“Suça sürüklenen çocuk.”
İfade güzel. Yumuşak. Kimseyi rahatsız etmiyor.
Bir tek gerçeği saklıyor.
Çocuk suç işlemiş.
Ama biz cümleyi öyle bir kuruyoruz ki ortada fail yok.
Sanki çocuk kendi kendine kaymış.
Rahatız.
Her yıl on binlerce çocuk adliyelik oluyor.
En çok ne var
Hırsızlık. Yaralama.
Yani çocuk ya bir şey almaya çalışıyor
Ya da birine çarparak var olmaya çalışıyor.
İkisi de aynı cümleye çıkıyor
“Beni gör.”
Ama biz ne yapıyoruz
Göreni değil, yapanı cezalandırıyoruz.
Hikaye hep aynı.
Çocuk okuldan kopuyor.
Önce birkaç gün gelmiyor.
Sonra kimse aramıyor.
Sonra kimse merak etmiyor.
Bir noktadan sonra çocuk da bırakıyor.
Ve o an çok kritik.
Çünkü bir sistemden çıkıyorsan
Başka bir sisteme girersin.
Boşluk diye bir şey yok.
O boşluğu sokak doldurur.
Sokak hızlıdır.
Net kuralları vardır.
Ve en önemlisi
Seni hemen kabul eder.
Okul sana yer vermezse
Sokak verir.
Sonra küçük şeyler başlar.
Bir şey çalmak.
Birine vurmak.
Eğer o anda biri çıkıp “buraya kadar” demezse
Çocuk şunu öğrenir
Demek ki sorun yok.
Asıl sorun burada başlar.
Çocuk yanlış yaptığını bilmez değil.
Ama yanlışın bir karşılığı olmadığını öğrenir.
Ve o bilgi çok tehlikelidir.
Bir süre sonra karakol.
İlkinde korku var.
İkincide daha az.
Sonra alışkanlık.
Biz de o noktada devreye giriyoruz.
Harika zamanlama.
Yani iş işten geçtikten sonra.
Çünkü bizim sistem şöyle çalışıyor
Erken görme yok
Geç yakalama var
Okul devamsızlığı bir veri.
Ama kimse onu ciddiye almıyor.
Oysa o devamsızlık bir cümle
Ben buradan çıkıyorum.
Ama kimse peşinden gitmiyor.
Sonra biz çocuğu karakolda görünce şaşırıyoruz.
Şaşırmayın.
Bu planlı bir sonuç.
Bir de şu var
“Benim yok.”
Bu cümleyi yanlış anlıyoruz.
Çocuk “param yok” demiyor sadece.
Şunu diyor
Benim bir yerim yok
Beni tutan yok
Beni umursayan yok
Bu duyguyla büyüyen biri
Boşluğu doldurur
Nasıl bulursa öyle.
Bazen alarak.
Bazen kırarak.
Bir de sınır meselesi.
Sınır kendiliğinden oluşmaz.
Birinin koyması gerekir.
Eğer kimse koymuyorsa
Çocuk kendi koyar.
Ve genelde çok geç koyar.
Şunu net söyleyelim
Her çocuk masum değil.
Ama hiçbir çocuk da tek başına bu noktaya gelmez.
Bir çocuk haftalarca ortada yoksa
Kimse kapısını çalmıyorsa
Kimse “neredesin” demiyorsa
Orada çocuk değil
Sistem kaybolmuştur.
Ama biz faturayı çocuğa kesiyoruz.
Kolay.
Peki ne yapacağız
Çok karmaşık değil.
Çocuk iki hafta okula gelmiyorsa
Biri gidecek.
Gerçekten gidecek.
İlk karakol teması
Dosya açmak olmayacak
Hayata müdahale olacak
Bir çocuğun hayatında
En az bir yetişkin olacak
Gerçek bir yetişkin.
Bunu yapamıyorsanız
İstediğiniz kadar konuşun
Hiçbir şey değişmez.
Çünkü mesele suç değil.
Mesele şu
Biz çocukları kaybetmiyoruz
Biz onları yavaş yavaş itiyoruz
Ve en sonunda
Düştükleri yere bakıp
“Nasıl oldu” diye soruyoruz.
