HALKWEBYazarlarMÜLTECİ KADIN: UCUZ EMEK, GÖRÜNMEZ YURTTAŞ

MÜLTECİ KADIN: UCUZ EMEK, GÖRÜNMEZ YURTTAŞ

 

Türkiye dünyada en fazla mülteci barındıran ülkeler arasında yer almaktadır. Bu gerçek, siyasi tartışmalarda kimi zaman koz olarak kullanılır; ancak bu insanların, özellikle de kadınların ne koşullarda yaşadığı neredeyse hiç sorulmaz.

Tablo nettir: Mülteci kadınlar Türkiye’de kayıt dışı ve güvencesiz işlerde, asgari ücretin çok altında ücretlerle çalışmaktadır. Tekstilden tarıma, ev hizmetlerinden parça başı üretime kadar uzanan bu emek, hukuki güvenceden yoksun biçimde sömürülmektedir. Sistem bu kadınları bir yanda ucuz iş gücü olarak kullanırken öte yanda yasal statüden, sığınma evlerinden ve sağlık hizmetlerinden mahrum bırakmaktadır. Bu bir çelişki değil; bilinçli bir politika tercihidir.

Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 35,8 iken erkeklerde bu oran yüzde 71,2’dir. Bu derin uçurum Türkiyeli emekçi kadınlar için bile böyleyken, mülteci kadınlar için tablo çok daha ağırdır: Dil engeli, belgesizlik ve ayrımcılık üst üste binerek bu kadınları emek piyasasının en görünmez ve en korumasız kesimine hapsetmektedir.

Kadınların yüzde 35,9’u yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvensiz hissederken bu oran erkeklerde yüzde 15,2’de kalmaktadır. Mülteci kadın için bu güvensizlik daha da derindir; ne dile getirecek bir mercii vardır, ne de onu dinleyecek bir sistem.

Meseleyi “insani yardım” çerçevesine hapsetmek yetmez. Mülteci kadın sorunu; ucuz emeğin sınır tanımaz sömürüsünün, savaşların ve yoksulluğun yarattığı zorunlu göçün ve ataerkil düzenin kesişim noktasında durmaktadır. Emekçi dayanışması bu sınırları tanımaz. Türkiyeli işçi kadınla mülteci işçi kadın, aynı düzenin farklı coğrafyalardaki mağdurlarıdır.

Güvenceli iş, ücretsiz sağlık, kreş hakkı ve eşit ücret; milliyetten bağımsız olarak her emekçi kadının hakkıdır. Bu talep hem sınıfsal hem de evrenseldir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI