HALKWEBYazarlarKaderin Kalemi

Kaderin Kalemi

Hayatı değiştiren şey, yaşadıkları değil aslında. Yaşadıklarının iç dünyada neye dönüştüğü.

0:00 0:00

İnsan gençken başına gelen her şeyi kader sanıyor.
Birinin gitmesini… Bir kapının kapanmasını… İçinde büyüyen o tarifsiz boşluğu…

Sonra zaman geçiyor. İnsan şunu fark ediyor. Hayatı değiştiren şey, yaşadıkları değil aslında. Yaşadıklarının iç dünyada neye dönüştüğü.

İçsel dönüşüm biraz da kaderin dilini çözmeye çalışmak gibi.

Hayat insanı bazen sert yerlerden geçiriyor. Bir bakıyorsun güvendiğin biri yabancı olmuş. Bir bakıyorsun yıllarca “ben buyum” diye sarıldığın tarafların dökülmeye başlamış. İlk başta buna yıkım diyorsun. Sonra anlıyorsun. Bazı kırılışlar insanı parçalamıyor. Uyandırıyor.

Çünkü insan en çok canı yandığında kendine yaklaşabiliyor.

Kalabalıkların içinde yıllarca kendinden kaçmak mümkün. Sürekli konuşarak, çalışarak, oyalanarak… Ama hayat bir gün insanı kendi sesiyle baş başa bırakıyor. İşte en zor yer orası.

Kendi içine bakmak.

İnsan değişmeye başlayınca çevresi de değişiyor. Eskiden normal gelen şeyler ağır gelmeye başlıyor. Bazı sohbetler boş geliyor. Bazı insanlar yoruyor. Hatta bazen insan eski halini bile taşıyamıyor artık.

Bunun biraz yas tarafı da var.

Çünkü dönüşmek dediğimiz şey yalnızca yeni birine dönüşmek değil. Eski kendinden vazgeçmek aynı zamanda.

Belki o yüzden insan aynı yaraları tekrar tekrar yaşıyor. Hayat öğrenmediğin şeyi farklı yüzlerle yeniden getiriyor önüne. Ta ki sen gerçekten görene kadar.

En zor yüzleşme de bu zaten. Başkalarıyla değil, kendinle olan.

Neden hep aynı boşluğa düştüğünü… Neden bazı insanlara gereğinden fazla tutunduğunu… Neden kendini ihmal ettiğini…

Bir yerden sonra insan şunu anlıyor. Kader bazen dışarıda değil, insanın karakterinde gizli.

Ve galiba olgunlaşmak dediğimiz şey de burada başlıyor. Sürekli başkalarını suçlamayı bırakınca…

Çünkü insan kendinden kaçtıkça hayat aynı aynayı önüne koyup duruyor.

İçsel dönüşümün en ağır tarafıysa kendini affetmek. Geç kaldığın şeyleri… Sustuklarını… Korkudan vazgeçtiklerini… Yanlış insanlara verdiğin yılları…

İnsan bazen kendi vicdanında uzun süre sürgün gibi yaşıyor.

Sonra bir gün yoruluyor. Ve ilk kez kendine biraz daha yumuşak davranmayı öğreniyor.

Bence gerçek değişim tam o anda başlıyor.

Bugün dönüp geçmişime baktığımda beni büyüten şeyin başarılarım olmadığını görüyorum. Yaralarım olmuş. Çünkü başarı insanın dışını büyütüyor. Acıysa içini.

Ve kader galiba en çok orada yazılıyor.
İnsanın başına gelenlerde değil…
Başına gelenlerden sonra kalbinin neye dönüştüğünde.

YAZARIN DİĞER YAZILARI