HALKWEBGündemÖZEl FİYASKO

ÖZEl FİYASKO

0:00 0:00
    1. Sandığın Sessiz Gerçeği!
      Anketler fos…

28 Nisan 2026 tarihinde kaleme aldığım “Matematik Yalan Söylemez” başlıklı yazımdan bir alıntıyla başlamak isterim. Dün itibarıyla ortaya çıkan son mahallî belediye seçim sonuçları, o gün yaptığımız tespitlerin haklılığını yeniden teyit etmiştir. CHP, elinde bulundurduğu belediyelerin önemli kısmını kaybetmiştir. Kimileri bunu “küçük bir oy kayması” olarak görebilir; fakat hakikat şudur ki:
“Sinek küçüktür ama mide bulandırır.”

Sayın Özel ile gidilecek siyasi hattın varacağı yer de en nihayetinde buydu. Bu bağlamda Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun hakkının iadesi ve mutlak butlan kararının yalnızca Türk adaleti açısından değil, Türk demokrasisi bakımından da önemli bir dönüm noktası olduğu kanaatindeyim. Taşlar yerine oturdukça görülecektir ki asıl kazanan; kişiler ya da klikler değil, demokratik erdem olacaktır.

Kazananın yahut kaybedenin kim olduğu bir noktadan sonra önemini yitirecektir. Çünkü Türk demokratik kültürü, eninde sonunda kendi mecrasını bulacak; kırıcılıktan, ötekileştirmeden ve siyasî husumetten uzak daha olgun bir siyaset anlayışı hâkim olacaktır inşallah.

Bu misyonu ve vizyonu taşıyabilecek yegâne kişinin Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olduğuna inanıyorum. Başaracağına dair inancımız tamdır. Ve kanaatimce kendisi, Türkiye’de demokratik kültürün olgunlaşmasına katkı sunan en önemli siyasal figürlerden biri olarak tarihe geçecektir.

Çorbada tuzu olmayan bazı aklıevvellerin gurmelik tasladığı bir süreçte, 28 Nisan 2026 tarihinde kaleme aldığım yazının ilgili bölümünü yeniden hatırlatmak artık vacip değil, adeta farz olmuştur. Çünkü zamanında uyarmış, söylemiş ve dikkat çekmiştik.

Şöyle demiştik:

“Seçimi kazandıran ya da kaybettiren yalnızca oy geçişleri değil, sandığa gitmeyen seçmenin oranıdır.”

Hakikaten matematik yalan söylemez. Her seçim sonucu, seçmen psikolojisini yansıtan en sağlam ayna ve aynı zamanda en güvenilir veridir. Seçmen ruhunu okuyamayan anket şirketlerinin yaptığı ölçümlerin geçerliliği de bu nedenle tartışmalıdır.

2023 Genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile 2024 Yerel Seçimlerini birlikte okumak gerekir. Çünkü seçmen davranışı tek boyutlu değildir. Partilerin yalnızca işine gelen sonuçları merkeze alarak yapılan analizler kamuoyunu yanıltmaktadır.

2023 Genel Seçimlerinde Cumhur İttifakı’nın toplam oy oranı yüzde 50 bandını korurken, muhalefet bloğu yüzde 47–48 aralığında kalmıştır. Matematik burada açık konuşmaktadır: Muhalefetin kaybı, iddia edildiği gibi yalnızca aday meselesi değildir. Asıl mesele, sandığa gitmeyen seçmen ve parti içi sabotaj psikolojisidir.

Özellikle ikinci tur Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde katılım oranının düşmesi tesadüf değildir. Sahada bizzat gözlemlediğimiz gerçek şudur: Kendini “muhalif” olarak tanımlayan belli bir kesim, konfor alanını terk etmemiş; buna karşın Cumhur İttifakı seçmeni sandığa gitme motivasyonunu korumuştur.

Dolayısıyla seçimleri belirleyen temel unsur, oy geçişlerinden çok seçmenin mobilizasyonudur.

2024 Yerel Seçimleri de aynı gerçeği göstermiştir. İYİ Parti ve DEM seçmeninin önemli kısmı farklı refleksler göstermiş; bir bölümü sandığa gitmemiştir. Bu durum doğrudan göstermektedir ki yerel seçim sonuçlarını genel seçim projeksiyonu olarak okumak ciddi bir analiz hatasıdır.

Bugün gelinen noktada görüyoruz ki:

* DEM seçmeni stratejik davranmaktadır.
* İYİ Parti seçmeni tepkisel davranmaktadır.
* Cumhur İttifakı seçmeni ise yüksek sadakat refleksi göstermektedir.

Bu nedenle önümüzdeki seçimlerin kaderini belirleyecek temel unsur; partiler arası oy geçişleri değil, sandığa katılım oranı olacaktır.

Matematik bize hâlâ aynı şeyi söylemektedir:

“Seçimi kazandıran ya da kaybettiren yalnızca oy geçişleri değil, sandığa gitmeyen seçmenin oranıdır.”

Hamdolsun; tercihlerimizde de analizlerimizde de yanılmadık. Doğru bildiğimiz yolda, doğrudan, dürüstten ve ilkelerden yana tavır almaya devam edeceğiz.

Kimsenin zerre kadar şüphesi olmasın.

Numan CENGİZ
8 Haziran 2026

YAZARIN DİĞER YAZILARI