HALKWEBYazarlarBir Şeddâd, Özgür Özel Mi? Bir Asaf Bin Berhiya, Kemal Bey Mi?

Bir Şeddâd, Özgür Özel Mi? Bir Asaf Bin Berhiya, Kemal Bey Mi?

Bu kurumsal ciddiyetsizlikle, ahbap-çavuş ilişkileriyle o büyük fırtınadan sağ çıkılması imkansızdır.

0:00 0:00

Nihayetinde Ortaçağ Avrupası’nın o bildik, sığ kral-kilise kavgasına döndüler.

Son yerel seçimlerde elde edilen başarı; Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllarca sabırla, iğneyle kuyu kazar gibi ördüğü o geniş tabanlı, kapsayıcı ve birleştirici siyasetin olgunlaşmış bir meyvesiydi. Lakin bu sistem, o meyveyi Kılıçdaroğlu gibi bu ülkenin kamusal hafızasını ve kurucu iradesini temsil eden bir şahsiyete yedirmeyecek kadar gaddardı.

Finansörlüğünü fonlanan medyanın, beşli çetelerin ve ellerindeki tüm varlıkları bu operasyona akıtan holdinglerin üstlendiği; parti içi dinamiklerin, delegelerin ve hırsların parayla, vaatlerle satın alındığı devasa bir tezgah kuruldu.

Amaç sadece bir genel başkanı devirmek değil, yüzyıllık çınar CHP’yi köklerinden kopararak tamamen bitirmekti. Kurucu felsefeyi savunan mutlak butlancılar tasfiye edilirken; parti, ne idüğü belirsiz çantacılara, gizli kapaklı odalarda irade gasp eden zoomculara, rüzgargülü gibi dönen zıpzıplara ve okyanus ötesi ajandaların Amerikan beslemesi taşeronlarına teslim edildi.

Biz yıllarca “demokratik halk devrimi mi yoksa sosyalist devrim mi” diye kuramsal netliği ve ideolojik namusu tartışırken; daha Afrikaya gitmeden memleket, bu teslimiyetçi siyaset eliyle çoktan kabile kültürüne geçti bile… Sizin “tarihi başarı” ve “değişim” diyerek ambalajladığınız bu kurumsal çöküş rüzgarıyla, şimdi hep birlikte dörtnala ve fiber boru hızıyla Orta Çağ’ın o kapkaranlık, mikro-feodal tasfiye düzenine doğru yol alıyoruz!

Adaylık Sınavı: Kılıçdaroğlu’nun Kadroları ve Değişimin Fiyaskosu

Bu çöküşün en somut, en çıplak kanıtı ise yerel yönetimlerde yaşanan yönetim krizidir. Turnusol kağıdı önümüzdedir: Kemal Kılıçdaroğlu’nun kılı kırk yararak belirlediği milletvekili listelerinden bugüne kadar tek bir kurumsal istifa, tek bir gammazlık, tek bir ilkeden sapma yaşanmamışken; Özgür Özel ve ekibinin “değişim” maskesiyle belirlediği belediye başkanı adaylarının neredeyse tamamında kriz, liyakatsizlik ve şaibe baş göstermiştir.

Çünkü niyet halis değildi. Belediye başkanları belirlenirken “akçeli işlere yatkın olanı, ahbabı, çavuşu, akrabayı koruyalım” mantığı güdüldü. Tüzüğün amir hükümleri, liyakat esasları, örgütün vicdanı ayaklar altına alındı. Oysa önümüzde ülkenin kaderini tayin edecek, ortalığın toz duman olduğu, fırtınalı bir milletvekilliği seçimi var! Bu kurumsal ciddiyetsizlikle, ahbap-çavuş ilişkileriyle o büyük fırtınadan sağ çıkılması imkansızdır.

Çözüm bellidir: “Ahbap ne diyor” diye değil, “Tüzük ne emrediyor” diye bakıp, kul hakkını ve hukuku gözeten kadroları acilen göreve getirmektir.

Cumhuriyet Halk Partisi, bu kuşatmayı yarmak zorundadır. Bunun yolu da parti dışında kalmış, küstürülmüş, tasfiye edilmiş ama toplumda karşılığı olan o güçlü, nitelikli ve irade sahibi isimlerin ivedilikle sürece yeniden dahil edilmesinden geçer.

Yüzyıllık kurumsal işleyiş ancak ve ancak; partiyi türlü uygunsuz söylentilerden, ihaleci zihniyetten, kapalı kapılar ardında birbirini hançerleyen gammazlardan tamamen temizleyerek yeniden tesis edilebilir.

CHP, tepesindeki o bencil kabile zihniyetinden arındırılmalı; edebi anlatılardaki o efsanevi, temiz ve kusursuz İrem Şehri gibi, memleketin dürüst, aydın ve vatansever her ferdinin içinde huzurla yaşamak isteyeceği, girmek için can atacağı bir adalet ve liyakat vahasına dönüştürülmelidir.

Aksi takdirde, kibrinden saraylar inşa edip halkı unutan Şeddâd gibi, bu emanetçi kadrolar da kendi yarattıkları o illüzyon çöllerinde, tarihin hak edilmiş mağlubiyet girdabında yok olup gideceklerdir!

YAZARIN DİĞER YAZILARI