HALKWEBYazarlarMasadaki Çeşit

Masadaki Çeşit

Çeşit olmak sofrayı zenginleştirir. Eşit olmak memleketi güçlendirir.

0:00 0:00

İstanbul’da azınlık olmak rakamla başlıyor.

Rumlar 500 mü, 1000 mi kaldı bilinmez.
Yahudiler 12–13 bin.
Ermeniler 50 bin varız yokuz.
Süryaniler 6–7 bin.
Diğerleriyle birlikte bu ülkenin nüfusunda binde 1 bile etmiyoruz.

İstatistikte dipnotuz.
Ama bu şehrin hafızasında ana metiniz.

Biz bu ülkenin masasındaki çeşidiz.
Bazen meze, bazen salata, bazen ara sıcak, bazen kuver…
Ama hiçbir zaman ana yemek sayılmadık.

Çocukken tembih edilirdi:
“Sokakta mama deme, anne de.”
Bir kelime bile fazla görünürdü.
Bir kelime, seni “öteki” yapmaya yeterdi.

Burada “gavur”uz.
İpsala’yı geçince “Türk.”

Ama şu gerçek değişmez:
Ayyıldızlı pasaport bizim onurumuzdur.
Bu topraklarda doğduk, ürettik, yatırım yaptık, istihdam sağladık.
Vergimizi verdik, askerliğimizi yaptık, yasımızı tuttuk, bayrağımızı taşıdık.

Aidiyetimizi bağırarak değil, çalışarak gösterdik.

Şimdi Ramazan.
Biz de Büyük Oruç dönemindeyiz.
Takvimler aynı göğe bakıyor.

Oruç sadece aç kalmak değildir.
Arınmaktır.
Mideden önce zihnin, kalbin, dilin arınmasıdır.
Önyargıdan, kibirden, ayrımcılıktan arınmaktır.

Belki de bu ülkenin en çok ihtiyacı olan şey budur:
Birbirini “çeşit” olarak görmekten vazgeçip, eşit görmek.

Çeşit olmak sofrayı zenginleştirir.
Eşit olmak memleketi güçlendirir.

Bu ay, sadece mideler değil, zihinler de arınsın.
Kimlikler saklanmasın, korkular büyümesin.

Çünkü biz bu ülkenin misafiri değiliz.
Bu evin sahipleriyiz.

Ya Şehr-i Ramazan

YAZARIN DİĞER YAZILARI