HALKWEBYazarlarOlay mı, Olgu mu?

Olay mı, Olgu mu?

Esas soru şudur: Kılıçdaroğlu genel başkan olsaydı, Mesut Özarslan istifa eder miydi?

0:00 0:00

Aylardır yazıp çiziyoruz, yine yazıyoruz…
Ama anlamak istemeyene yapılacak bir şey yok.
Gözleri bozuk olan, körlüğüne gerekçe olarak gözlüğü suçlar.
Dürbün kullansa da göremez; çünkü mesele görme değil, ameliyatlık bir hastalıktır.
Olay eksenli yaklaşımlarla sağda ve solda taban güzelce güdülüyor.
Sürü, koçların tokuşmasına alkış tutuyor.
Tuhaf olan şu ki; hangisi kazanırsa kazansın, gidilen yine kendi oluyor.
Değişen bir şey yok.
Koyun koyundur; ister sağda olsun ister solda…
Karaman koyunu da koyundur, Romanov koyunu da!
Olayın sıcaklığına kapılıp “yandım anam” diyerek yorum yapanlar, olay soğuyunca gerçeği görebilir; ama çoğu zaman iş işten geçmiş olur.
Kullanışlı malzemeler, hakikate hiçbir zaman ulaşamaz.
Bu da işin en trajik tarafıdır.

Olay Nedir, Olgu Nedir?

Olay merkezli yaklaşım sonunda oluşan algı nedir?
Olgu merkezli yaklaşımda görülen esas problem nedir?
Problemi tespit etmeden yapılan teşhis ve tedavi, doktora da hastaya da fayda sağlamaz.
Nitekim hasta, ameliyathaneden çıkamaz.

Bir örnek:
Son genel seçimde CHP’nin aldığı parti oyu yaklaşık %25’tir.
Aynı seçimde Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun aldığı oy ise %48’dir.
Bu tablo şunu göstermektedir:
Yaklaşık %23’lük oy, parti dışından gelmiştir.
Yani sağ seçmenden…
Bu başarının temelinde “Helalleşme” ve “Halil İbrahim Sofrası” stratejisi vardır.

Asıl Soru

Şimdi esas soru şudur:
Kılıçdaroğlu genel başkan olsaydı, Mesut Özarslan istifa eder miydi?
Bu ve benzeri krizler CHP bünyesinde yaşanır mıydı?
Bu sorular sorulmadan kamuoyu sağlıklı bir sonuca ulaşamaz.
Çünkü olay merkezli yaklaşımlarda failler her zaman pırıl pırıl çıkar.
Kimse “yoğurdum kara” demez.
Herkes Kendi Penceresinden Bakıyor…
Özarslan açısından:
“Keçiören’de oyu alan benim zaten!”
Özel açısından:
“Az bile yapmış, hak etmiş!”
Osman Gökçek açısından:
“Ne yumruktu be!”
Diğerleri açısından:
“Beline kuvvet!”, “Yarasın koçuma!”
Liste uzar gider…

Yağ, İrin ve İlkesizlik

Güzellemeler, yağlamalar, çıkar ilişkileri doludizgin sürer.
İlkesiz, ölçüsüz söylemler her yeri kaplar.
Bunlar, omurgasız ruh hâlinin görünen yüzüdür.
Bir de görünmeyen perde arkası diplomasisi vardır ki, orada neler döndüğünü kim bilir…

“Bizden Olunca Zulüm Sayılmaz” Anlayışı

“Firavun bendense yaptığı zulüm değildir” anlayışı,
“Kendi kötümüz, elin iyisinden iyidir” zihniyeti,
Toplumu zehirleyen en tehlikeli damarlardandır.
Ana muhalefet liderinin sokak fedailerini andıran üslubunu alkışlayanların,
hangi hesaplarla hareket ettiğini görmezden gelemeyiz.

Yayla, Köpek ve Hırsız

Mevzunun kemik olduğu yaylada,
hiçbir köpek hırsıza havlamaz.
Sonra köpeğe küfür edilir,
ama sürüyü götüren at cambazı çoktan kaybolmuştur.

Ağalık Bağırarak Olmaz

Çobanı enayi yerine koyan ağanın, sürüsünden kopuşu kaçınılmazdır.
Ağadan gördüğünü yapan çoban da köpeğini adam yerine koymaz.
En sonunda köpek, hiçbirini adam yerine koymaz.
Ağalık; vermekle olur, gönül almakla olur.
Bağırarak, çağırarak olmaz.
Arefe günü “kınalı kuzum” deyip, bayram günü kasaba teslim edenlerin samimiyeti sorgulanır.
Duygularını kontrol edemeyenlerin ağalık fotoğrafı vermesi yanlıştır.

Çünkü:
Kontrolsüz güç, güç değildir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI