Ne garip bir dönemden geçiyoruz, farkında mısınız?
Ahlaksızlık sadece kurumsallaşmadı; artık kabulleniliyor.
Olağan Kurultay’ın yapılmasının üzerinden yıllar geçti. Ardından yeni kurultaylar yapıldı. Ancak antidemokratik uygulamalar, yalnızca iç yapıyı zedelemekle kalmadı; iktidarın da işine yaradı, adeta ekmeğine yağ sürdü.
Garip bir anlayış hâkim oldu:
“Biz ne kadar rezil olursak olalım, başkalarının rezilliklerini ne kadar açığa çıkarırsak, kendi rezilliklerimizi o kadar görünmez kılarız.”
Oysa olması gereken “mutlak butlan” kararını geciktirdikçe geciktirdiler.
Adına “arka kapı diplomasisi” mi dersiniz, yoksa başka bir şey mi?
Siyaseten “Biz aslında Özgür Özel’i severiz” diyenler…
“Bülent Arınç’ın kahramanı bizim de kahramanımız” söylemleri…
Ve bu söylemlerin arkasında dönen gizli rant ve menfaat ortaklıkları…
Bir de “mutlak butlan” ile belediyelerin bulaştığı pislikten arınacağını sanan, her şeyi bildiğini düşünen o abiler…
Aslında bu iş çok daha önce kaybedildi.
“Sen bizim belediye başkanlarına karışma, biz de sana karışmayalım” denildiği anda.
“2,5 yıl senden, 2,5 yıl benden” hesaplarıyla…
Erken seçim talebinin rafa kaldırıldığı, gündemde seçim yokken enerjinin “cumhurbaşkanı adayı” tartışmalarına harcandığı noktada…
Kırmızı kart söylemleri…
“Işıkları açalım kapatalım” gibi içi boş eylemler…
32 numara ayakkabı giyen 1,5 yaşındaki o “mücadeleci işçi” imgeleri…
Ve 32 saatlik olduğu söylenen o meşhur videolar…
Sonra ne oldu?
7 dakika 20 saniyelik kayıtlarla rehin alınanlar…
Şantajların gölgesine sığınanlar…
Bugün gelinen noktada ise tablo daha da net:
İnandırıcılığını ve ikna gücünü kaybetmiş bir siyaset…
Arka kapı diplomasisine teslim olmuş bir liderlik…
İçeride yalnız bırakılmış belediye başkanları…
Ve hâlâ kendini “harikalar diyarında” sanan, her şeyi bildiğini düşünenler…
Gerçek şu ki;
Bu tablo bir günde oluşmadı.
Adım adım, göz göre göre inşa edildi.
Bu tablo bir günde oluşmadı. Adım adım, göz göre göre inşa edildi.
0:00 0:00
