HALKWEBYazarlarCHP NEDEN KAZANAMIYOR?

CHP NEDEN KAZANAMIYOR?

Yazı Dizisi – 4

Seçimler Sandıkta Kaybedilmez

Seçim geceleri televizyon ekranlarında aynı cümleleri duyarız.

“Aday yanlıştı.”

“Kampanya yetersizdi.”

“Mesaj doğru verilemedi.”

“Seçmen ikna edilemedi.”

Bunların hepsi sonucu açıklamaya çalışır.

Ama sonucu doğuran süreci açıklamaz.

Çünkü seçimler sandıkta kaybedilmez.

Sandık, yalnızca sonucun görünür hâle geldiği yerdir.

Asıl sonuç, sandık kurulmadan aylar, hatta yıllar önce şekillenmeye başlar.

Seçmen kararını yalnızca seçim döneminde gördüğü afişlere ya da mitinglere bakarak vermez.

Bir partiyi yıllarca gözlemler.

Mahallesinde kimi görüyor?

Kapısını kim çalıyor?

Derdiyle kim ilgileniyor?

Yerel sorunları kim takip ediyor?

Kendisine yalnızca oy verecek biri olarak mı bakılıyor, yoksa fikirlerine değer verilen bir yurttaş olarak mı?

İşte güven tam da burada oluşur.

Siyasette güven, seçimden bir ay önce kurulmaz.

Yıllar içinde inşa edilir.

Bir cenazede omuz vermekle…

Bir esnafın derdini seçimden iki yıl önce dinlemekle…

Bir öğrencinin gelecek kaygısını paylaşmakla…

Bir emeklinin kapısını yalnızca seçim zamanı değil, her zaman çalmakla…

İnsanlar yalnızca konuşan siyasetçileri değil, hayatlarına dokunan siyasetçileri hatırlar.

Bu yüzden güçlü siyasi partiler, seçimden seçime çalışan yapılar değildir.

Her gün sahadadırlar.

Her gün dinlerler.

Her gün öğrenirler.

Her gün kendilerini sorgularlar.

Her gün toplumla birlikte değişirler.

Sosyal demokrasi de tam olarak bunu gerektirir.

Çünkü sosyal demokrasi, yalnızca seçim kazanmaya çalışan bir siyaset anlayışı değildir.

Toplumun içinde yaşayan, toplumla birlikte düşünen ve toplumla birlikte değişen bir siyasal kültürdür.

İşte CHP’nin uzun yıllardır yaşadığı temel sorunlardan biri de burada ortaya çıkıyor.

Seçim dönemlerinde büyük bir enerji oluşuyor.

Mitingler düzenleniyor.

Sloganlar hazırlanıyor.

Kampanyalar yürütülüyor.

Ancak seçim bittiğinde bu enerji büyük ölçüde dağılıyor.

Oysa seçmenin hayatı seçimden sonra da devam ediyor.

İşsizlik seçimden sonra da sürüyor.

Geçim sıkıntısı seçimden sonra da devam ediyor.

Gençlerin gelecek kaygısı seçimden sonra da bitmiyor.

Siyaset yalnızca seçim takvimine göre yapılırsa, toplumla kurulan ilişki de dönemsel olur.

Kalıcı güven ise dönemsel ilişkilerle kurulmaz.

Örgüt de tam bu yüzden vardır.

Örgüt yalnızca seçim bürosu değildir.

Mahallenin hafızasıdır.

Toplumun nabzıdır.

Partinin vicdanıdır.

Toplumla parti arasındaki en güçlü köprüdür.

Eğer bu köprü yalnızca seçim dönemlerinde kuruluyorsa, seçim günü beklenen güvenin oluşmaması da kaçınılmazdır.

Bir başka önemli mesele ise aday belirleme sürecidir.

Bir aday yalnızca tanınmış olduğu için değil; yaşadığı bölgeyi tanıdığı, insanlarla bağ kurabildiği ve güven oluşturabildiği için tercih edilmelidir.

Çünkü insanlar, kendilerini gerçekten anlayanlara daha kolay inanırlar.

Siyasette başarı yalnızca iyi konuşmakla değil, iyi dinlemekle mümkündür.

Belki de bugün yeniden sormamız gereken soru şudur:

CHP seçmeniyle gerçekten konuşuyor mu?

Yoksa çoğu zaman yalnızca kendi seçmenine mi konuşuyor?

Bu iki cümle birbirine benzer.

Ama aralarında çok büyük bir fark vardır.

Konuşmak anlatmaktır.

Konuşabilmek ise dinlemeyi de gerektirir.

Toplumun beklentilerini, kaygılarını ve eleştirilerini sürekli dinlemeyen hiçbir siyasal hareket, uzun vadede güçlü bir bağ kuramaz.

Çünkü seçmen yalnızca vaatlere oy vermez.

Güvene oy verir.

Yalnızca adaylara oy vermez.

Kendisini gerçekten dinleyenlere oy verir.

Ve belki de bugün yeniden hatırlamamız gereken en önemli gerçek şudur:

Seçimler sandıkta kaybedilmez.

Sandık, yalnızca yıllar boyunca kurulan güvenin ya da kaybedilen güvenin görünür hâle geldiği yerdir.

Bu nedenle seçim gecesi açıklanan sonuç, aslında o günün değil; yıllara yayılan bir siyasi anlayışın bilançosudur.

Çünkü sandık, seçmenin hafızasının en dürüst aynasıdır.

Ve o ayna, yalnızca seçim dönemini değil; dört yıl boyunca kurulan ya da ihmal edilen ilişkiyi gösterir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI