HALKWEBAutorenOhne inneren Frieden in der CHP kann es keine interne Front geben

Ohne inneren Frieden in der CHP kann es keine interne Front geben

Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu iç cephe tahkimi, CHP’nin kendi iç barışını tesis etmesine bağlıdır.

0:00 0:00

Dünya, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana böylesi bir belirsizlik ve gerilim hattına sürüklenmedi. Soğuk Savaş yılları dahi bugünkü çok katmanlı kriz ortamını açıklamakta yetersiz kalıyor. Bugün içinde bulunduğumuz tablo, kontrolsüz bir anız yangınına benziyor: Rüzgârın yönü belirsiz, sıçrama ihtimali yüksek ve sonuçları öngörülemez.

İç Cephe Zorunluluktur

Bu nedenle, iktidar sözcülerinin de sık sık vurguladığı “iç cephe tahkimi”, Türkiye açısından bir tercih değil, zorunluluktur. Ancak asıl soru şudur: CHP olmadan bu tahkim mümkün mü? Cevap açıktır: Hayır.

2023 Mayıs seçimleriyle başlayan CHP içi huzursuzluk, 3 Kasım kurultayıyla kırılmaya dönüşmüş; 2024 yerel seçimleri sonrasında ise daha karmaşık bir sürece evrilmiştir. Belediyelere yönelik operasyonlar bu süreci hızlandırmıştır.

İktidarın bir yandan “iç cephe tahkimi” söylemini dillendirirken, diğer yandan belediyeler üzerinden CHP’yi kuşatan bir yaklaşım sergilemesi; tahkim değil, tersine çözülme üretmektedir.

Kimse yargı süreçlerine karşı değildir. Ancak itiraz, sonuca değil yöntemedir. Nitekim Mecelle’nin veciz ifadesiyle: “Usul, esastan mukaddemdir.”

Peki, CHP ne yapıyor? Kendi iç cephesini güçlendirebiliyor mu?

Ne yazık ki CHP bugün yalnızca dış baskılarla değil, kendi içindeki dağınıklıkla da mücadele ediyor. Oysa CHP, kuralları ve kurulları olan kurumsal bir yapıdır.

Adalet Olmadan Disiplin Olmaz

Ancak uygulamalara bakıldığında; vicdanen tartışmalı ihraçlar, gereken yerde işletilmeyen disiplin ve ölçü-denge kaybı dikkat çekmektedir. Bu tablo parti içinde güveni zedelemektedir.

Disiplin adı altında işleyen mekanizma, Damokles’in kılıcını andırır hale gelmiştir. Öyle ki bir PM üyesine selam vermemek dahi ihraç gerekçesine dönüşebilmektedir.

Bir yanda “ya hep beraber ya hiçbirimiz” söylemi, diğer yanda farklı düşünenlere kapının gösterilmesi… Bu açık bir çelişkidir. Oysa ihtiyaç duyulan şey ayrıştırmak değil, birleştirmektir.

Elbette gitmesi gerekenler olabilir. Ancak bu kararlar; kişisel değil, açık ve adil kriterlerle alınmalıdır. Gerçek liderlik, yalnızca benzer düşünenleri değil, farklı sesleri de bir arada tutabilmektir.

Disiplin korku üretmek için değil, adalet için vardır. İhraç ise istisnai olmalıdır. Unutulmamalıdır ki her parti üyesi aynı zamanda bir seçmendir ve çoğu zaman en sadık seçmendir.

İç Barış Şart

CHP’nin temel sorunu açıktır: İç barış eksikliği. Enerjinin önemli bir kısmı iç mücadeleye harcanmaktadır. Bu durum artık geçici değil, yapısal bir sorun haline gelmiştir.

Elbette mitingler ve söylemler önemlidir. Ancak toplumdaki algı farklıdır: Bu mitingler, halk için değil, parti kadrolarını korumaya yönelik hamleler olarak görülmektedir. Bu algı değişmeden mesajların karşılık bulması zordur.

Çünkü iç barışını sağlayamayan bir yapı; ne güven verebilir ne de bölgesel ve küresel sorunlara odaklanabilir.

Bu noktada Sayın Özgür Özel’e düşen görev açıktır: “Baba evi” söylemini somutlaştırmak, ayrışmayı değil birleşmeyi esas almak ve parti içinde barışı tesis etmek.

Çünkü CHP, kendi içinde barışı sağlamadan Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu iç cepheyi kuramaz.

Herkesin birbirini “iktidar yandaşı” olmakla suçladığı bir yapıda, “ya hep beraber ya hiçbirimiz” nasıl hayata geçirilecektir?

Bugün iktidar muhaliflerini içeri atarken, CHP’nin kendi muhaliflerini partiden uzaklaştırması; ister istemez şu soruyu gündeme getirmektedir: Kim, kime daha çok benzemektedir?

İşte bu nedenle açıkça ifade etmek gerekir: CHP’nin bugün ihtiyacı olan şey ihraç değil, kucaklaşmadır. Ve bunun ilk adımı, tereddütsüz bir şekilde parti içi barış ilanıdır.

Sayın Özgür Özel,

Size emanet edilen yalnızca bir görev değil; birikim ve tarihsel sorumluluktur. Ayrışmayı derinleştirmek değil, birliği yeniden kurmak zorundasınız.

Aksi halde CHP seçimlerde yine birinci parti olabilir… Bu, parti yönetimini başarılı kılabilir. Ancak bu başarı, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu dönüşümü sağlamaya yetmez.

Çünkü bugün Türkiye’nin ihtiyacı, birinci parti olmak değil; bir arada durabilen, güven veren ve ülkeye yön çizebilen bir iradedir.

CHP, bu iradeyi gösterebilecek tarihsel birikime sahiptir.

Unutmamak gerekir ki; İçinde adaleti kuramayan, dışarıda adalet vaat edemez.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS