HALKWEBYazarlarÖLÇÜ KAYBOLUNCA!

ÖLÇÜ KAYBOLUNCA!

0:00 0:00

“Makul olmayan hamle, makbul de değildir” der ulemâ.
Çünkü her işin bir mizânı, her sözün bir vakarı, her tavrın da bir hududu vardır. Ölçü kaybolduğu anda akıl geri çekilir, ihtiras öne çıkar. İşte o noktada yapılması gereken şey, kalabalığın heyecanına kapılmak değil; durup düşünmek, şüphe etmek ve hakikatin izini sürmektir. Basiret dediğimiz şey tam da budur.

Nitekim Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasındaki mutlak butlan tartışmalarına konu olan kurultay sürecinde sergilenen tavırlar, o gün dikkatle bakan herkes için aslında büyük bir işaret fişeğiydi.

Kamuoyunda “Zıp zıp” diye anılan Ali Mahir Başarır’ın ölçüsüz sevinci, ergenvari nümayişleri ve şaklabanlığa varan hareketleri karşısında insanlar haklı olarak şaşkınlık yaşamıştı. Çünkü ortada düşmandan alınmış bir kale yoktu. Kazanılmış bir millî mücadele zaferi de yoktu.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde milyonların oyunu almış, yıllarca partinin yükünü taşımış bir lidere karşı yapılan nümayiş vardı yalnızca.

İnsan ister istemez soruyordu:
Bu neyin kibriydi?
Bu neyin cakasaydı?
Bu neyin rövanş hissiydi?

Bugün dönüp bakınca anlaşılıyor ki mesele şahsî hırsların çok ötesindeymiş. Meğer bazıları siyaseti dava değil ganimet görüyormuş. Makamı emanet değil fırsat sayıyormuş.
Baklava kutularında dönen paralar, mezarlıklarda ortaya saçılan rezillikler, sağa sola yayılan şaibeler…
Bütün bunlar o günkü taşkınlığın arkasındaki ruh hâlini ele veriyor artık.

Çünkü insanın içi neyse dışına o taşar.
Mayası temiz olan vakar üretir; mayası bozuk olan ise taşkınlık…

Şirazesi kaymış sürünün koçundan hayır gelmez.
Ölçüsüzlüğü meziyet sanan kalabalıkların sonu daima savrulmak olmuştur.

Siyaset, mahalle kavgası değildir.
Siyaset; ciddiyet, sabır, vakar ve ahlâk işidir.
Rakibini itibarsızlaştırarak yükselmeye çalışanlar kısa vadede alkış toplasa da uzun vadede kendi haysiyetlerini tüketirler.

Çünkü ölçüyü kaybeden esnaf fiyatla oynar,
ölçüyü kaybeden siyasetçi ise haysiyetiyle…

Ticari zarar telafi edilir.
Yanlış yatırım düzeltilir.
Bozulan hesap yeniden yapılır.
Lakin siyasî haysiyet bir kez çürüdü mü, onun tamiri kolay değildir. Zira haysiyet sonradan giyilen bir elbise değil, insanın mayasına işlemiş bir karakter meselesidir.

Namussuz ayağa kutsal el uzanmaz.
Temiz eller, pis ayaklara el öptürmez.
Çünkü vakar sahibi insan, bulunduğu makamdan önce kendi şahsiyetini korur.

Bugün yaşanan krizlerin, şaibelerin ve savrulmaların temelinde de işte bu ölçü kaybı vardır.
Ahlâkı taktik zannedenler, günü kurtarabilir belki; fakat tarih önünde kendilerini kurtaramazlar.

Zira tarih bazen seçim sonuçlarını değil, insanların karakterini kayda geçirir.

Ve unutulmamalıdır ki:
Maya bozuksa pişen ekmek değil, börek olsa yine dokunur mideye.

YAZARIN DİĞER YAZILARI