HALKWEBYazarlarMENDERES’TE KAYBEDEN KİM?

MENDERES’TE KAYBEDEN KİM?

 

Menderes’te yaşananlara yalnızca bir belediye başkanvekilliği seçimi diye bakmayın.

Mesele 15 oy, 12 oy meselesi değil.

Mesele bir koltuk hiç değil.

Mesele, siyasetin ilkesizleştiğinde nasıl kendi seçmeninin iradesini yiyip bitirdiğidir.

31 Mart’ta Menderes seçmeni kararını verdi.

AKP’ye belediyeyi vermedi.

Ama sandıkta AKP’nin alamadığı belediyenin başkanlık makamına bugün AKP’li bir isim oturdu.

Nasıl?

Darbe olmadı.

Seçim iptal edilmedi.

Kayyım atanmadı.

Muhalefet birbirini boğazlarken AKP aradan yürüdü.

Şimdi herkes suçlu arıyor.

CHP, Yeni Parti’yi gösteriyor.

Yeni Parti, CHP’yi.

Meclis üyeleri parti yönetimini…

Parti yönetimi meclis üyelerini…

Ne güzel!

Herkes savcı.

Herkes hâkim.

Herkes mağdur.

Bir tek sorumlu yok.

Oysa Menderes’in hafızası var.

Bu kavga dün başlamadı.

2025’te belediye yönetimiyle CHP’li meclis üyeleri arasında gerilimler yaşanırken, istifalar gelirken, parti içindeki fay hatları büyürken CHP’yi kim yönetiyordu?

Bugün Yeni Parti’yi kuran kadrolar.

Şimdi çıkıp mevcut CHP yönetimine Menderes üzerinden siyasi sorumluluk dersi veriyorlar.

İyi de beyler…

Dün sizin yönettiğiniz evde başlayan yangının dumanını bugün komşunun bacasına yazarak kendinizi temize çıkaramazsınız.

Yeni parti kurabilirsiniz.

Yeni tabela asabilirsiniz.

Yeni rozet takabilirsiniz.

Ama geçmişinizi değiştiremezsiniz.

Parti değiştirmek hafıza kaybı değildir.

Dün CHP’yi yönetirken Menderes’te büyüyen krizi çözemediyseniz, bugün ortaya çıkan enkazın başında yalnızca başkalarını suçlayamazsınız.

Ama mevcut CHP yönetimi de sakın buradan kendisine beraat çıkarmasın.

Çünkü bugün direksiyonda siz varsınız.

Siyaset, selefinizin yanlışlarını sayıp dökmek değildir.

Siyaset, size bırakılan sorunu çözebilmektir.

Çözemediniz.

Dahası, bugün CHP yönetiminin Yeni Parti adayını desteklemeyen kendi meclis üyeleri hakkında disiplin süreci başlatması konuşuluyor.

İşte siyasetin geldiği trajikomik nokta tam burası.

Bir CHP’li meclis üyesine:

“Neden başka bir partinin adayına oy vermedin?”

diye disiplin soruşturması açacaksınız.

Peki aynı üyeye şunu söyleme hakkı tanıyacak mısınız:

“Ben CHP’liyim. CHP neden kendi adayını çıkarmadı?”

İşte esas politik tartışma budur.

Parti disiplini elbette vardır.

Ama parti disiplini, siyasi aklın yerine geçirilemez.

Disiplin, yönetememenin sopası değildir.

Yönetimin görevi önce siyaset üretmek, ikna etmek, ortaklaştırmak ve kendi örgütünü kararının arkasında tutabilmektir.

Bunları yapamayıp sonra disiplin kurulunu çalıştırıyorsanız, ortada yalnızca birkaç meclis üyesinin problemi yoktur.

Ortada bir yönetim problemi vardır.

Yeni Parti cephesinin de aritmetiğin arkasına saklanmasına gerek yok.

“Biz daha fazlaydık.”

“Bizim adayımız desteklenmeliydi.”

“CHP yüzünden AKP kazandı.”

Peki siz ne yaptınız?

