HALKWEBYazarlarTürkiye Savaşın Neresinde?

Türkiye Savaşın Neresinde?

Türkiye coğrafi konumu nedeniyle savaşların tam ortasında duran bir ülke.

0:00 0:00

Son yıllarda dünya yeniden sert bir döneme girdi. Ukrayna’da savaş sürüyor, Orta Doğu’da dengeler sürekli değişiyor, İran–İsrail gerilimi her an yeni bir krize dönüşebilecek bir noktada duruyor. Böyle bir tabloda sıkça sorulan soru şu: Türkiye bu savaşların neresinde?

Türkiye bugün klasik anlamda bir savaşın tarafı değil. Ne Ukrayna’daki savaşta bir cephede, ne de Orta Doğu’daki büyük gerilimlerin doğrudan içinde. Ancak bu, Türkiye’nin çatışmaların dışında olduğu anlamına da gelmiyor. Türkiye coğrafi konumu nedeniyle savaşların tam ortasında duran bir ülke.

Karadeniz’de Rusya ile Ukrayna savaşırken Türkiye boğazların sahibi. Montrö Sözleşmesi sayesinde savaş gemilerinin geçişini sınırlayarak dengede kalmaya çalışıyor. Aynı zamanda hem Moskova ile hem Kiev ile konuşabilen nadir ülkelerden biri olarak diplomatik bir köprü rolü oynuyor.

Güney sınırlarında ise bambaşka bir tablo var. Suriye’de yıllardır süren iç savaşın etkileri hâlâ Türkiye’nin güvenlik politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye sınır hattında askeri varlık bulunduruyor ve bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyor. Benzer şekilde Irak’ın kuzeyindeki gelişmeler de Ankara’nın güvenlik gündeminin önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor.

Orta Doğu’daki büyük gerilimlerde ise Türkiye çoğu zaman denge politikası izlemeye çalışıyor. İran ile ilişkileri tamamen koparmıyor, İsrail ile zaman zaman gerilim yaşasa da diplomatik kanalları kapatmıyor, NATO üyesi olarak Batı ittifakının parçası olmaya devam ediyor. Bu durum Türkiye’yi bazen zor bir pozisyona sokuyor: Hem bölgesel aktör olmak hem de büyük güçlerin çatışmasından mümkün olduğunca uzak kalmak.

Aslında Türkiye’nin durduğu yer tam da burada: Cephede değil ama cephenin hemen yanında.

Bu coğrafyada savaşların tamamen dışında kalmak kolay değil. Ancak Türkiye’nin son yıllarda izlediği politika daha çok doğrudan savaşın tarafı olmamak, mümkün olduğunca denge kurmak ve gerektiğinde diplomatik rol üstlenmek üzerine kurulu.

Bugünün dünyasında belki de en zor pozisyon budur: Savaşların ortasında kalan bir coğrafyada, mümkün olduğunca barışın tarafı olarak kalmaya çalışmak.

YAZARIN DİĞER YAZILARI