Evet, kimdir bu “sarolar”? Solu kendi tekeline aldığını sanan, bunu yaparken de aslında solun en temel değerlerine ihanet eden zavallı bir güruhtur bunlar. Kendilerini yasalardan, anayasadan, devletten ve hatta bu devleti var eden milletten üstün görüyorlar. Üyesi oldukları partinin ilkeleriyle değil, makam, mevki ve şahsi çıkarlarıyla hareket ediyorlar. Her haltı yapmayı, her türlü baskıyı, her türlü liyakatsiz atamayı kendilerinde hak görüyorlar.
CHP’nin kurumsal kimliği gün be gün yıpratılırken, ortadaki iddialar vahimken, bu zavallıların hiçbirinden bir ses çıkmıyor. Tam tersine, bir de arka bahçelerine dönüştürdükleri sendikalara müdahaleyi kendilerinde hak buluyorlar. Ancak şunu çok açık ve net belirteyim: Sendikal haklar anayasa güvencesi altındadır, uluslararası sözleşmelerle korunmaktadır. Bir işçinin sendikal faaliyetlerine müdahale etmek, onu sendikasından soğutmak veya üye olduğu sendika nedeniyle tehdit etmek suçtur. Bunun adı işçi düşmanlığıdır ve yasalar önünde cezası vardır: Müdahale edilmesi durumunda en az dört yıla kadar hapis cezası bulunur.
CHP belediyelerine bunca operasyon yapılırken, ekonomi daralırken, işçinin ekmeğiyle oynayanlara ses çıkarmayan bu zihniyet, kendilerine hiç üstlerine vazife olmadığı halde vazife çıkarıyor. İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya, Adana… CHP’nin kazandığı her belediyede işçilere “Şunlara oy verin, vermezseniz yerinizi değiştiririz, işten atarız, referansınızı yakarız” diye mobbing ve tehdit savuruyorlar. İşçinin oy hakkını, vicdanını, sendikal örgütlülüğünü hiçe sayıyorlar. Bunu yaparken de arkalarına CHP rozetini alıp utanmadan “sosyal demokrat” diye geziyorlar.
İşte bunlar, “Sarı Sendikacılar” gibi “Sarı CHP’li”dir. Sarı sendikacılar nasıl patronajın sesiyse, işçinin değil işverenin yanında yer alıyorsa, bu Sarı CHP’liler de belediyelerde aynı görevi görüyor: Patronun, bürokratın, rantın ve taşeronun sesi oluyorlar. Bir daha kazansın diye değil, ceplerini doldursun diye ortalıkta geziniyorlar. Bu zavallılara sesleniyoruz:
Beşiktaş ve Sarıyer’de, İzmir’in ilçelerinde, İstanbul’un diğer bölgelerinde, Ankara’nın farklı belediyelerinde kendilerine yakın sendikacılara oy toplamaya çalışanlar… Partinin rozetinin arkasına saklanıp sarı sendikacıları korumak için CHP’nin halkçılık ilkesine aykırı olarak işçilerin iradesini tehditlerle, baskılarla, işten atma korkusuyla eğip bükeceklerini sananlar bilsin ki:
Tarih sadece kazananları değil, kaybederken bile onurlu durabilenleri yazar. Siz er ya da geç tarihin çöplüğüne gideceksiniz. Siz bu partinin kazanmasını değil, bu partinin sırtından geçinmeyi seçtiniz. O rozet sizin değil, emeğin, alın terinin, hakkın ve halkın yanında olanındır. Ne zaman ki bir işçi “Sarı CHP’li” dediğinde içiniz sızlayacak, işte o zaman anlayacaksınız: Asıl kaybeden sizdiniz.
Doğru duranlar er ya da geç kazanır, eğri duranlar belasını bulacaktır.