Siyaset yalnızca parmak hesabı mı?

AKP’nin kazanabileceği ortadayken uzlaşmak için hangi siyasi bedeli ödediniz?

Hangi geri adımı attınız?

Hangi ortak zemini yarattınız?

Yoksa sizin için de mesele Menderes’i AKP’ye bırakmamak değil, CHP’ye diz çöktürmek miydi?

Eğer öyleyse bunu açıkça söyleyin.

Çünkü siyasette bazen kullanılan oyun renginden daha önemli bir şey vardır:

O oyun kime yaradığını bilmek.

Ve bu kavganın kime yaradığını bugün hepimiz gördük.

AKP’ye.

İşte bütün hikâyenin en utanç verici tarafı da burada.

Daha düne kadar aynı partide bulunan insanlar…

Aynı kürsülerden konuşanlar…

Aynı örgütün oyunu isteyenler…

Aynı seçmene “yoldaş” diyenler…

Bugün birbirlerini tasfiye etmek uğruna sandıkta yenemedikleri siyasi rakibe başkanlık makamının yolunu açtılar.

Sonra dönüp birbirlerine:

“Hain!”

“İşbirlikçi!”

“Aparat!”

diye bağırıyorlar.

Kusura bakmayın.

Bu kadar kolay değil.

Hain aramadan önce siyasi sorumluluğunuzu arayın.

Çünkü seçmen size belediyeyi birbirinizi tasfiye edin diye vermedi.

Eski hesaplarınızı görün diye vermedi.

Kimin gerçek CHP’li olduğunu ölçün diye hiç vermedi.

Size bir siyasal irade emanet etti.

Ve o iradeyi koruyamadınız.

Şimdi CHP birkaç meclis üyesini disipline gönderip dosyayı kapatırsa kendisini kandırır.

Yeni Parti bütün faturayı CHP’ye kesip 2025’teki kendi yönetim sorumluluğunu unutursa seçmeni kandırmaya çalışır.

Meclis üyeleri de kişisel hesaplarını “siyasi ilke” ambalajına sararsa aynı şeyi yapar.

Çünkü Menderes’te bugün tek bir fail yok.

Bir siyasi çürüme zinciri var.

Dün çözemeyenler var.

Bugün yönetemeyenler var.

Uzlaşamayanlar var.

İnat edenler var.

Kendi mahallesindeki rakibini, karşısındaki gerçek siyasi rakipten daha tehlikeli görenler var.

İşte muhalefetin yıllardır taşıdığı hastalık budur:

İktidarı yenemediğinde birbirini yenmeyi zafer sanmak.

Bugün Menderes’te herkes birbirini yenmiş olabilir.

Yeni Parti CHP’ye ders verdiğini düşünebilir.

CHP Yeni Parti’ye haddini bildirdiğini düşünebilir.

Bazı meclis üyeleri yönetime kafa tuttuğunu düşünebilir.

Peki sonuç?

AKP başkanlık makamında.

O nedenle şimdi kimse bize demokrasi nutku atmasın.

Kimse örgüt hukuku arkasına saklanmasın.

Kimse yeni tabelasının arkasına geçip eski günahlarını unutturmaya çalışmasın.

Ve özellikle kimse seçmenin zekâsıyla alay etmesin.

Çünkü Menderesli seçmenin sorusu çok basit:

“Ben sandıkta AKP’ye vermedim. Siz hangi siyasi maharetle AKP’ye verdiniz?”

Önce bunun cevabını verin.

Sonra disiplin kurulunu toplarsınız.

Sonra birbirinizi ihraç edersiniz.

Sonra kimin hain, kimin gerçek CHP’li olduğunu tartışırsınız.

Ama unutmayın:

Rozet değiştirerek geçmişten, disiplin sopası sallayarak bugünden kaçamazsınız.

Çünkü siyasetin hafızası vardır.

Sandığın da hesabı.

Ve Menderes’te bugün tutulması gereken asıl tutanak disiplin tutanağı değil;

seçmenin iradesini kendi iktidar kavganıza kurban etmenin siyasi tutanağıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI