Türkiye ilginç bir ülke…
Birileri yıllarca çalışır, üretir, konuşur; kimsenin haberi olmaz. Birileri ise bir haftada ülkenin en tanınan ismine dönüşür.
Son günlerde Deniz Göktaş’ın yaşadığı süreç de bunu yeniden hatırlattı. Bir hafta önce adını bilmeyen milyonlarca insan bugün onu konuşuyor. Daha önce de benzer bir tabloyu Beylikdüzü Belediye Başkanı olan Ekrem İmamoğlu’nun ulusal ölçekte tanınan bir siyasi figüre dönüşmesi sürecinde izlemiştik.
Burada tartışılması gereken kişilerden çok, onları bir anda ülkenin gündemine taşıyan mekanizma.
Çünkü Türkiye’de bazen en başarılı reklam kampanyasını ne reklam ajansları yapıyor ne de iletişim danışmanları… Gündemin kendisi yapıyor. Üstelik bedava.
Bir sabah uyanıyorsunuz; televizyonlar aynı konuyu konuşuyor, sosyal medya aynı ismi gündeme taşıyor, köşe yazıları aynı başlığı atıyor. Günlerce başka hiçbir şey konuşulmuyor. Ekonomi beklesin, hayat pahalılığı beklesin, işsizlik beklesin… O hafta kimin konuşulacağına karar verilmiş gibi herkes aynı sahneyi izliyor.
Kimileri buna kamuoyunun doğal refleksi diyor, kimileri ise algı yönetimi ya da toplum mühendisliği olarak değerlendiriyor. Hangi görüşe yakın olursanız olun, şu gerçeği inkâr etmek zor: Sürekli görünür olan isimler, kısa sürede milyonların zihnine yerleşiyor.
Belki de asıl soru şu:
Gündemi biz mi seçiyoruz, yoksa bize seçilmiş bir gündem mi sunuluyor?
Çünkü perde her açıldığında oyuncular değişiyor ama senaryo pek değişmiyor.
