HALKWEBYazarlarNerenize Battı Bay Kemal’in Sözleri?

Nerenize Battı Bay Kemal’in Sözleri?

CHP’yi teslim almaya çalışanlar, onu içeriden dönüştürmeye kalkışanlar, elbette bu sözlerden rahatsız olacaktır.

0:00 0:00

Kemal Kılıçdaroğlu’nun hangi sözü sizleri bu kadar rahatsız etti?
Yoksa daha önce söylediği bir Azeri türküsündeki;
“İncinen de sözümün düzünü diyeceğim…” sözleri mi ağır geldi size?
Hani devamında geçen ve üzerinden günlerce algı yapılan o cümleler mi?
Hayır…
Sizi rahatsız eden bunlar değildi.
Sizi rahatsız eden; doğrudan yüzünüze tutulan aynaydı.
“Değerli dostlarım…” dedi.
Dost olmadığınız halde üzerinize alındınız.
“Cesur yol ve dava arkadaşlarım…” dedi.
Çünkü cesaretin ne olduğunu yıllardır unutmuş olanlar, bu sözü kendi korkaklıklarına bir itham saydı.
“Bu güzel ülkenin vicdan sahibi asil yurttaşları…” dedi.
Vicdanı olanlar zaten duydu.
Ama vicdanını makam odalarında, ihale masalarında, otel koridorlarında kaybedenler; dünden beri küfürle, hakaretle saldırmaya başladı.
Çünkü bir cümle özellikle canlarını yaktı:
“Bir milletin geleceği; siyasetin aklıyla, vicdanıyla ve ahlakıyla şekillenir.”
Aklı, vicdanı ve ahlakı olan buna alınmaz.
Ama yıllardır siyaseti çıkar pazarlığına çevirenler için bu söz adeta siren etkisi yaptı.
Bir başka söz daha battı:
“Milletin helal sofraları temiz siyasetle bereketlenir.”
Elbette haram düzeninden beslenenler rahatsız oldu.
Çünkü haram yemeyenlerin karnısı ağrımaz.
Asıl büyük rahatsızlık ise şuradaydı:
“Kirlenen siyaset önce vicdanı çürütür, sonra ahlakı yok eder, en sonunda da gözünü milletin ekmeğine diker.”
İşte tam burada kıyamet koptu.
Çünkü vicdanı çürüyenler en sert tepkiyi verenler oldu.
Ahlakı siyasetin önüne değil, çıkarlarının arkasına koyanlar saldırıya geçti.
Ve ardından gelen o cümle…
“Siyaseti temiz tutmak ve milletin sofrasına bereket taşımak; bu ülkede siyaset yapan herkesin namus borcudur.”
Anlaşılan herkesin “namus” anlayışı farklı.
Kimisi bu borcu ülkesine hizmet ederek öder…
Kimisi ise otel odalarında, kirli pazarlıklarda, VIP saltanatlarında.
Kimisi devletin parasına çöker, sonra utanmadan ahlak dersi verir.
Sonra dönüp Cumhuriyet Halk Partisi’ne saldırırlar.
Oysa CHP;
Bir siyasi tabela değil, bu milletin yokluk içinden ayağa kalkma iradesidir.
Darbeler gördü, boyun eğmedi.
Kapatıldı, teslim olmadı.
Baskılar yaşadı ama diz çökmedi.
Bu yüzden CHP’yi teslim almaya çalışanlar, onu içeriden dönüştürmeye kalkışanlar, elbette bu sözlerden rahatsız olacaktır.
Çünkü mesele tam da budur:
Partiyi ilke üzerinden değil; koltuk, rant ve şahsi ikbal üzerinden şekillendirmek isteyenler için “ahlak” en büyük tehdittir.
“Partimiz bize bırakılmış bir miras değil, kutsal bir emanettir” sözü de bu yüzden ağır geldi.
Çünkü emanet bilinci taşıyanlarla, fırsatçılık yapanların siyaseti aynı değildir.
Ve sonra o tarihi cevap geldi:
“Kemal Kılıçdaroğlu bin kere toprak olur, bin kere çiçek açar ama eğilip bükülmez.”
İşte mesele tam burada.
Kendisine “toprak ol” diyene karşı; teslimiyeti değil, onurlu direnci tarif etti.
Toprak olur…
Ama namuslu ve dürüst evlatların ellerinde yeniden çiçek açar.
Eğilip bükülmez.
Çünkü bazı insanlar makam için susar, bazıları tehditten korkar, bazıları iftiraya teslim olur.
Ama bazıları vardır;
yetmiş yılı aşmış ömrünü halkın adalet kavgasına adamıştır.
Boğazından haram lokma geçmemiştir.
Ve çocuklarına bırakacağı tek miras; makam değil, ahlak mücadelesidir.
Bugün asıl rahatsızlık da budur.
Çünkü bu ülkede ahlaksızlık artık sadece yaygınlaşmadı; kurumsallaştırıldı.
Ve daha kötüsü, normalleştirildi.
Şimdi dönüp kendinize sorun:
Yarın çocuklarınızın, torunlarınızın yüzüne nasıl bakacaksınız?
Siyasi çıkar uğruna her değeri ayaklar altına alırken…
Vicdanı sustururken…
Ahlakı küçümserken…
Gerçekten hangi yüzle “biz haklıydık” diyeceksiniz?
Çünkü bazı sözler insanı rahatsız etmez.
Sadece gerçeği yüzüne vurur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI