HALKWEBYazarlarArınmadan Kaçışın Bedeli

Arınmadan Kaçışın Bedeli

Bugün ihtiyaç duyulan şey, savunma refleksi değil, arınma iradesidir. Yanlışı yapanın kim olduğuna bakmadan, o yanlışı sistemin dışına itebilecek bir kararlılık…

0:00 0:00

Siyaset, yalnızca rakiple mücadele sanatı değildir; aynı zamanda kendi içindeki yanlışlarla yüzleşebilme cesaretidir. Bu cesaretin kaybolduğu yerde ise savunma refleksi, ahlaki pusulanın yerini alır. İşte bugün tam da böyle bir eşikteyiz.

Son günlerde bazı belediye başkanları üzerinden yürüyen tartışmalar, ilk bakışta karşı mahalleden gelen sıradan bir siyasi hamle gibi okunabilir. Evet, siyasette fırsat kollamak, rakibin zayıf anını değerlendirmek doğaldır. Ancak asıl mesele, bu hamlelere verilen tepkidir. Çünkü bazen dışarıdan gelen saldırıdan çok, içeride verilen refleksler belirleyici olur.

Bugün yapılan en büyük hata şudur: Yanlışın kimden geldiğine bakarak tavır almak. Oysa siyaset, kişilere göre eğilip bükülen bir alan değil, ilkelerle ayakta duran bir zemindir. Eğer bir yanlış varsa, bunu sahiplenmek değil, ayıklamak gerekir. Aksi halde savunulan şey kişi değil, bizatihi yanlışın kendisi olur.

“Onlar da yapıyor” söylemi ise çürümenin en konforlu bahanesidir. Bu yaklaşım, siyaseti bir yarış olmaktan çıkarıp bir bataklığa dönüştürür. Herkesin biraz daha battığı ama kimsenin çıkmaya niyet etmediği bir zemin… Oysa gerçek liderlik, rakibin hatasını taklit etmekte değil, o hatayı aşan bir çizgi çizebilmektedir.

Daha da vahimi, bu tür skandalların parti üst yönetimleri tarafından sahiplenilmesi ya da görmezden gelinmesidir. Parti dediğimiz yapı, bireysel hataları örten bir mekanizma değil, o hataları temizleyen bir irade olmak zorundadır. Aksi halde parti, bir kişinin yükünü taşıyan değil, o yükün altında ezilen bir yapıya dönüşür.

Toplumun vicdanı ise sanıldığından çok daha berraktır. İnsanlar kimin ne yaptığını, kimin neyi savunduğunu gayet iyi görür. Algı yönetimiyle, sosyal medya manipülasyonlarıyla bir yere kadar gidilebilir. Ancak hakikatin üzeri örtüldükçe, güven duygusu geri dönülmez biçimde aşınır.

Bugün ihtiyaç duyulan şey, savunma refleksi değil, arınma iradesidir. Yanlışı yapanın kim olduğuna bakmadan, o yanlışı sistemin dışına itebilecek bir kararlılık… Çünkü siyaset, ancak bu şekilde kendini yenileyebilir ve topluma yeniden güven verebilir.

Aksi halde ortaya çıkan tablo nettir:
Körlerin ve sağırların birbirini ağırladığı bir sofra…
Kokmuş bir küp, bozulmuş bir düzen…
Ve artık dikiş tutmayan bir yapı.

Unutulmamalıdır ki bazı hatalar vardır, ne kadar ustaca gizlenirse gizlensin,
bir gün bütün yapıyı çökertir.
İşte o gün geldiğinde, ne yapılan savunmaların ne de
kurulan bahanelerin bir anlamı kalır.

Siyaset, eninde sonunda kendisiyle yüzleşir.
Mesele, bunun ne zaman ve ne bedelle olacağıdır.

Kılavuzu karga olanın burnu gübreden kalkmaz.
Büyük sözü dinlemek küçüklük değildir.
Aksine büyüğünü bilen, yeri gelir büyüğünden de büyük olur.

Milletin sabrını sınayanlar, aslında kendi şansını zorluyor!
Mızrak çuvala sığmıyor arkadaş!

YAZARIN DİĞER YAZILARI