HALKWEBAuthorsSarı Sendikacılığın İkili Oyunu: Meydanda Devrim, Masada Teslimiyet

Sarı Sendikacılığın İkili Oyunu: Meydanda Devrim, Masada Teslimiyet

Sarı sendikacılar yenilmez değildir. Onlar İşçi sınıfının uyanması birlik beraberliği ile yenilecekler.

0:00 0:00

İstenmiyen bir sendikacı olarak yaşadığım olayları anlatayım.
Niye istenmediğimi anlarsınız.
Türkiye sendikal hareketinin içinden gelen biri olarak uzun zamandır haykırdığım gerçekleri halkweb ile daha gür haykırayım.
Sarı sendikacılık, işçi sınıfının en büyük kanseridir. Peki bu sarı sendikacılar neden bu kadar ikiyüzlü davranıyor? Çünkü onların tek bir amacı vardır: koltuklarını muhafaza etmek.

Şimdi buyurun, şu an muhalefetin başındaki zatlara ve sözde devrimci sendikanın liderlerine bakalım. Çıkıyorlar meydanlara, avazları çıktıkca bağırıyorlar: “TÜİK yalan söylüyor! TÜİK rakamları manipüle ediyor! TÜİK halkı kandırıyor!”

Çok güzel. Peki soruyorum:

Beşiktaş Belediyesi’ndeki işçiler DİSK’e bağlı. Sarıyer DİSK’e bağlı. Kartal DİSK’e bağlı. Kadıköy de DİSK’e bağlı. O halde söyler misiniz bana, bu belediyelerdeki toplu iş sözleşmelerinde neden TÜİK rakamları üzerinden imza attınız?

Ben TÜİK rakamlarına itiraz ettiğim için sendikadaki temsilcilik görevimden istifa etmiş biryim. Siz meydanlarda “TÜİK yalan” diyorsunuz ya, DİSK’in kendi araştırma kurumu varken neden onu kullanmadınız? Laf olsun diye ENAG’ı ve DİSK’in kendi araştırmasını baz alıyorsunuz, halka masal anlatırken bunları referans gösteriyorsunuz. Ama toplu iş sözleşmesi masasına oturduğunuzda kendi koltuklarınızı korumak için canavar gibi TÜİK’in rakamlarını baz alıyorsunuz.

Beyfendi Hani “Asgari ücret 30 bin TL olmazsa biz yokuz” diyordunuz! Hanımefendi Hani “Açlık sınırı 68 bin TL oldu” diyordunuz. Sözde devrimciler, çakma solcular, Eeee TÜİK ‘in rakamlarına kim imza attı? Anlatın da bilelim.

Daha da vahimi var. DİSK’in tarihinde, genel merkezi protesto eden nadir isimlerden biriyim disk merkezini Ankara’ya taşımadan önce Beşiktaş Dikilitaş Eren Sokak’taydı.Genel merkezi. Bir avuç işçi olarak sesimizi duyurmaya gittiğimizde karşımızda ne grev komitesi vardı ne dayanışma. Karşımızda polis vardı. Telefon açıp polis çağıran sendika yöneticisiydi. Kendi üyelerine karşı polis çağıran o hanımefendi, şimdi çıkıp “1 Mayıs’ı kutluyoruz” diyecek.

Peki soruyorum: Kendi işciniz, sendika üyeniz Beşiktaş işçisi direnişteyken neredeydiniz? Kadıköy işçisi direnişteyken neredeydiniz? Sarıyer işçisi direnişteyken neredeydiniz? Kartal işçisi direnirken neredeydiniz?

Şimdi de bakın bugüne. Bağımsız Madeniş Sendikası direniyor, maaş alamıyorlar diye. Türkiye’nin dört bir yanında çoban ateşi gibi işçi direnişleri var. Peki, bizim Devrimci İşçi Sendikamız nerede? Sesi soluğu çıkmıyor. Çok enteresan değil mi?

Dahası var biz DİSK’i protesto ettiğimiz gün, Şimpaş’ın olduğu yerde inşaat işçileri direniş yapıyordu. DİSK’in ana binasına yüz metre ilerideydi. Yüz metre! O işçilere bir çay bile vermemişler. Adamlar aç susuz direnirken, o binada “devrimci” geçinenler bir bardak çayı çok görmüş.

Adı devrimci olan bir sendikamız neler yapıyor? Görüntüde sistemi eleştiriyormuş gibi yapıp, arka planda patronlarla selamlaşan devrimciler. Hayat nasıl iyi gidiyor mu? Sorun bakalım.

İşte sarı sendikacılığın özeti budur: Makam koltuğu sallanmaya başladığında “mücadele” kelimesi lugatdan çıkar, yerini “güvenlik gerekçesi” alır. Onlar için sendika bir aidiyet değil, bir geçim kapısıdır. İşçi bir yoldaş değil, bir basamaktır. Millet vekili olmak için bir basamak Ve ne yazık ki bu basamakta yükselenler, en tepede yalnızca kendi makamlarını ve harcadıkları işcileri hançerleri görürler.

İşçi sınıfının sarı sendikacılara ve sahte sola çok dikkat etmesi gerekmektedir. Bu sarı sendikacıların koltukları ebedi değildir. Er ya da geç devrilecekler. Tarih onları birer nefret nesnesi olarak not edecek.

Sarı sendikacılar yenilmez değildir. Onlar İşçi sınıfının uyanması birlik beraberliği ile yenilecekler.

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR