# **EN BÜYÜK UTANMAZLIK,**
# **UTANILACAK HİÇBİR ŞEYİ OLMADIĞINI SANMAKTIR!**
## KILIÇDAROĞLU’NUN 80 YILLIK HAYATINA DİL UZATANLARA ASIL SORU: **SİZ KENDİ AYNANIZA HİÇ BAKTINIZ MI?**
Ekrem İmamoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun 80 yaşına gelmiş olmasını siyasi bir tartışmanın konusu yapıyor.
“80 yaşında kendisini bu duruma düşürmemeliydi” diyor.
Peki soralım:
**Kılıçdaroğlu hangi durumdan utanmalı?**
Köyde, imkânsızlıklar içerisinde büyümesinden mi?
Okumasından mı?
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olmasından mı?
Devlet hizmetinde bulunmasından mı?
SGK Genel Müdürlüğü yapmasından mı?
Emekli olmasından mı?
Milletvekilliğinden mi?
Yoksa tam 13 yıl CHP Genel Başkanlığı yapmasından mı?
**Hangisinden utanmalı?**
Söyleyin de millet de bilsin!
Çünkü 80 yaşında olmak utanılacak bir şey değildir.
Siyasette kaybetmek de utanılacak bir şey değildir.
Hata yapmak da insan olmanın bir parçasıdır.
Ama başkasına “utan” derken kendisine dönüp hiç bakmamak…
**İşte asıl mesele budur.**
—
Kılıçdaroğlu’nun siyasi hayatını beğenmeyebilirsiniz.
Eleştirin.
Hatta çok ağır eleştirin.
13 yıllık genel başkanlığını masaya yatırın.
Seçim sonuçlarını sorgulayın.
Yanlışlarını tek tek anlatın.
Ama 80 yıllık bir hayatı birkaç kelimeyle aşağılamaya kalkmayın.
Çünkü o 80 yılın içerisinde **emek vardır.**
**Yokluk vardır.**
**Eğitim vardır.**
**Devlet hizmeti vardır.**
**Bürokrasi vardır.**
**Siyaset vardır.**
Ve ailesine yönelik olarak da kamu imkânlarından uzak durma, kendi emekleriyle yaşama anlayışı vardır.
Şimdi bütün bunların karşısına ne koyuyorsunuz?
**“80 yaşında bu duruma düşmemeliydi.”**
Gerçekten mi?
—
Peki Ekrem İmamoğlu…
Sen hiç kendi siyasi hayatının bilançosunu çıkardın mı?
Üniversite yıllarından başlayan tartışmalarını…
Ticari geçmişinle ilgili tartışmaları…
İnşaat faaliyetleriyle ilgili tartışmaları…
Belediye dönemindeki kamu ihaleleri ve uygulamalarına ilişkin tartışmaları…
Hakkında yürütülen soruşturmaları…
Davaları…
Ve bütün bunların üzerine kamuoyuna yansıyan ağır suçlamaları…
Bunların hiçbiri hakkında peşinen “suçlu” diyemeyiz.
Çünkü hukuk bunu gerektirir.
**İddia başka, hüküm başkadır.**
Bunu biliyoruz.
Ama aynı hukukî hassasiyet bize başka bir şeyi de söyleme hakkı veriyor:
**Hakkında bu kadar ciddi tartışma bulunan bir siyasetçi, kendisini gerçekten yüzde yüz kusursuz ilan edebilir mi?**
—
“Ben utanacak hiçbir şey yapmadım” diyorsun.
Peki.
Bu senin siyasi değerlendirmendir.
Ama o zaman milletin de sana şu soruyu sorma hakkı vardır:
**“Sen kendini hiç sorguladın mı?”**
Hiç mi hata yapmadın?
Hiç mi yanlış karar vermedin?
Hiç mi yanlış insanlara güvenmedin?
Hiç mi yanlış insanları yanında tutmadın?
Hiç mi siyasi hesap yapmadın?
Hiç mi kamuoyuna açıklamak zorunda kaldığın bir mesele olmadı?
Hiç mi “Burada hata yaptım” deme ihtiyacı duymadın?
Eğer bütün soruların cevabı **“Hayır”** ise…
İşte o zaman ortada gerçekten çok ciddi bir problem var.
Çünkü insanın yaptığı bir hatadan daha tehlikeli olan şey, **kendinde hata görmemesidir.**
—
İnsan kendisini eleştirebiliyorsa olgundur.
Kendi yanlışını görebiliyorsa büyüktür.
Özür dileyebiliyorsa erdemlidir.
Ama:
**“Benim hiçbir sorunum yok. Her sorun karşımdakinde.”**
diyorsa…
Orada siyaset değil, **kibir** konuşmaya başlar.
—
Bir de CHP’nin kurultay tartışmaları var.
Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlıktan ayrılmasına giden süreçte delegelerin iradesine ilişkin çeşitli iddialar ortaya atıldı.
**Delege satın alma iddiaları** kamuoyunun gündemine geldi.
Bunlar iddiadır.
Kesinleşmiş mahkeme kararı olmadıkça gerçekmiş gibi sunulamaz.
Ama eğer gerçekten demokrasiden söz ediyorsak, bu iddiaların da sonuna kadar araştırılmasını istemek gerekir.
Çünkü delegeler satın alınacak bir mal değildir.
Genel başkanlık makamı kişisel mülk değildir.
Parti kimsenin tapulu arazisi değildir.
**CHP hiç kimsenin babasının çiftliği değildir.**
Ne Kılıçdaroğlu’nun…
Ne İmamoğlu’nun…
Ne Özgür Özel’in…
**Hiç kimsenin!**
—
Şimdi tekrar başa dönelim.
“80 yaşında kendisini bu duruma düşürmemeliydi.”
Peki hangi duruma?
Kılıçdaroğlu’nun 80 yaşında olması mı?
Yoksa senin istediğin gibi davranmaması mı?
Genel başkanlıktan çekilmesi yetmedi mi?
Siyaseti tamamen bırakması mı gerekiyordu?
Kendi partisinin geleceği hakkında söz söyleme hakkından da mı vazgeçmeliydi?
**80 yaşına geldi diye siyasi haklarından mı vazgeçmeliydi?**
Eğer düşüncen buysa, bunu açıkça söyle.
Çünkü 80 yaşında olmak siyasi hakların sona erdiği anlamına gelmez.
—
Şimdi sana başka bir soru:
**Sen 80 yaşına geldiğinde ne olacağını biliyor musun?**
Bugün söylediğin sözlerin hangisinin karşına çıkacağını biliyor musun?
Bugün yaptığın siyasi hamlelerin hangisinin yarın sorgulanacağını biliyor musun?
Bugün kendinden emin olduğun hangi kararın yarın yanlış çıkacağını biliyor musun?
**Hayır.**
Çünkü hiç kimse bilmiyor.
O nedenle siyasetçiye yakışan şey, rakibine tepeden bakmak değil;
**kendi geçmişini sürekli denetlemektir.**
—
Kılıçdaroğlu’na “utan” diyorsun.
Ben de sana şunu söylüyorum:
**Başkasına utanmayı öğretmeden önce kendi aynana bak.**
Çünkü belki de insanın en büyük yanılgısı şudur:
**Kendisinin hiç utanılacak bir tarafı olmadığını düşünmek.**
İşte bu nedenle başlığımız boşuna değil:
# **EN BÜYÜK UTANMAZLIK, UTANILACAK HİÇBİR ŞEYİ OLMADIĞINI SANMAKTIR!**
Çünkü insanın kendisini sorgulamaması, bazen yaptığı herhangi bir hatadan çok daha ağırdır.
—
Kılıçdaroğlu’nun 80 yaşını konuşuyorsunuz.
Biz de diyoruz ki:
**Yaşını bırakın, hayatını konuşun.**
80 yılını konuşun.
Nereden geldiğini konuşun.
Nasıl okuduğunu konuşun.
Devlet hizmetini konuşun.
SGK Genel Müdürlüğünü konuşun.
13 yıllık genel başkanlığını konuşun.
Hatalarını konuşun.
Başarılarını konuşun.
Siyasi sorumluluklarını konuşun.
Bunların hepsi tartışılabilir.
Ama insanın yaşını küçümsemek…
**Siyaset değildir.**
—
İmamoğlu’na da bir tavsiye:
Kılıçdaroğlu’nun 80 yaşına değil, kendi siyasi mirasına bak.
Çünkü bir gün sen de yaşlanacaksın.
Bir gün sen de bugünkü sözlerinin hesabını vereceksin.
Bir gün bugünkü siyasi kararların tarih tarafından yeniden okunacak.
Ve o gün kimse:
**“Kaç yaşındaydı?”**
diye sormayacak.
Şunu soracak:
**“Ne yaptı?”**
İşte o soruya vereceğin cevap, bugün attığın her adımla yazılıyor.
—
Bu yüzden mesele Kılıçdaroğlu’nun 80 yaşında olması değildir.
Mesele şudur:
**80 yaşındaki bir insanın hayatına tepeden bakarken, kendi hayatına ne kadar yukarıdan baktığın…**
Ve unutma:
**İnsan başkasına ayna tutarken, aynanın ters tarafında kendi yüzünü de görür.**
Kılıçdaroğlu’nun 80 yılına laf edenler bunu unutmasın.
Çünkü…
# **EN BÜYÜK UTANMAZLIK,**
# **UTANILACAK HİÇBİR ŞEYİ OLMADIĞINI SANMAKTIR!**
