Türkiye’de bazen öyle olaylar yaşanıyor ki, insan ister istemez “Bu kadar tesadüf olur mu?” diye sormadan edemiyor.
Adını çok az kişinin bildiği bir komedyen, yaklaşık bir ay önce bir gösteri yapıyor. O günlerde pek konuşulmayan bu gösterinin videosu, tam bir ay sonra internette yayımlanıyor ve bir anda ülkenin en önemli gündem maddesine dönüşüyor. Gösteride siyasetçilerden gazetecilere, akademisyenlerden toplumun hassas kabul ettiği değerlere kadar birçok konu ele alınıyor. Uzun süredir kimsenin cesaret edemediği sert eleştiriler yapılıyor.
Sonrası ise daha da dikkat çekici…
Komedyen birkaç günlük tatil için yurt dışına çıkıyor. Ardından hakkında gözaltı kararı çıktığı haberi geliyor. Ülkeye dönüyor, havalimanında gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. Bu kez gösterisinden daha büyük bir gündem oluşuyor.
İlginç olan, toplumun neredeyse her kesiminden tepki gelmesi. Muhalifinden iktidar yanlısına, sanatçısından gazetecisine kadar birçok isim aynı konuda ortak bir refleks gösteriyor. Hatta normal şartlarda farklı saflarda duran insanlar bile bu olay üzerinden benzer açıklamalar yapıyor.
Tam da bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor: Bu süreç yalnızca hukuki bir dosya olarak mı okunmalı, yoksa ortaya çıkan siyasi ve toplumsal sonuçlar da değerlendirilmeli mi?
Kesin bir cevap vermek mümkün değil. Ancak Türkiye’de gündemin ne kadar hızlı değiştiğini biliyoruz. Dün herkes başka bir konuyu konuşurken, bugün bütün ülke tek bir olaya odaklanabiliyor. Böyle dönemlerde daha önce kamuoyunun merkezinde olan siyasi aktörler de doğal olarak ikinci plana düşüyor.
Siyasetin en önemli kurallarından biri gündemi belirlemek kadar, gündemin sizi belirlemesine izin vermemektir. Sürekli bağırarak, her gün yeni bir polemik üreterek siyaset yapılmaz. Bazen sessizlik, en yüksek sestir.
Geçmiş seçimlerden çıkarılacak en önemli derslerden biri de budur. Strateji, sabır ve doğru zamanlama; yüksek perdeden yapılan açıklamalardan çok daha etkili olabilir.
Eskilerin güzel bir sözü vardır: “Bağırma antikacı, bağırma eskici; civarda manav var.”
- Yani herkes kendi sesini yükseltirken, asıl ihtiyaç duyulan şey çoğu zaman gürültü değil; akıl, strateji ve zamanlamadır.
