Mansur Yavaş “Genel Başkan dönünce konuşacağız” diyor.
Artık bu cümle bir açıklama değil, bir itiraf gibi duruyor:
Bu ülkede herkes bir şey yapıyor, muhalefet hâlâ konuşmaya hazırlanıyor.
Her gün yeni bir operasyon, her gün yeni bir gözaltı…
İktidar hız kesmiyor, çünkü karşısında onu durdurabilecek bir direnç görmüyor.
Gördüğü şey şu: Tepki var ama bedeli yok. Gürültü var ama sonuç yok.
Ve acı gerçek şu:
Bu tabloyu değiştirmesi gereken Cumhuriyet Halk Partisi hâlâ eski ezberlerle oynuyor.
Miting yap, açıklama yap, dağıl.
Ertesi gün aynı döngü.
Bu artık siyaset değil, ritüel.
***
Kimse “hiçbir şey yapılmıyor” demiyor.
Ama yapılanların hiçbir şeyi değiştirmediği ortada.
Siyasetin ölçüsü kalabalık değil, etkidir.
Eğer onca kalabalığa rağmen iktidar aynı rahatlıkla yoluna devam ediyorsa, sorun sayıda değil, stratejidedir.
Şu soruyu sormadan bu iş ilerlemez:
Bu kadar eylem neden hiçbir şeyi zorlamıyor?
***
Artık lafı dolandırmanın anlamı yok.
Bu iş böyle gitmez. Gitmiyor.
Eğer gerçekten bir şey değiştirmek istiyorsanız, şu adımları atmak zorundasınız:
1. Süreklilik değil, tırmanış
Bir gün bağırıp üç gün susmak değil; her hafta artan, baskıyı büyüten bir hat kurmak.
İktidarın değil, muhalefetin temposu belirleyici olmalı.
2. Belediyeleri propaganda değil, ispat alanı yapmak
Şeffaflığı anlatmayın, uygulayın.
İhaleleri açın, harcamaları anlık yayınlayın.
“Biz farklıyız” demek yetmez—farkı göstermek zorundasınız.
3. Hedefli ekonomik darbe
Genel boykot çağrıları kimseyi sarsmaz.
Spesifik, ölçülebilir ve geri adım attıracak ekonomik baskılar kurun.
Sonuç yoksa, çağrı da yok hükmündedir.
4. Hukuku refleks değil, mekanizma haline getirmek
Her işlem aynı gün dosyaya dönüşmeli.
Ulusal-uluslararası her kapı zorlanmalı.
Unutulan her olay, iktidarın hanesine yazılır.
5. Paralel iletişim ağı kurmak (en zayıf halka burası)
Sadece TV’ye çıkıp konuşarak siyaset yapılmaz.
Mahalle mahalle, ilçe ilçe doğrudan seçmene ulaşan bir iletişim ağı kurulmadan bu iş kazanılmaz.
Sosyal medya koordinasyonu, yerel ağlar, yüz yüze temas…
Algıyı yönetemeyen, gerçeği de anlatamaz.
Bugün en büyük eksik: sürekli ve kontrol edilebilir bir bilgi akışı yok.
6. Sistemi kendi kurallarıyla kilitlemek
Toplu başvurular, dilekçeler, itirazlar…
Hukuk dışına çıkmadan, sistemi yavaşlatacak her araç kullanılmalı.
Bu da bir mücadeledir.
7. Kırmızı çizgi koyup arkasında durmak
“Şu olursa bunu yaparız” deyip yapmazsanız, bir daha kimse sizi ciddiye almaz.
Siyaset biraz da caydırıcılıktır.
***
Mesele artık ne söylediğiniz değil, neyi göze aldığınız.
Çünkü gerçek şu:
Risk almayan muhalefet, iktidarın en büyük konforudur.
Bugün Türkiye’de sorun, muhalefetin kötü niyetli olması değil—
yeterince sert, yeterince kararlı ve yeterince sonuç odaklı olmamasıdır.
***
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi:
Bu kadar insanın umudu, bu kadar düşük riskli bir siyasete mi emanet?
Ve asıl mesele…
Genel Başkan döndüğünde ne konuşulacağı değil—
o konuşmadan sonra gerçekten bir şey yapılıp yapılmayacağıdır.
