HALKWEBAutorenÖzgür Özel'e Açık Mektup

Özgür Özel’e Açık Mektup

Mikayil Dilbaz
Mikayil Dilbaz
Jurist, Doktor der Rechtswissenschaften, BJK-Kongressmitglied

Genel başkanlık makamı tartışma büyütme makamı değil, tartışma seviyesini yükseltme makamıdır.

0:00 0:00

Sayın Genel Başkan,

Cumhuriyet Halk Partisi’nin eski bir gençlik kolu başkanı olarak bu mektubu yazarken amacım polemik üretmek değil, partimizin yönü hakkında açık bir muhasebe yapmaktır. Çünkü bu partiye emek vermiş herkesin konuşma sorumluluğu vardır.

6 Şubat’ta size sosyal medyada hitaben yazdığım mesajı hatırlarsınız. Rıza Akpolat meselesinde kullandığınız dil nedeniyle size yönelik eleştirimi bir tweet dizisinin sonunda “Bak beyim…” diyerek ifade etmiştim. Görüyorum ki Bakırköy mitinginde siz de aynı ifadeyle Cumhurbaşkanı’na seslendiniz. Buna kızmam; hatta küçük bir latife yapayım: Rol çalmışsınız Sayın Genel Başkan. Keşke bu dil polemiklerde değil, projelerde birbirinden rol çalan bir rekabetin parçası olsa.

Mesele kelime değil, yön meselesidir.

Genel başkanlık makamı tartışma büyütme makamı değil, tartışma seviyesini yükseltme makamıdır. Ancak bugün farklı düşünen insanların parti gücü kullanılarak görünmez kılındığı bir tablo oluşmuştur. Sizinle aynı düşünmeyen isimler ekran bulamıyor, gazete sayfalarında yer bulamıyor, televizyonlara çıkamıyor. Halk TV’ye çıkamıyor, Sözcü’de yazamıyor, partiye yakın medyada konuşamıyor.

Geriye yalnızca sosyal medya kalıyor.

Orada konuşanlar ise bu kez “hain”, “karşı mahalleye konuşuyor” yaftasıyla karşılaşıyor. Bu yöntemle siyaset büyümez Sayın Genel Başkan. Bu yöntemle yalnızca mahalle sıkılaşır.
Peki soralım: Bu algıyla mı iktidar olunacak?

Yüzde 30 almak bir başarı olabilir ama iktidar değildir. Yüzde 50+1’i nasıl alacaksınız? Hangi projeyle? Hangi ekonomik vizyonla? Hangi toplumsal sözleşmeyle?

Siyaset yalnızca miting değildir.
Siyaset yalnızca savunma değildir.
Siyaset yalnızca bir ismi koruma refleksi hiç değildir.

Toplum sürekli “birini kurtarma” gündemiyle mobilize edilemez. Sürekli savunma hattında kalan bir siyaset, ülkeye umut vermez. Kendi mahallesini konsolide eder ama toplumu ikna edemez.

Bizim eleştirimiz kişisel değildir. Biz yargılanan hiçbir insanı peşinen suçlamıyoruz. Hukuk devleti bunu gerektirir. Ancak ciddi şüpheler varsa mesafe koymak gerekir. Bu bir ihanet değil, kurumsal sorumluluktur.

Cumhuriyet Halk Partisi kimsenin kendisine kalkan yapabileceği bir kurum değildir.
Hiç kimsenin, ama hiç kimsenin.

Bugün en büyük sorun tam da buradadır. Eleştiri düşmanlık sayılıyor. Mesafe ihanet sayılıyor. Soru sormak suç sayılıyor.

Üstelik biz bunları söylediğimiz için, bizleri ve yol arkadaşlarımızı disiplin süreçleriyle karşı karşıya bırakıyorsunuz. Partiden uzaklaştırma, ihraç tehdidi, görünmez kılma… Bu yöntemler siyaseten tartışılır, hukuken ise kabul edilemez.

Sayın Genel Başkan,
Genel başkanlık makamı gücü koruma değil, güven üretme makamıdır. Farklı sesleri bastırarak birlik kurulmaz. Birlik, adalet duygusuyla kurulur.

Bugün toplumun sorduğu soru şudur:
CHP neyi kuracak?

Varsın bizi disipline verin.
Varsın partiden ihraç edin.
Hiç önemli değil.
Varsın partimizin disiplin kurulları bize Kerbela olsun.

Ama unutmayın: Tarih Kerbela’da cellatları değil, mazlumları hatırlar.
Zalimleri değil, direnenleri hatırlar.

Saygılarımla.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS