Yeni Parti’ye göre her şey ne kadar da güzel!
Geleneğinden taviz vermemiş!
TBMM’yi merkez kabul etmiş!
İmzasının arkasında durmuş!
Eleştirilerini eksiksiz sıralamış!
Milletvekillerine “Seçmeninizin sesi olun” demiş, baskı yapmamış!
Ne kadar demokratik…
Ne kadar ilkeli…
Ne kadar “yeni”!
Ama siyaset edebiyat değildir.
Siyasette asıl olan söylenen değil, yapılan ve sonuçta ortaya çıkan siyasi tablodur.
O nedenle şimdi süslü cümleleri bir kenara bırakalım ve asıl soruyu soralım:
Komisyona üye veren kim?
Komisyon sürecinde yer alan kim?
Komisyon raporunu onaylayan kim?
Çerçeve yasanın önünü açan siyasi sürecin içinde bulunan kim?
Ve Genel Kurul aşamasında kendi grubuna ortak bir siyasi tutum belirleyemeyen kim?
Cevap açık:
Yeni Parti ve onun yönetimi.
Şimdi çıkıp 54 milletvekilinin “hayır” oyunu göstererek kendinize demokratik kahramanlık hikâyesi yazmayın.
Çünkü ortada çok daha can yakıcı bir gerçek var:
35 MİLLETVEKİLİNİZ “EVET” DEDİ!
İşte sorulması gereken soru budur.
Neden?
Madem bu düzenlemeye yönelik eleştirileriniz vardı…
Madem siyasi olarak karşı olduğunuz noktalar vardı…
Madem imzanızın arkasındaydınız…
Madem parti olarak bir siyasi tavrınız vardı…
O HALDE 35 MİLLETVEKİLİNİZ NEDEN “EVET” DEDİ?
Bunun adı demokrasi mi?
Yoksa siyasi sorumluluğu milletvekillerinin bireysel tercihine havale ederek yönetim sorumluluğundan sıyrılmak mı?
“BASKI YAPMADIK” ÖVÜNÜLECEK BİR ŞEY DEĞİL!
Özgür Özel çıkıyor:
“Milletvekillerimiz seçmenlerinin sesi olsun.”
Peki güzel.
Ama bir siyasi parti genel başkanının görevi yalnızca milletvekillerine “özgürsünüz” demek midir?
Hayır!
Parti yönetmek;
siyasi tavır belirlemektir.
Parti yönetmek;
hangi düzenlemenin neden desteklenip neden reddedileceğini açıkça ortaya koymaktır.
Parti yönetmek;
gerektiğinde kendi grubunun tamamını aynı siyasi çizgide buluşturmaktır.
Yok eğer mesele gerçekten milletvekillerinin bireysel iradesiyse, o zaman ortaya çıkan sonuçtan da siyasi yönetim olarak payınıza düşen sorumluluğu alacaksınız.
Öyle;
“54 milletvekilimiz hayır dedi”
deyip alkış beklemek yok!
Çünkü aynı anda:
35 MİLLETVEKİLİNİZ DE EVET DEDİ!
İşte sizin görmek istemediğiniz gerçek burada duruyor.
TBMM’Yİ MERKEZ BİLDİYSENİZ, MECLİS SÜRECİNİN HESABINI DA VERİN!
“TBMM’yi merkez kabul ettik” diyorsunuz.
Peki TBMM sadece kürsüden konuşmak mıdır?
Hayır!
TBMM;
komisyondur.
rapordur.
imzadır.
müzakeredir.
oydur.
karardır.
Ve bunların tamamının sonunda siyasi sorumluluk vardır.
Komisyona üye verip,
komisyon sürecine katılıp,
raporu onaylayıp,
sonra Genel Kurulda ortaya çıkan tabloyu yalnızca milletvekillerinin bireysel tercihine bağlamak…
Bu siyasi sorumluluğu parçalamaktır.
Siyasette bunun adı “özgürlük” olabilir.
Ama siyasi liderlik değildir.
“YENİ” PARTİNİN ESKİ ALIŞKANLIĞI
İşte tam da burada “Yeni Parti” iddiasının gerçekliği sorgulanıyor.
Çünkü yeni olmak;
yeni tabela takmak değildir.
Yeni olmak;
eski siyasi alışkanlıkları terk etmektir.
Eski alışkanlık ne?
Sorumluluğu dağıtmak.
Başarıyı sahiplenmek.
Sorun çıkınca bireysel iradeye sığınmak.
Kendi içindeki çelişkiyi “demokrasi” diye sunmak.
Eğer 54 milletvekilinin “hayır” oyu doğruysa, bunu elbette konuşacağız.
Ama aynı dürüstlükle:
35 milletvekilinin “evet” oyunu da konuşacağız!
Çünkü demokrasi işinize gelen rakamı seçip işinize gelmeyen rakamı gizlemek değildir.
ÖZGÜR ÖZEL’E AÇIK ÇAĞRI
Sayın Özgür Özel!
Kimse sizden milletvekillerinin iradesini yok saymanızı istemiyor.
Kimse “baskı yapın” demiyor.
Ama siz parti genel başkanısınız.
Siyasi iradeniz nerede?
Partinizin tavrı nedir?
Bu düzenlemeye gerçekten karşı mısınız?
Karşıysanız neden 35 milletvekiliniz “evet” dedi?
Değilseniz neden kamuoyuna karşı olduğunuz izlenimini veriyorsunuz?
Komisyon sürecinde aldığınız tavrın siyasi sorumluluğunu neden yalnızca Genel Kurulda oy kullanan milletvekillerinin omuzlarına bırakıyorsunuz?
Bunların cevabını verin!
Çünkü artık mesele “milletvekillerine baskı yapıldı mı, yapılmadı mı?” meselesi değildir.
Mesele:
PARTİ YÖNETİMİNİN SİYASİ İRADESİ VAR MI, YOK MU?
54 HAYIR, SİZİ AKLAMAZ!
Bir kez daha söylüyoruz:
54 milletvekilinin “hayır” demesi, 35 milletvekilinin “evet” demesini ortadan kaldırmaz.
54 “hayır” sizin için siyasi başarıysa,
35 “evet” de sizin için siyasi sorumluluktur.
İkisini birbirinden ayıramazsınız.
Birini alkışlayıp diğerinin üzerine demokrasi örtüsü örtemezsiniz.
SİYASETTE MATEMATİK DE VARDIR, HESAP DA!
54’ü gösterip:
“Bakın ne kadar kararlıyız!”
demek kolay.
Asıl mesele:
“35 milletvekilimiz neden evet dedi?”
sorusuna cevap verebilmektir.
VE SON SÖZ…
Yeni Parti gerçekten yeni olmak istiyorsa önce şunu öğrenmeli:
Siyasi sorumluluk, oy pusulasındaki tercihlerle başlayıp bitmez.
Komisyonda başlar.
İmzayla devam eder.
Raporda görünür.
Genel Kurulda somutlaşır.
Ve milletin önünde hesapla biter.
O nedenle artık bize:
“Geleneğimizden taviz vermedik.”
“TBMM’yi merkez bildik.”
“İmzamızın arkasındayız.”
“Eleştirilerimizi söyledik.”
“Milletvekillerimizi serbest bıraktık.”
masalını anlatmayın.
Çünkü millet artık masal değil,
HESAP SORUYOR!
Komisyona kim üye verdi?
Raporu kim onayladı?
Çerçeve yasaya kim “evet” dedi?
35 milletvekili neden “evet” dedi?
Ve en önemlisi:
ÖZGÜR ÖZEL VE YENİ PARTİ, KENDİ SİYASİ SORUMLULUĞUNUN NERESİNDE DURUYOR?
İşte gerçek sınav budur.
54 “HAYIR”IN ARKASINA SAKLANMAYIN.
35 “EVET”İN HESABINI VERİN!
Çünkü “seçmeninizin sesi olun” demek kolaydır.
Asıl mesele,
SİZİN KİMİN SESİ OLDUĞUNUZU AÇIKLAYABİLMENİZDİR!
