Sayın Savcı Sayan’ın açıklamaları dikkat çekicidir.
Zira kendisi, AK Parti içerisindeki bir kesimin Sayın Özgür Özel’e destek verdiğini ifade etmekte ve bunu açıkça eleştirmektedir. Bununla birlikte CHP üzerinde oynanan kurgusal kumpasa işaret ederek; Özel–Ekrem A.Ş. marifetiyle, dış etkilere açık bir “CHP senaryosu”nun inşa edilmek istendiğini vurgulamakta ve bunun kabul edilemez olduğunu söylemektedir.
O da her aklıselim Türk vatandaşı gibi, devletin kurucu iradesini temsil eden merkezin bu şekilde ele geçirilmesinin; devletin bekâsı açısından büyük bir tehdit ve bela olacağının farkındadır.
Ne yazık ki görünen o ki AK Parti içerisindeki bazı çevreler bu plana çoktan alet olmuş durumdadır. Nitekim Sayın Özel’in,
“Ülkenin önde gelen hukukçuları, tedbir kararının kurultaya engel teşkil etmediği konusunda hemfikir,”
şeklindeki açıklaması da Sayın Sayan’ın öngörüsünü destekler mahiyettedir.
Burada sorulması gereken esas soru şudur:
Kimdir bu “önde gelen hukukçular”?
“Özgür Özel benim kahramanım” diyen Bülent Arınç mı?
Şayet öyleyse, yandı gülüm keten helva!
Nitekim merhum Deniz Baykal’ın da siyasî mezarını kazan bu anlayış olmuştu. Böylesi tiplerle muhabbet etmek, sonunda kişiye ağır bedeller ödetir Sayın Özel!
Azeri soydaşlarımızın güzel bir sözü vardır:
“Oynaşına güvenen avrat, er geç ortada kalır.”
Sayın Arınç’ın bu ocakta yanmışı da olmayacaktır, yenmişi de…
Lâkin olan size olacaktır; bizden söylemesi.
Elin oğlu akıl verir; çukura düşen eşeğe akıl veren çok olur. Hariçten gazel okuyanlarla halay çekilmez, horon tepilemez. Ankara havasında Çakıcı Zeybeği makbul değildir. Bu memlekette makbul olan türkü şudur:
“Deniz susuz olur mu,
Dibi kumsuz olur mu?
Ben müftüye (hâkime) danıştım,
Yiğit yârsız olur mu?”
Vuslat bahara ermiştir…
102 yıllık çınarın toprağı yeniden yârine kavuşmuş, sahte âşığından kurtulmuştur. Siz ise hâlâ elinizde teneke ile cızırtı çıkarmaktasınız.
Yanlış yolda olanlar, yanlış istikamette yürümeye devam ediyor. Uçuruma doğru ilerleyenlere tavsiyemiz şudur:
Her ne kadar kulak asmayacağınızı bilsek de, yine de söyleyelim…
Yol yakınken nedamet getirin; büyüğünüzün elini öpün ve oturun oturduğunuz yere.
Yoksa merhum İsmet İnönü’nün dediği gibi:
“Bu vakitten sonra sizi kurtaramaz kimse!”
Son şansınızı heba etmeyin.
Yarasaların çokluğu güneşin doğmasına engel olamaz.
Geceler suçu gizler; gündüz ise suçluyu gözler ve cezasını verir.
Olmayacak duaya “Âmin” deyip durmasın kimse!
Mekânın sahibi dönmüştür; kral yeniden kükreyecektir!
Süslü çakallar kral olamaz.
Kurnazlık keramet olsaydı, ormanların kralı tilki olurdu.
Boşa kürek çekmeyin…
El feneriyle hamsi tutanlar kendilerini balıkçı sanmasın. Geminin kaptanı ise balina avlamış; tecrübeden hissedâr bir pîrdir.
Devrilecek sandalın altında piranalar bekleşiyor.
Akşam yemeği olacak zavallılara şimdiden geçmiş olsun.
Ne diyelim…
“Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.”
3 Haziran 2026
Numan CENGİZ
