HALKWEBYazarlarCHP NEDEN KAZANAMIYOR?

CHP NEDEN KAZANAMIYOR?

Yazı Dizisi – 2

Değişmeyen Sistem, Değişen İsimler

Bir siyasi partide genel başkan değişebilir.

Merkez Yönetim Kurulu değişebilir.

Milletvekilleri değişebilir.

Belediye başkanları değişebilir.

Hatta parti söylemi bile değişebilir.

Ama karar alma mekanizması aynı kalıyorsa, değişim çoğu zaman vitrinle sınırlı kalır.

Türkiye’de CHP üzerine yürütülen tartışmaların büyük bölümü kişiler üzerinden yapılıyor.

Dün tartışmanın merkezinde Kemal Kılıçdaroğlu vardı.

Bugün Özgür Özel konuşuluyor.

Yarın başka bir isim konuşulacak.

Ama asıl soru hep aynı kalacak:

Liderleri üreten sistem değişiyor mu?

Siyaset bilimi bize önemli bir gerçeği hatırlatır:

Bir kurumun kültürü, yöneticilerinden daha kalıcıdır.

Çünkü insanlar gelir geçer; kurumların işleyişi ise onları şekillendirir.

Kurallar değişmediğinde, en iyi niyetli yöneticiler bile zamanla mevcut düzenin bir parçası hâline gelir.

İşte CHP’nin yıllardır çözemediği temel mesele de tam burada başlıyor:

Parti içi demokrasi.

Bu kavram yalnızca ön seçim yapılıp yapılmaması değildir.

Asıl mesele, kararların gerçekten tabandan mı geldiği, yoksa yukarıdan aşağıya mı belirlendiğidir.

Bir partide üyeler yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanıyorsa…

İlçe örgütleri karar üreten değil, genel merkezin kararlarını uygulayan yapılara dönüşmüşse…

Delegelik sistemi üyelerin iradesini tam olarak yansıtmıyorsa…

Sorun kişiler değil, sistemdir.

Çünkü demokrasi yalnızca seçim meydanlarında savunulan bir ilke değildir.

Önce parti içinde yaşatılması gereken bir yönetim anlayışıdır.

Toplum, siyasi partilere yalnızca ne söylediklerine değil, nasıl yönetildiklerine de bakar.

Şeffaflık isteyen bir partinin kendi karar süreçleri de şeffaf olmalıdır.

Katılımcılığı savunan bir partinin üyeleri de karar süreçlerine gerçek anlamda katılabilmelidir.

Liyakati savunan bir partide yükselmenin yolu kişisel yakınlık değil; emek, bilgi ve başarı olmalıdır.

Aksi hâlde seçmenin zihnindeki soru değişmez:

“Kendi içinde uygulamadığını, ülkeyi yönetirken nasıl uygulayacaksın?”

Belki de CHP’nin en büyük sorunu değişime inanmaması değildir.

Sorun, değişimi kurumsallaştıramamasıdır.

Liderler değişiyor.

Kadrolar değişiyor.

Sloganlar değişiyor.

Ama işleyiş değişmiyor.

Bu yüzden seçmenin gözünde değişen yalnızca isimler oluyor.

Oysa seçim kazandıran şey yalnızca güçlü bir lider değildir.

Asıl belirleyici olan; güven veren, hesap verebilen, üyelerinin iradesini karar süreçlerine yansıtan ve kuralları kişilerden üstün tutan güçlü kurumlardır.

Çünkü bir partinin kaderini yalnızca genel başkanı değil, örgütlenme modeli belirler.

Sosyal demokrasi, yalnızca toplum için daha fazla demokrasi talep etmek değildir.

Önce kendi örgütünde demokrasiyi kurabilmektir.

Çünkü parti içinde kurulamayan demokrasi, ülke yönetiminde de inandırıcılığını kaybeder.

Ve sistem değişmeden, isimlerin değişmesi tek başına hiçbir seçimi kazandırmaz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI