tam bu sistemin içinde yer aldı.

Resmi kurumların verileri —AFAD ile Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü— depremlerin çoğunun 10–15 kilometre derinlikte gerçekleştiğini gösterdi. Bu kritik bir bilgi. Bu derinlikler, tamamen kabuk içi, tektonik kırılmalara işaret ediyor. Yani yüzeysel çökmelerden ya da sıra dışı bir doğa olayından söz etmiyoruz. Bildiğimiz aktif faylar çalıştı.

Bir başka önemli nokta şu: Bu bölgedeki faylar tek parça değil. Segmentlerden oluşuyor. Bir parça kırıldığında, komşu parçalara stres aktarılıyor. Sismolojide buna Coulomb stres transferi deniyor. Son aylarda gördüğümüz “seri” depremler büyük ölçüde bunun sonucu oldu. Kimi zaman klasik artçı gibi, kimi zaman ana depremi net seçilemeyen kümeler halinde ilerledi.

Bu noktada sık sorulan bir başka soru da şu: “Sındırgı’da termal sular var; bunun depremle ilgisi olabilir mi?”

Termal suların varlığı aslında şaşırtıcı değil. Fay zonları kırıklı–çatlaklı yapılardır ve derinlerden gelen sıcak sular için doğal kanallar oluşturur. Yani termal su çoğu zaman fayın nedeni değil, sonucudur. Faylar suyu yukarı taşır.

Yeraltı suları faydaki sürtünmeyi biraz azaltabilir ama depremi üretmez. Depremin asıl nedeni yer kabuğunda biriken tektonik gerilimdir. Su sadece zaten hazır olan bir sistemi hassaslaştırır.
(Fay yüzeylerini birbirine sürtünen iki büyük taş gibi düşünün; yeraltı suyu araya girince yağ gibi davranır, itmez ama kaymayı kolaylaştırır.)

Gelelim herkesin sorduğu soruya:

Bunlar büyük bir depremin habercisi mi?

Araştırdıkça şunu net gördüm: Bilim böyle kesin konuşmuyor.

Yaklaşık 5 büyüklüğündeki depremler, faylarda yıllar boyunca biriken enerjinin yalnızca küçük bir bölümünü boşalttı. Çoğu zaman bu tür süreçler yerel rahatlama yarattı.
Ama işin bir de şu tarafı var; yakın çevrede uzun süredir hareket etmeyen, yani gerilim biriktiren “kilitli” bir fay parçası bulunuyorsa, bu orta büyüklükteki depremler oradaki dengeyi biraz bozabilir. Yani o fayın zaten bir gün kırılacak olan bölümünü, takvim olarak az da olsa öne çekme ihtimali doğabilir. Bunun olup olmadığını anlayabilmek için GPS ölçümleri, uydu deformasyon verileri ve ayrıntılı stres modelleri gerekir.

Bugün kamuya açık verilerle “şurada büyük deprem olacak” demek mümkün değil.

Şu anda gördüğüm tablo şu.

2025’te başlayan kırılmaların ardından sistem hâlâ kendi içinde denge kurmaya çalışıyor. Küçük ve orta büyüklükte depremlerle stres yeniden dağıldı. Bu süreç aylarca sürdü. Batı Anadolu’da daha önce yaşanan pek çok deprem dizisi de böyle ilerledi.

Geleceğe dair bilimsel olarak söylenebilecekler sınırlı ama net:

Bir: Balıkesir ve çevresi aktif fayların bulunduğu bir bölge. Bu değişmeyecek.
İki: Bir süre daha artçı ve benzeri sarsıntılar görmek şaşırtıcı olmayacak.
Üç: Zaman ve büyüklük vererek deprem tahmini yapmak bugün için mümkün değil.

O yüzden bana göre yapılması gereken kehanet üretmek değil.

Yapı stokunu ciddiyetle sorgulamak. Hasarlı binalardan uzak durmak. Evde basit sabitlemeleri yapmak. Aile içinde küçük bir deprem planı konuşmak.

Yer hareket etti çünkü bu coğrafya hareketli.

Bilim bana, korkuyla değil bilgiyle hareket etmeyi, söylentiler yerine verilere bakmayı ve paniğe kapılmak yerine hazırlıklı olmayı öğretiyor.

Benim araştırmadan çıkardığım özet bu.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS