Siyaset, ilke ve duruş işidir. Rüzgârın estiği yöne göre pozisyon değiştirmek ise günü kurtarabilir ama uzun vadede güven inşa etmez.
Bugün Özgür Özel’in gösterdiği yüksek tempo ve agresif muhalefet performansına bakınca insanın aklına şu soru geliyor: Aynı enerji, aynı kararlılık ve aynı saha çalışması Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu’nun kampanyasında sergilenseydi, Türkiye bugün bambaşka bir siyasi tabloyu konuşuyor olabilir miydi?
Belki de parlamenter sisteme dönüş tartışılıyor, belki de Özgür Özel bugün muhalefet lideri değil, parlamenter sistemin başbakanı olarak anılıyor olacaktı.
Ancak siyaset sadece yüksek sesle konuşmak değildir. Zamanlama, tutarlılık ve ilke de en az tempo kadar önemlidir.
Bir siyasetçinin en büyük sermayesi, şartlara göre değişmeyen pusulasıdır. Dün başka, bugün başka, yarın bambaşka bir çizgi izleyen siyasetçiler kısa vadede alkış alabilir; fakat toplumun hafızasında kalıcı bir güven oluşturamaz.
Parti yönetmek de, ülke yönetmeye talip olmak da günlük rüzgârlara göre rota çizmekle olmaz. Siyaset, günü kurtarma sanatı değil; yarını inşa etme sorumluluğudur.
Seçime kadar sert çıkışlar, meydan konuşmaları ve yüksek tansiyon elbette devam edebilir. Ancak seçmen, sonunda sadece kimin daha çok bağırdığına değil; kimin neyi savunduğuna, bunu ne kadar tutarlı savunduğuna da bakacaktır.
Çünkü siyasetin gerçek sınavı, rüzgârın estiği yöne dönmek değil; fırtınada bile aynı istikamette yürüyebilmektir.
