Özgür Özel’e destek vermek için peş peşe basın açıklamaları yapan bütün “Yeni Parti” milletvekillerine açıkça söylüyoruz:
Siz Özgür Özel’i savunabilirsiniz. Onun yanında durabilirsiniz. Siyasi tercihinizi açıklayabilirsiniz. Ama Atatürk’ü Özgür Özel’e benzeterek bu siyasi tercihinize tarihsel bir kutsallık kazandıramazsınız!
Çünkü Atatürk ile Özgür Özel’i aynı cümleye koymak kolaydır; fakat aralarındaki tarihsel, siyasi ve ahlaki uçurumu birkaç hamasi cümleyle kapatamazsınız.
Hele hele Atatürk’ün Millî Mücadele yıllarındaki sözlerini alıp bugünün parti içi hesaplaşmalarına, genel başkanlık tartışmalarına ve siyasi iktidar mücadelelerine uyarlayarak Özgür Özel’e “Atatürkvari” bir liderlik hikâyesi yazmaya kalkmanız, Atatürk’ü yüceltmek değil, bugünün siyasetçisini Atatürk’ün gölgesinde büyütmeye çalışmaktır.
Atatürk “parti yok” denildiğinde yalnızca bir siyasi örgüt kurmadı.
Bir milletin bağımsızlık iradesini ayağa kaldırdı.
“Para yok” denildiğinde siyasi kariyerini finanse etmek için kaynak aramadı.
İşgal altındaki bir vatanı kurtarmak için canını, malını, makamını ve hayatını ortaya koydu.
“Sorun çok” denildiğinde bir sonraki kongreyi, kurultayı, koltuğu, delege hesabını veya siyasi pozisyonunu düşünmedi.
Milletin kaderini değiştirecek bir mücadeleyi ölüm pahasına yürüttü.
Şimdi siz çıkıp bütün bunları bugünün siyasi mücadelesine taşıyacak, sonra da Özgür Özel’i bu tarihsel mücadeleyle aynı cümlede yücelteceksiniz.
Yok öyle!
Atatürk’ün Millî Mücadele’si ile bugünün parti siyasetini aynı kefeye koymak, tarihe karşı da Atatürk’ün hatırasına karşı da büyük bir sorumsuzluktur.
Üstelik aradaki fark yalnızca mücadele koşullarından ibaret değildir.
Atatürk, siyasi hayatı boyunca bugün siyasetçilerin omuzlarında taşıdığı yolsuzluk, rüşvet ve kişisel menfaat tartışmalarının gölgesinde bir siyasi hayat sürmedi.
Atatürk ne yolsuzluk davalarının sanığı oldu ne rüşvet almakla suçlandı.
Atatürk’ün adı, kişisel zenginleşme, makamı kullanarak çıkar sağlama veya siyasi nüfuzu şahsi menfaate dönüştürme iddialarıyla yan yana gelmedi.
Çünkü Atatürk’ün siyasi mücadelesinin merkezinde kişisel servet değil, milletin bağımsızlığı vardı.
Bugün ise bir siyasi lideri savunmak için Atatürk’ün sözlerini kullanıyorsanız, önce şunu açıklamak zorundasınız:
Atatürk’ün hangi ahlaki ölçüsünü taşıyorsunuz?
Sadece mücadele lafını mı?
Sadece “aşarız” sözünü mü?
Sadece “para bulunur” cümlesini mi?
Yoksa Atatürk’ün kamu malına, devlet kaynaklarına, kişisel çıkara, siyasi sorumluluğa ve makamın ağırlığına ilişkin anlayışını da mı?
Atatürk’ü gerçekten örnek alıyorsanız, onun yalnızca işinize gelen sözlerini değil, hayatının tamamını ölçü almak zorundasınız.
Atatürk’ün büyüklüğü “sorun çok ama aşarız” demesinde değildi.
Atatürk’ün büyüklüğü, herkesin imkânsız gördüğü şartlarda bağımsız bir devlet kuracak iradeyi ortaya koymasındaydı.
Atatürk’ün büyüklüğü, siyasi rakiplerine karşı güzel cümleler kurmasında değildi.
Tarihin en ağır koşullarında milletin önüne geçip bedel ödemesindeydi.
Atatürk’ün büyüklüğü, bir siyasi koltuğu korumakta değildi.
Bir ülkenin geleceğini kurmaktaydı.
Şimdi bütün bu tarihsel gerçekliği birkaç sloganla alıp Özgür Özel’in siyasi savunmasına malzeme yapmak, Atatürk’ü anlamak değil, Atatürk’ün tarihsel ağırlığından siyasi kredi kullanmaya çalışmaktır.
Özgür Özel’e destek olmak istiyorsanız olun.
Kimse sizin siyasi tercihinize karışmıyor.
Ama Özgür Özel’i savunmak için Atatürk’ü kürsüye çıkarmayın!
