HALKWEBAutorenSiyasetin Bukalemunları ve Düşen Maskeler

Siyasetin Bukalemunları ve Düşen Maskeler

Siyasette bazı aktörler vardır; rüzgârın yönüne göre renk değiştirirler. Dün başka konuşurlar, bugün başka. Dün övdüklerini bugün eleştirir, bugün savunduklarını yarın inkâr ederler. İşte bu yüzden onlara “siyasetin bukalemunları” demek yanlış olmaz.

Kendilerini Atatürkçü olarak tanıtırlar. Cumhuriyetin değerlerinden, laiklikten ve tam bağımsızlıktan söz ederler. Fakat geçmişlerine dönüp baktığınızda bambaşka bir tabloyla karşılaşırsınız. Bir dönem cemaatlere güzellemeler yapanları da görürsünüz, Batı’nın ve NATO’nun politikalarını sorgusuz destekleyenleri de.

Hatta öyle sözler duyarsınız ki, “İngiltere’nin çıkarları ve menfaatleri Türkiye’deki demokratlardadır” anlayışını savunanlar çıkar karşınıza. Batı’nın çıkarlarını Türkiye’nin çıkarlarından daha önemli gören, dış güç merkezlerinin beklentilerini siyasetin pusulası hâline getiren anlayışlar ortaya çıkar.

Oysa Mustafa Kemal Atatürk’ün çizgisi nettir: Tam bağımsızlık.

Atatürk’e göre bağımsızlık yalnızca sınırları korumak değildir; siyasi, ekonomik ve fikrî bağımsızlığı da savunmaktır. Türkiye’nin kaderini başka başkentlerin, başka güç odaklarının belirlemesine karşı çıkmaktır. Ne Doğu’nun ne Batı’nın mandası… Tek ölçü, Türk milletinin egemenliği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığıdır.

Bugün Atatürk’ün adını sıkça anan bazı isimlerin geçmiş söylemlerine bakıldığında, bu ilkenin ne kadar içselleştirildiği konusunda ciddi soru işaretleri ortaya çıkmaktadır. Çünkü Atatürkçülük, sadece fotoğrafının önünde konuşmak ya da nutuk atmak değildir. Atatürkçülük; ilkelere sadakat, bağımsızlık konusunda taviz vermemek ve siyasi konjonktüre göre renk değiştirmemektir.

Asıl sorun da burada başlıyor. Çünkü bazıları, “baba ocağı” dedikleri CHP’yi kendi siyasi hesaplarının aracı hâline getiriyor. Parti içi mücadeleyi, kişisel ikbal mücadelesine dönüştürüyor. Cumhuriyet’in mirasını ve parti tabanının duygularını kullanarak kendilerine alan açmaya çalışıyorlar.

Fakat siyaset uzun bir yolculuktur. Gün gelir maskeler düşer, sözler unutulmaz, arşivler konuşur. Dün söylenenlerle bugün yapılanlar arasındaki çelişki ortaya çıktığında geriye bir güven sorunu kalır.

Millet eninde sonunda şu soruyu sorar:

Gerçekten Mustafa Kemal Atatürk’ün tam bağımsızlık ilkesini mi savunuyorsunuz, yoksa o ilkeyi sadece siyasi bir maske olarak mı kullanıyorsunuz?

Baba ocağı dediğimiz Cumhuriyet Halk Partisi, bu milletin bağımsızlık mücadelesinden doğmuştur. Bu ocak; siyasi bukalemunların, ilkesiz dönüşlerin ve kirli maskelerin sığınağı olamaz.

Çünkü gün gelir, gerçek renkler ortaya çıkar. Düşen her maske, geride yalnızca hakikati bırakır. Ve bu millet, tam bağımsızlığı sadece slogan olarak kullananlarla, onu bir yaşam ilkesi olarak benimseyenleri mutlaka ayırt eder.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS