HALKWEBYazarlarBir Cümleyle Sessizlik

Bir Cümleyle Sessizlik

Bazı cümleler vardır.

Söylendiği anda yalnızca muhatabını değil, bir ülkenin siyasal sistemini de test eder.

Donald Trump’ın, Beyaz Saray’da kameraların karşısına geçip Erdoğan için kurduğu cümle tam olarak böyledir.

“Erdoğan’a söyledim, yaptı.”

“Ona savaşa girmemesini söyledim, girmedi.”

Ve ardından gelen o ağır ima:

“Ondan ne istediysem yaptı.”

Bu sözlerin doğru olup olmaması elbette tartışılabilir.

Ama tartışılamayacak tek şey şudur:

Normal bir demokraside bu sözler deprem etkisi yaratırdı.

Manşetler günlerce bunu konuşurdu.

Televizyon ekranlarında özel yayınlar yapılırdı.

Muhalefet, parlamentoyu olağanüstü toplantıya çağırırdı.

Dışişleri Bakanı açıklama yapmak zorunda kalırdı.

İktidar, ülkenin egemenliğini tartışmaya açan bu sözlere cevap vermeden gündem değiştiremezdi.

Çünkü mesele Erdoğan değildir.

Mesele Trump da değildir.

Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasal iradesidir.

Bir yabancı devlet başkanının, “Ben söyledim, yaptı.” diyebilecek rahatlığa sahip olmasıdır.

Peki Türkiye’de ne oldu?

Neredeyse hiçbir şey…

Birkaç haber…

Birkaç sosyal medya paylaşımı…

Sonra gündem değişti.

Daha da düşündürücü olan ise muhalefetin tavrıydı.

Muhalefetin görevi yalnızca seçim kazanmak değildir.

Muhalefetin görevi, iktidarın temsil ettiği devlet makamının uluslararası alanda itibarsızlaştırıldığı her durumda hesap sormaktır.

Çünkü egemenlik, iktidarın değil devletin meselesidir.

Muhalefet sustuğunda yalnızca iktidar rahatlamaz.

Devlet adına konuşma tekeli de iktidarın eline bırakılmış olur.

Medya ise çoktan başka bir evreye geçmiş durumda.

Eskiden medya iktidarı denetlerdi.

Bugün büyük ölçüde gündemi takip ediyor.

Siyasetin konuşmadığını konuşmuyor.

Sorulmayan soruyu sormuyor.

Büyütülmeyen meseleyi büyütmüyor.

Böyle olunca da toplum, aslında tarihî önemde olabilecek bir açıklamayı sıradan bir diplomatik polemik zannediyor.

Belki de asıl sorun budur.

Bir ülke yalnızca kurumlarını kaybetmez.

Reflekslerini de kaybeder.

Bir süre sonra hangi olayın kriz, hangisinin skandal, hangisinin ulusal onur meselesi olduğunu ayırt edemez hâle gelir.

İşte o zaman sessizlik, yalnızca bir tepki eksikliği olmaktan çıkar.

Siyasal kültürün parçası hâline gelir.

Ve en tehlikelisi de budur.

Çünkü bir ülkede iktidarın susması anlaşılabilir.

Ama muhalefetin susması, medyanın susması ve toplumun bunu sıradanlaştırması…

İşte o zaman sorun bir hükümet sorunu olmaktan çıkar.

Bir rejimin siyasal refleks sorunu hâline gelir.

Belki de bugün kendimize sormamız gereken en ağır soru şudur:

Trump neden böyle konuştu?

Değil.

Trump bu sözleri söyledikten sonra…

Türkiye neden bu kadar sessiz kaldı?

YAZARIN DİĞER YAZILARI