HALKWEBYazarlarJANUS’UN AYNASINDA SİYASET

JANUS’UN AYNASINDA SİYASET

 

Roma mitolojisinde Janus vardır.

İki yüzlüdür.

Bir yüzü geçmişe, diğeri geleceğe bakar.

Kapıların, eşiklerin ve geçişlerin tanrısıdır.

Belki de siyaseti anlatmak için bundan daha iyi bir mitolojik figür bulunamaz.

Çünkü siyasette de bazı insanlar tam bir eşikte durur:

Bir yüzleri dün söylediklerine, diğer yüzleri yarın ihtiyaç duyabileceklerine bakar.

Ama Janus’un siyasetçiden önemli bir farkı vardır:

Janus iki yüzünü de saklamaz.

Gökhan Yüksel’in Kemal Kılıçdaroğlu ziyaretinin fotoğrafına bakarken aklıma tam da bu geldi.

Bir tarafta büyük bir saygıyla sıkılan bir el…

Diğer tarafta:

“Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu…”

diye başlayan vefalı bir açıklama.

“Asırlık çınarımız Cumhuriyet Halk Partisi’nin değerlerini yaşatmak için çalışmaya devam edeceğiz.”

Güzel.

Ama Janus’un geçmişe bakan yüzü hâlâ orada.

Ve o yüz soruyor:

Dün ne olmuştu?

JANUS’UN GEÇMİŞE BAKAN YÜZÜ

38. Kurultay’a giden süreçte Gökhan Yüksel, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun öncülüğündeki değişim hareketinin yanında pozisyon aldı.

Kartal’da ve İstanbul’da oluşan siyasi dengelerin bir parçasıydı.

Bunda utanılacak bir şey yok.

Siyaset tercih yapmaktır.

Fakat tercih yapmak kadar önemli başka bir şey daha vardır:

Tercihinin hafızasını taşımak.

Çünkü insan geçmişinden istifa edemez.

Üstelik daha dün Kartal Belediye Meclisi üyeleri:

“Genel Başkanımız Özgür Özel’in yanındayız.”

diye imza attılar.

Açıklamalar yapıldı.

Sosyal medyada boy boy yayımlandı.

Sadakat açıkça ilan edildi.

Peki o gün neden kimse:

“Durun arkadaşlar, CHP’de bağlılık kişilere değil, ilkelere ve partiye olur.”

demedi?

Sayın Yüksel neden o imzaların önüne geçmedi?

Ve bugün daha ilginç bir soru var:

O imzaları atanlar şimdi ne yapacak?

Janus’un hangi yüzüne bakacaklar?

Dünkü imzalarına mı?

Bugünkü fotoğrafa mı?

Yoksa yarının siyasi rüzgârının hangi yönden eseceğini mi bekleyecekler?

SONRA MİTOLOJİNİN İRONİSİ BAŞLIYOR

Hikâyenin bir başka katmanı daha var.

Kemal Kılıçdaroğlu, 2024 yerel seçimlerinden önce Özgür Özel’i dört belediye başkanı konusunda uyardığını açıklamıştı.

Daha sonra kamuoyuna yansıyan bilgilere göre bu dört isimden birinin Gökhan Yüksel olduğu ileri sürüldü.

Şimdi fotoğrafa yeniden bakın.

Bir zamanlar aday gösterilmemesi yönünde uyarıda bulunduğu aktarılan siyasetçi ile bugün kendisine:

“Sayın Genel Başkanımız…”

diye hitap eden siyasetçi yan yana.

İşte siyasetin mitolojisi tam burada başlıyor.

Çünkü Yunan mitolojisinde bir de Mnemosyne vardır.

Hafızanın tanrıçası.

Mitoloji boşuna hafızayı kutsallaştırmamıştır.

Çünkü hafızasını kaybeden insan kim olduğunu, hafızasını kaybeden toplum ise kendisine ne yapıldığını unutur.

Hafızasını kaybeden siyaset de ilkesini kaybeder.

Bugün Janus geleceğe bakabilir.

Ama arkasında Mnemosyne vardır.

Ve fısıldar:

“Ben hatırlıyorum.”

38. Kurultay’ı hatırlıyorum.

Kimlerin nerede durduğunu hatırlıyorum.

Dünkü açıklamaları hatırlıyorum.

Özgür Özel için atılan imzaları hatırlıyorum.

Kılıçdaroğlu’nun karşısında alınan siyasi pozisyonları hatırlıyorum.

Ve bugün çekilen fotoğrafı da arşivime koyuyorum.

PEKİ HANGİ YÜZ GERÇEK?

Belki de yanlış soru budur.

Çünkü insanlar değişebilir.

Siyasetçiler fikir değiştirebilir.

Dün karşı çıktığınız biriyle bugün konuşabilirsiniz.

Elini sıkabilirsiniz.

Hatta geçmişte hata yaptığınızı düşünebilirsiniz.

Bunda hiçbir sorun yok.

Sorun başka:

Geçmişinizle yüzleşmeden geleceğe yürümeye çalışmak.

Çünkü Janus’un iki yüzü olabilir ama tek bir gövdesi vardır.

İşte siyasetin unuttuğu şey budur.

Dünkü Gökhan Yüksel ile bugünkü Gökhan Yüksel iki ayrı insan değildir.

Dün Özgür Özel’e bağlılık açıklamasına imza atanlarla bugün Kılıçdaroğlu’na saygı gösterenler aynı siyasi hikâyenin içindedir.

O hâlde mesele taraf değiştirmek değildir.

Mesele şudur:

Dünün hesabını vermeden bugünün erdemini nasıl anlatacaksınız?

“Asırlık çınarın değerleri” diyorsanız, o çınarın gövdesine dün vurulan baltaları da konuşacaksınız.

Kurultayı konuşacaksınız.

İmzaları konuşacaksınız.

Safları konuşacaksınız.

Ve kendi rolünüzü de konuşacaksınız.

Çünkü siyasi ahlak, yalnızca doğru yerde durmak değildir.

Dün yanlış yerde durduğunuzu düşünüyorsanız bunu söyleyebilme cesaretidir.

JANUS’UN ÜÇÜNCÜ YÜZÜ YOKTUR

Belki bugünkü siyasetin trajedisi tam da burada.

Janus’un iki yüzü vardı:

Geçmiş ve gelecek.

Bizim siyasetimiz ise üçüncü bir yüz icat etti:

Konjonktür.

Dün güç neredeyse oraya bakan,

bugün başka tarafa dönen,

yarın kimin kazanacağını hesaplayan bir yüz…

İşte benim itirazım el sıkışmaya değil.

Kemal Kılıçdaroğlu ile Gökhan Yüksel’in görüşmesinde yanlış hiçbir şey yok.

Benim itirazım, hafızasız siyasete.

Çünkü bugün sıkılan elleri görüyoruz.

Ama dün kaldırılan elleri de unutmadık.

Bugünkü sözleri okuyoruz.

Ama dünkü imzalar da hâlâ orada.

O yüzden bu fotoğrafa bakınca benim aklıma tek bir soru geliyor:

Sayın Gökhan Yüksel, bugün Kılıçdaroğlu’nun elini sıkarken dününüzün de elini sıkabiliyor musunuz?

Çünkü insan başkasının gözlerinden kaçabilir.

Tarihten bir süre kaçabilir.

Siyasetin gürültüsünün arkasına saklanabilir.

Ama mitolojinin binlerce yıldır anlattığı bir hakikat vardır:

İnsan eninde sonunda kendi geçmişinin kapısına gelir.

Kapının üzerinde Janus bekler.

Arkasında Mnemosyne.

Biri sorar:

“Şimdi hangi yöne gidiyorsun?”

Diğeri cevap verir:

“Gitmesine izin ver. Ben nereden geldiğini biliyorum.”

Hakan URUN
2 Eylül 2026

YAZARIN DİĞER YAZILARI