HALKWEBYazarlarKaraoğlan mı, Karasinek mi?

Karaoğlan mı, Karasinek mi?

 

Memlekette yeni bir moda çıktı: Kimi kendini yeni Karaoğlan ilan ediyor, kimi daha düne kadar ikinci Atatürk olduğunu söylüyordu. İnsan ister istemez soruyor: Bu memlekette tarihî şahsiyetler artık nüfus müdürlüğünden sıra numarasıyla mı dağıtılıyor?

Birileri Ecevit’in adını ağzına alırken, Ecevit’in mütevazılığını, devlet ciddiyetini ve halkla kurduğu bağı da hatırlasa keşke. Karaoğlan olmak, yalnızca lakabı devralmakla olmaz. Saçın rengini benzetmekle de olmaz. Çünkü Ecevit, tarifeli uçakla seyahat eden, halktan kopmamaya çalışan bir siyaset anlayışını temsil ediyordu.

Atatürk ise milletin emanetini kendi malı gibi değil, kendi canından daha kıymetli gören bir devlet adamıydı. Dolayısıyla bugün ortaya çıkıp da kendini ikinci Atatürk ya da yeni Karaoğlan ilan edenlerin önce aynaya bakması gerekir.

Benim kanaatimce, ortada ne ikinci Atatürk var ne de yeni Karaoğlan. Ama bir şeye benzeyen varsa, o da evin camına durmadan vuran kara sineğe benziyor.

Bilirsiniz o sinekleri… Açık bulduğu bir yerden içeri girer, sonra çıkışı bulamaz. Vızır vızır ses çıkarır, sağa sola çarpar, cama kafa atar. Gürültüsü çoktur ama istikameti yoktur. Sürekli hareket eder ama bir yere varamaz. Bir de uygun bir pislik buldu mu hemen konacak yer arar.

Ev sahibi önce sabreder. Camı açar, “Haydi çık git” der. Sinek anlamaz. Bir daha dener. Yine olmaz. Sonunda ya terlik devreye girer ya da sineklik.

Siyasette de böyledir. Gürültü yapmak, sürekli vızıldamak, provokasyon üretmek; büyük devlet adamı olmak anlamına gelmez. Çok ses çıkarmak, içi dolu olmak demek değildir. Teneke de çok ses çıkarır ama içi boştur.

O yüzden tarihî şahsiyetlerin gölgesine sığınmak yerine, herkes kendi ismiyle, kendi emeğiyle ve kendi karakteriyle anılmayı denese daha hayırlı olur. Aksi hâlde millet bir gün dönüp şöyle der:

“Sen Karaoğlan olmaya çalışıyordun ama biz seni en fazla karasinek olarak hatırladık.”

YAZARIN DİĞER YAZILARI