HALKWEBAutorenWenn das Gefühl der Scham verloren geht

Wenn das Gefühl der Scham verloren geht

Die Massen finden manchmal einen Deckmantel für ihr Fehlverhalten. Ein schamloser Mensch wird als “stark” bezeichnet. Doch Stärke ist etwas anderes.

0:00 0:00

Bazı siyaset sahnesi aktörleri, yaptıkları yanlış ortaya çıktığında sertleşiyor. Özür dilemek, hata kabul etmek, geri adım atmak bizim politik kültürümüzde hala zayıflık sayılıyor.

Oysa insan hata yapabilir. Hata insanidir. İnsan bazen yanılır, bazen öfkesine yenilir, bazen gücün cazibesine kapılır. Ama yaptığı yanlışı gördüğü halde onu savunmaya devam ediyorsa, orada artık basit bir hatadan değil, karakter bozukluğundan söz edilir.

Çünkü hata başka şeydir, karakter başka.

Bugün siyasette insanı yoran yalnızca kavga değil. Yanlış karşısındaki rahatlık.

Bir haksızlık konuşuluyor, öfkelenen çoğu zaman haksızlığı yapan oluyor. Bir kayırmacılık ortaya çıkıyor, hesap vermesi gereken kişi saldırıya geçiyor. Çünkü artık birçok insan için dürüst olmak değil, dürüst görünmek yeterli.

Oysa ahlak dediğin şey, insanın işine gelmediği anda ortaya çıkar. Yakınına da yabancıya da aynı ölçüyü koyabiliyorsan vardır. Dürüstlük de böyledir. Mikrofon önünde değil, yalnız kaldığında belli olur.

Siyasetin en tehlikeli tarafı burada başlıyor.

İnsan, bir süre sonra kendi yaptığı yanlışı normal görmeye başlıyor. Kendi tarafına başka ölçü uyguluyor, karşı tarafa başka. Sonra gerçek geri çekiliyor, sadakat öne geçiyor.

Çürüme böyle derinleşiyor.

Çünkü bir ülkede insanlar doğruya değil, kimin söylediğine bakmaya başladığında güven kayboluyor. Kurumlar yıpranıyor. Adalet duygusu zayıflıyor. En sonunda düzgün insanlar yoruluyor.

Bugün anketlerde kararsızların bu kadar büyümesi tesadüf değil. İnsanlar artık yalnızca söze bakmıyor. Samimiyet arıyor. İnandırıcılık arıyor. Söylenenle yapılan arasındaki farkı görüyor.

Daha düşündürücü olan ise şu.

Die Massen finden manchmal einen Deckmantel für ihr Fehlverhalten. Ein schamloser Mensch wird als “stark” bezeichnet. Doch Stärke ist etwas anderes.

Gerçek güç, yanlış yaptığında durabilmektir. Kendine sınır koyabilmektir. “Burada hata yaptım” diyebilmektir.

Ama bugünün siyasetinde geri adım atmanın ödülü yok. Özür dileyen zayıf görülüyor, sertleşen ise kendi kitlesini daha kolay yanında tutuyor. Sosyal medya bunu daha da büyütüyor. İnsanlar artık düşüncelerini düzeltmeye değil, ait oldukları grubun onayını kaybetmemeye çalışıyor.

Böyle olunca siyaset fikir yarışından çıkıp kimlik savaşına dönüşüyor.

Bir süre sonra insanlar doğruyu savunmuyor; kendi taraflarının üstünlüğünü korumaya çalışıyor. O noktada gerçek geri plana düşüyor. Çünkü amaç anlamak değil, saf tutmak oluyor.

Eskiden siyasette insanı tutan bazı duygular vardı.

Mahcubiyet gibi.

Vicdan gibi.

“Ayıp olur” düşüncesi gibi.

Bugün kabul etmek gerekir ki toplumun birçok alanında ahlaki eşikler zayıfladı. Siyaset de bunun en görünür alanlarından biri haline geldi. Utanma duygusunu mumla arar olduk.

Demokrasi yalnızca seçim kazanma sistemi değildir. Aynı zamanda insanın kendi tarafına da sınır koyabilme kültürüdür. Bir toplum, kendi mahallesinin yanlışına da itiraz edebildiği ölçüde ayakta kalır.

Çünkü bir ülkeyi yalnızca kötü yöneticiler değil, yanlış karşısında sessizleşen kalabalıklar da çürütür.

Bir toplum yalnızca ekonomiyle bozulmaz. İnsanlar doğruyla yanlış arasındaki çizgiyi kaybetmeye başladığında bozulur.

Ve insan bazen seçim kaybettiği için değil, utanma duygusunu kaybettiği için küçülür.

Belki de bu yüzden Türkiye siyasetinde istifa artık bir erdem değil, unutulmuş bir kelime gibi duruyor.

Dilerim ki bir gün bu ülkede insanlar en çok güçlü görünene değil, gerektiğinde “yanlış yaptım” diyebilecek kadar vicdanını koruyabilene saygı duyar.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS