Sosyal medyada bazı popüler isimler anket düzenliyor:
“Yeni Parti, Çerçeve Yasa’ya destek versin mi, vermesin mi?”
Ne kadar acı!
Bir siyasi partinin ülkenin geleceğine ilişkin bir yasa teklifindeki tutumunu, sosyal medya anketlerinde çıkan birkaç bin oyun belirlemesi isteniyor.
Oysa siyaset, “Siz ne istiyorsanız biz onu yapalım” kolaycılığı değildir.
Devlet adamlığı, kamuoyu yoklamasının sonucuna göre pozisyon almak hiç değildir.
Devlet adamı, önüne gelen meselede önce şunu sorar:
Bu karar ülkenin geleceği açısından doğru mu?
Toplumun menfaatine mi?
Devletin bekasına, hukukuna, ekonomisine, demokrasisine ve toplumsal barışına katkı sağlayacak mı?
Yarın çocuklarımız nasıl bir ülkede yaşayacak?
İşte devlet adamlığı budur.
Devlet adamı, toplumun peşinden sürüklenen değil; topluma doğru bildiği yolu anlatabilen insandır.
Toplumun bilinç düzeyini, eğitim seviyesini, ekonomik refahını ve demokratik kültürünü yükseltmeyi hedefler.
Yanlış gördüğü bir şeyi sırf toplumun bir bölümü istiyor diye savunmaz.
Doğru olduğuna inandığı bir düzenlemeye sırf tepki çeker diye karşı çıkmaz.
Çünkü devlet adamı alkışın değil, ülkenin geleceğinin peşindedir.
SİYASİ PARTİLER ANKETLE YÖNETİLMEZ
Siyasi partilerin bir ideolojisi, dünya görüşü, devlet ve toplum anlayışı olması gerekir.
Bir parti herhangi bir düzenlemeyle karşılaştığında önce kendi programına, ilkelerine ve ülke tasavvuruna bakar.
Sonra kararını verir.
Destekliyorsa neden desteklediğini anlatır.
Karşı çıkıyorsa neden karşı çıktığını topluma açıklar.
Vatandaşın düşüncesine değer verir ama kararını yalnızca vatandaşın o günkü eğilimine göre şekillendirmez.
Çünkü siyasetçinin görevi yalnızca toplumun mevcut kanaatini ölçmek değildir.
Toplumu doğru bildiği yönde ikna etmek ve dönüştürmek de siyasetin görevidir.
Aksi hâlde siyasetçi olmaktan çıkıp kamuoyu yoklaması takipçisine dönüşürsünüz.
Bugün anket başka söylüyor, başka konuşursunuz.
Yarın sosyal medya başka söylüyor, başka konuşursunuz.
Ertesi gün rüzgâr değişiyor, yeniden pozisyon alırsınız.
Bunun adı siyaset değildir.
Bunun adı popülizmdir.
YENİ PARTİ’NİN ASIL SORUNU TAM DA BURADA BAŞLIYOR
Yeni Parti’nin kendisini oluşturan isimlere ve siyasi geçmişlerine baktığınızda, nasıl bir ideolojik omurga üzerine oturduğunu sorgulamak zaten kaçınılmazdır.
Örneğin Sezgin Tanrıkulu’nun kurucu olduğu bir siyasi yapıdan, herkesin aynı şekilde tanımladığı klasik bir Atatürkçü siyaset beklemek ne kadar gerçekçidir?
Burada mesele kişisel düşmanlık değildir.
Mesele siyasi kimlik ve tutarlılık meselesidir.
Bir siyasi hareket kendisini ne olarak tanımlıyor?
Hangi devlet anlayışını savunuyor?
Nasıl bir toplum hedefliyor?
Ekonomik modeli nedir?
Hukuk anlayışı nedir?
Milli güvenlik konusunda nerede duruyor?
Terörle mücadele konusunda hangi kırmızı çizgilere sahip?
Toplumsal bütünleşme konusunda nasıl bir çözüm öneriyor?
Bunların cevabı yoksa, ortada ideolojik bir siyasi hareketten çok günün şartlarına göre pozisyon alan bir siyasi oluşum vardır.
Ve işte sosyal medya anketleri de tam olarak bu boşluğu görünür hâle getiriyor.
“Destekleyelim mi?”
“Desteklemeyelim mi?”
“Takipçiler ne diyor?”
“Çoğunluk ne istiyor?”
Peki siz ne düşünüyorsunuz?
Sizin siyasi aklınız nerede?
Sizin ülke tasavvurunuz nerede?
Sizin kırmızı çizgileriniz nerede?
Siyasetçinin görevi, takipçisinin parmağını havaya kaldırmasını beklemek değildir.
Siyasetçinin görevi, gerektiğinde kendi seçmenine bile “Hayır, bunun yanlış olduğunu düşünüyorum” diyebilmektir.
POPÜLER OLMAK BAŞKA, DEVLET ADAMI OLMAK BAŞKA
Sosyal medyada çok takipçiniz olabilir.
Her paylaşımınız binlerce beğeni alabilir.
Anketleriniz milyonlara ulaşabilir.
Ama bunların hiçbiri sizi devlet adamı yapmaz.
Popüler olmak kolaydır.
Kalabalığın hoşuna gidecek cümleyi kurarsınız.
İnsanların duymak istediğini söylersiniz.
Tepki çekmeyecek yerde durursunuz.
Her kesime biraz göz kırparsınız.
Kimseyi tamamen karşınıza almazsınız.
Sonra da kendinizi başarılı siyasetçi zannedersiniz.
Hayır!
Bazen devlet adamlığı, herkesin hoşuna gitmeyen bir doğruyu savunmayı gerektirir.
Bazen kendi seçmeninize rağmen doğru bildiğiniz yerde durmayı gerektirir.
Bazen alkış yerine tepkiyi göze almayı gerektirir.
Bazen de seçim kaybetme pahasına ülkenin çıkarını savunmayı…
Çünkü siyaset yalnızca bir sonraki seçimi kazanmak değildir.
Siyaset, gelecek nesillerin nasıl bir ülkede yaşayacağını belirleme sorumluluğudur.
DESTEKÇİLERİ DE HAYAL KIRIKLIĞI BEKLİYOR
Bir siyasi partiye yalnızca popüler isimleri nedeniyle destek verenler, bir süre sonra hayal kırıklığına uğramaya mahkûmdur.
Çünkü popülerlik kalıcı değildir.
Sosyal medya alkışı hiç değildir.
Bugün alkışlayan yarın başka yere gider.
Bugün destekleyen yarın başka bir ankete cevap verir.
Ama ülkenin sorunları yerinde kalır.
İşte bu nedenle seçmenin de siyasetçiden daha fazlasını istemesi gerekir.
“Benim istediğimi yap” demek yerine:
“Bana neden bunu yaptığını anlat.”
demelidir.
Bir siyasi partiye oy vermeden önce:
Programını soracaksınız.
İdeolojisini soracaksınız.
Devlet anlayışını soracaksınız.
Ekonomi anlayışını soracaksınız.
Hukuk anlayışını soracaksınız.
Kimlerle, hangi ilkeler üzerinden yol yürüdüğünü soracaksınız.
Ve en önemlisi:
“Yarın şartlar değiştiğinde de aynı yerde duracak mısın?”
diye soracaksınız.
Çünkü siyasi omurga, hava güzelken değil; fırtına çıktığında belli olur.
SON SÖZ: ANKETİ HALK YAPAR, KARARI SİYASETÇİ VERİR
Halkın görüşü elbette önemlidir.
Ama devlet yönetimi sosyal medya anketine bırakılamaz.
Siyasi parti takipçilerinin beğenisine göre ülke politikası belirlenemez.
Devlet adamı, kamuoyunu dinler.
Ama gerektiğinde kamuoyuna rağmen doğru bildiği yerde durur.
Çünkü onun sorumluluğu bugünün alkışına değil, yarının hesabına karşıdır.
Popüler siyasetçi:
“Halk ne istiyorsa onu söyleyeyim.” der.
Devlet adamı:
“Ülke için doğru olan nedir, bunu anlatayım.” der.
Aradaki fark budur.
Ve eğer bir siyasi parti, ülkenin kaderini belirleyecek bir yasa teklifindeki tutumunu sosyal medya anketleriyle belirlemeye kalkıyorsa, ortada yalnızca bir siyasi tercih sorunu değil, siyasetin ne olduğu konusunda ciddi bir zihniyet sorunu vardır.
Çünkü ülke yönetmek takipçi yönetmek değildir.
Devlet yönetmek, beğeni toplamak değildir.
Siyaset yapmak, anket sonucuna göre şekil değiştirmek değildir.
Devlet adamlığı; gerektiğinde yalnız kalmayı, gerektiğinde eleştirilmeyi ve gerektiğinde kendi destekçisine rağmen doğru bildiğini savunmayı göze almaktır.
Gerisi popülerliktir.
Gerisi alkıştır.
Gerisi sosyal medya kalabalığıdır.
Devlet adamlığı ise sorumluluktur.
