HALKWEBYazarlarÖZEL TEZEKÇİ

ÖZEL TEZEKÇİ

Emriniz altındaki personele sarkmak, otel odalarında âlem yapmak… Bu nasıl bir çürümedir? Hangi vicdan bunu savunabilir? Hele bir kadın nasıl savunur? Ne yazık ki görüyoruz ki bazıları çoktan bu hissiyatı aşmış; pompacıların avukatlığına soyunmuştur. Çok yazık!

0:00 0:00

 

Sapla samanı karıştırdılar olmadı, şimdi de samanla gübreyi karıştırmakla meşgul bir kesim.

Her şeyden önce, Yüce Türk Adaleti’nin tecellî ettiği ve hakkı yenmişlerin hakkının iade edildiği “mutlak butlan” kararı minvalinde; başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Adalet Bakanımıza, yargının saygıdeğer hâkimlerine, savcılarına ve tüm adliye personeline samimiyetle teşekkür etmek üzerimize borçtur.

“Olması gereken olmuştur, zaten görevleridir” diyerek geçiştirilecek basit bir mesele değildir bu. Ayrıca mutlak butlan ilâmının kameralar önünde yırtılması da apayrı bir suçtur; devlete mafyatik tarzda racon kesmek ve posta koymaktır adeta. Bu konuda da adalet mercilerinin gereğini yapacağına olan inancımız tamdır.

Ünvanı ne olursa olsun, hiç kimsenin mahkeme kararını uygulamama hakkı yoktur. Herkes önce ayağını yere sağlam bassın. Burası dingonun ahırı olmadığı gibi, pavyon da değildir!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin mahkeme kararına saygı duymak zorundasın Sayın Özel. Karara itiraz yolu zaten açıktır; hukukî ve etik çerçevede mücadeleni verebilirsin. Ancak bunun dışındaki tavırlar, devlete kafa tutmaktır. Bunun önü arkası kesilmez; her önüne gelen mahkeme kararını işine gelmeyince yırtıp yakarsa devlet düzeni diye bir şey kalmaz.

Kusura bakma, öyle bir yoğurdun bolluğu yok. Hıyar bol mahsul verdi diye çiftçi yoğurdunu heder edip cacık yapmaz. Ancak pavyon köşelerinde meze olur o cacık; o da bir lahzalık!

Önüne gelen demokrasi havarisi kesiliyor. Akıl almaz bahaneler, uyduruk gerekçeler, mizansenler…

Yok efendim, “Her seçimde vaat verilirmiş, o zaman hepsi butlanmış”; yok “Mazbatası olmayan kişi başkan mı olurmuş?” Neler neler…

Olağan dışı usullerle seçim kazananlar, koltuğu devletin olağan adalet mekanizmasıyla kaybedince bu kez olağanüstü komplo teorisyenine dönüşüyor!

Her şeyden önce, bahsedilenlerle mevcut durum birebir örtüşmüyor. Çünkü şimdiye dek hiçbir kongre sonucunda bir delege çıkıp “1000 dolar aldım, oyumu X’e verdim” demedi. Geçmişte benzer hadiseler olmuş olabilir; ihtimal dâhilindedir. Ancak hukuk ihtimalle değil, belgeyle konuşur.

Var mı belge? Evet, var.

Banka dekontları, televizyon yayınları, noter onaylı beyanlar…

İşe alımlar, belediye şirketlerinde düşük bedelli ev satışları ve seçim iradesini ipotek altına alan türlü usulsüzlükler…

Hovardalıklara, havlucu başkanlara, lüks araç sevdasına hiç girmiyorum bile!

Peki ne yapmasını bekliyorsunuz yargı mercilerinin?

“Olmuş bitmiş” deyip bir bardak soğuk su mu içsinler bunca pisliğin üstüne?

Hâkimler ve savcılar sizin keyfinize göre pislik temizleme memuru mu?

Emriniz altındaki personele sarkmak, otel odalarında âlem yapmak… Bu nasıl bir çürümedir? Hangi vicdan bunu savunabilir? Hele bir kadın nasıl savunur? Ne yazık ki görüyoruz ki bazıları çoktan bu hissiyatı aşmış; pompacıların avukatlığına soyunmuştur. Çok yazık!

“Terazisi b.ktan olanın gramı tezekten olur” demiş büyüklerimiz. Ne güzel söylemişler!

Bu minvalde, ülkemize çifte bayram yaşatan adalet güneşlerine ve o güneşin doğmasını sabırla bekleyen fecre selâm olsun.

Bayramımız mübârek olsun!

YAZARIN DİĞER YAZILARI