Atatürk sizin siyasi savunma metninizin figüranı değildir.
Atatürk sizin genel başkanınızı büyütmek için kullanacağınız bir propaganda malzemesi değildir.
Atatürk sizin siyasi tarafınızı haklı çıkarmak için başvuracağınız bir “referans isim” değildir.
Atatürk, bugünün siyasetçilerine dağıtılacak bir tarihsel paye değildir!
Bir genel başkanı savunmanın yolu, onu Atatürk’e benzetmek değil; kendi siyasi performansını, kendi kararlarını ve kendi sorumluluklarını savunabilmektir.
Eğer Özgür Özel başarılıysa başarılarını anlatın.
Eğer doğru işler yaptıysa doğru işlerini anlatın.
Eğer siyasi bir mücadele veriyorsa o mücadeleyi anlatın.
Eğer eleştirilere verecek cevabınız varsa cevap verin.
Ama bunların hiçbirini yapamayıp Atatürk’ün sözlerini bugünün siyasi mücadelesine taşıyarak Özgür Özel’e tarihsel bir kahramanlık payesi vermeye çalışmayın.
Çünkü bu, siyasi savunma değil; tarih üzerinden siyasi makyaj yapmaktır.
Ve madem Özgür Özel’i Atatürk’le kıyaslama cüretini gösteriyorsunuz, o zaman soruları da cevaplayın:
Özgür Özel Atatürk’ün hangi mücadelesini verdi?
Hangi imkânsızlığın karşısında milletin kaderini değiştirdi?
Hangi bedeli ödedi?
Hangi tarihsel sorumluluğu omuzladı?
Hangi bağımsızlık mücadelesini yürüttü?
Hangi şartlarda bir devlet kurdu?
Hangi tarihsel kırılma noktasında bütün hayatını ortaya koydu?
Ve madem Atatürk’ü bugünün siyasi liderine örnek gösteriyorsunuz:
Atatürk hangi yolsuzluk davasının sanığıydı?
Atatürk hangi rüşvet iddiasının muhatabıydı?
Atatürk makamını kişisel servet edinmenin aracı haline getirmekle ne zaman suçlandı?
Atatürk devletin ve milletin kaynaklarını şahsi çıkarı için kullanmakla hangi siyasi tartışmanın merkezine oturdu?
Cevap verin!
Veremezsiniz. Çünkü tarih ortadadır.
Atatürk’ün siyasi mirasını birkaç hamasi cümleye indirgeyip bugünün siyasi tartışmalarına taşıdığınızda, aslında Atatürk’ü savunmuş olmuyorsunuz.
Atatürk’ün ölçüsünü bugünün siyasetçisine uygulamak yerine, bugünün siyasetçisini Atatürk’ün ölçüsüne uydurmaya çalışıyorsunuz.
Aradaki fark çok büyük.
Atatürk’ün büyüklüğü, birilerinin onu kendi siyasi liderine benzetmesinden kaynaklanmıyor.
Tam tersine!
Atatürk o kadar büyük bir tarihsel şahsiyettir ki, bugün yaşayan hiçbir siyasetçiyi onunla aynı terazide tartmaya hakkımız yoktur.
Atatürk’ün adını kullanarak Özgür Özel’i büyütmeye çalışmak, Özgür Özel’i büyütmez.
Sadece sizin Atatürk’ün tarihsel ağırlığını ne kadar yanlış anladığınızı gösterir.
Üstelik Atatürk’ü gerçekten savunduğunuzu iddia ediyorsanız önce onun siyasi mirasının temelindeki aklı, bilimi, sorgulamayı, eleştiriyi, liyakati, bağımsızlığı, kamu ahlakını ve şahsi iradeyi hatırlayın.
Atatürk’ün mirası, “Genel Başkanımızın yanındayız” cümlesinden ibaret değildir.
Atatürk’ün mirası, bir kişinin arkasında koşulsuz biçimde saf tutmak hiç değildir.
Atatürk’ün mirası kişiler kültü değil, fikir ve ilke siyasetidir.
Atatürk’ün mirası, kişisel çıkarın değil kamu yararının üstün tutulmasıdır.
Atatürk’ün mirası, makamın bir imtiyaz değil sorumluluk olduğunu bilmektir.
Dolayısıyla Özgür Özel’e destek açıklaması yaparken Atatürk’ün adını kullanıp bunu bir tür tarihsel dokunulmazlığa çevirmeye kalkmayın.
Atatürk sizi siyasi tartışmalarda haklı çıkaracak bir mühür değildir.
Atatürk, Özgür Özel’in siyasi kefili değildir.
Atatürk, hiçbir genel başkanın siyasi referans kartı değildir.
Ve hiç kimse Atatürk’ün büyüklüğünü kendi siyasi liderinin hanesine yazamaz!
Bugün Özgür Özel’in yanında olmak sizin tercihiniz olabilir.
Ama Atatürk’ü de yanınıza alıp “Biz Özgür Özel’in yanındayız, çünkü Atatürk de böyle yapardı” havasına girmek başka bir şeydir.
Bunun adı artık destek açıklaması değil;
tarihi siyasi propagandaya alet etmektir.
Atatürk’ün sözlerini tekrar etmek Atatürk olmak değildir.
Atatürk’ün adını anmak Atatürk’ün mücadelesini vermek değildir.
Atatürk’ün kurduğu partinin adını taşımak, Atatürk’ün mirasının otomatik sahibi olmak değildir.
Ve en önemlisi:
Atatürk’ü anmak, Atatürk’ü anlamak değildir.
Atatürk’ü anlamak; onun hangi koşullarda neyi göze aldığını, hangi bedelleri ödediğini, hangi sorumluluğu üstlendiğini ve neden tarihsel olarak eşsiz olduğunu kavramaktır.
Atatürk’ü anlamak aynı zamanda kamu ahlakını, kişisel dürüstlüğü, devlet ciddiyetini ve milletin hakkını kendi siyasi çıkarının üzerinde tutmayı anlamaktır.
Bugünün siyasi liderlerini Atatürk’ün yanına yerleştirerek büyütmeye çalışmak ise bunun tam tersidir.
Atatürk’ü küçültür, siyasi liderinizi de büyütmez.
Sadece siyasi propagandanızın ne kadar çaresiz kaldığını gösterir.
O yüzden açıkça söylüyoruz:
Özgür Özel’i savunun ama Atatürk’ü bu savunmanın kalkanı yapmayın!
Özgür Özel’e sahip çıkın ama Atatürk’ü onun siyasi kefili gibi göstermeyin!
Siyasi hesabınızı Atatürk’ün tarihsel mirasının arkasına saklamayın!
Atatürk’ün temiz siyasi mirasını, bugün tartışılan yolsuzluk ve rüşvet iddialarına karşı kurulacak siyasi savunmanın arkasına da saklamayın!
Çünkü Atatürk, bir genel başkanı savunmak için kullanılacak kadar sıradan bir siyasi figür değildir.
Atatürk, sizin bugünkü siyasi tartışmalarınızın tarafı değildir.
Atatürk, sizin parti içi hesaplaşmalarınızın tarafı değildir.
Atatürk, sizin siyasi liderlerinize dağıtacağınız bir tarihsel paye değildir.
Atatürk’ün büyüklüğü, başkalarının onu kendilerine benzetmesinden değil;
kendisini hiçbir siyasi lidere benzetmeye ihtiyaç bırakmayacak kadar büyük olmasından gelir.
Ve unutmayın:
Tarih, basın açıklamasıyla yeniden yazılmaz.
Atatürk, sloganla yeniden üretilemez.
Millî Mücadele, bugünün siyasi polemiklerine malzeme yapılamaz.
Bir genel başkanı savunmak istiyorsanız kendi sözünüzü söyleyin.
Atatürk’ün arkasına saklanmadan söyleyin.
Bir siyasi lideri savunmak için Atatürk’ü kullanıyorsanız, önce Atatürk’ün hayatındaki ölçülere o siyasi liderin ne kadar yaklaştığını anlatın.
Çünkü Atatürk’ün adı bir siyasi aklama belgesi değildir.
Atatürk’ün mirası, kimsenin üzerine çekip siyasi hesaplarını gizleyebileceği bir perde değildir.
Atatürk’ün hayatı, bugünün siyasetçilerine verilmiş peşin bir temiz kâğıdı değildir.
Ve hiç kimse Atatürk’ün adını anarak kendi siyasi liderine dokunulmazlık kazandıramaz.
Atatürk’ü rahat bırakın!
Onu bugünün siyasetçilerine paye dağıtmak için kullanmayın.
Onu bugünün siyasi tartışmalarında bir kalkan gibi öne sürmeyin.
Çünkü Atatürk bir siyasi liderin propagandası değil,
bir milletin tarihidir.
Ve o tarihin karşısında herkesin kendisine sorması gereken tek soru vardır:
“Ben Atatürk’ün adını kullanarak mı büyüyorum, yoksa Atatürk’ün ölçülerine layık olarak mı?”
İşte asıl mesele budur.
Atatürk’ü Özgür Özel’e benzetmek kolaydır.
Zor olan, Atatürk’ün taşıdığı siyasi ve ahlaki sorumluluğun ağırlığını taşımaktır.
Atatürk’ün adıyla övünmek kolaydır.
Zor olan, Atatürk’ün hayatı boyunca taşıdığı kamu ahlakını ve millet sorumluluğunu kendi siyasi hayatınızda gösterebilmektir.
Ve kimse kusura bakmasın:
Atatürk’ün adı, bugünün siyasi tartışmalarında kimseye kefalet sağlamaz.
Atatürk, hiçbir siyasetçinin siyasi sigortası değildir!
