Türkiye’de artık insanların çoğu fakirleşmekten değil, düzenini kaybetmekten korkuyor. Çünkü mesele yalnızca para kazanmak değil; o parayı döndürebilmek haline geldi.
Sabah 06:00’da kalkıp işinin başına giden, üretim yapan, satış kovalayan insanlar bugün ay sonunu hesaplıyor. Üstelik bunu yapanlar ne kumar masasında servet kaybetmiş insanlar, ne de lüks düşkünleri… Çoğu, hayatı boyunca emeğiyle ayakta durmuş insanlar.
Ben borsa bilmem.
Kripto para hiç anlamam.
Kolay yoldan zengin olma hayalim de olmadı.
Tek bildiğim şey üretmek ve satmak.
Ama artık sermayesi olan insan bile işini çevirmekte zorlanıyor. Çünkü piyasada en büyük kriz “işsizlik” değil, “nakit akışı” krizi. Mal var, müşteri var, sipariş var ama ödeme dengesi yok. Çek başka tarihe, tahsilat başka tarihe, maliyet her gün başka yere gidiyor.
Bir de her sabah yeni bir konkordato haberi görüyoruz.
Bir fabrika…
Bir marka…
Yıllardır piyasada olan bir firma…
İnsan ister istemez düşünüyor:
“Acaba sıra bize ne kadar uzak?”
Eskiden borçlu insan korkardı, şimdi borcu olmayan bile korkuyor. Çünkü sistem artık sadece yanlış yapanı değil, düzgün yürümeye çalışanı da zorluyor.
Sosyal medyaya bakıyorsun herkes yatırım uzmanı…
Herkes bir gecede köşe dönmüş gibi anlatıyor.
Ama gerçek hayat öyle değil.
Gerçek hayat;
Sabah ezanıyla dükkân açmak,
Personel maaşını düşünmek,
Vergi gününü hesaplamak,
Ay sonuna kadar piyasayı döndürmeye çalışmak.
Bu ülkenin yükünü hâlâ üretici taşıyor.
Sanayici taşıyor.
Esnaf taşıyor.
Sabah erkenden kepenk açan insanlar taşıyor.
Peki siyaset bunun neresinde?
Açık konuşalım:
Hiçbir yerinde.
İktidar başka bir kavga içinde,
Muhalefet başka bir hesap içinde.
Herkes kendi koltuğunu koruma derdinde.
Kimse sabah 06:00’da kepenk açan insanın psikolojisini konuşmuyor.
Çünkü onların gündemi başka,
Halkın gündemi başka.
Bizler artık siyasi slogan değil, ekonomik nefes almak istiyoruz.
İnsanlar yatırım değil önce önünü görmek istiyor.
Kimse lüks istemiyor;
Sadece emeğinin karşılığını alabileceği bir düzen istiyor.
Ve en acısı şu:
İnsan artık zarar etmekten çok, düzenini kaybetmekten korkuyor/
