HALKWEBYazarlarŞehir Ve Ülke Yönetimi İddiası

Şehir Ve Ülke Yönetimi İddiası

Yağma, talan, haksız kazanç, gasp gibi ahlaki zaaflar ya da suçlar, sosyal dokuyu kemirir, şehirleri yok oluşa götürür.

0:00 0:00

Eski tabirle “şehremini” yani şehrin emini, belediye başkanıdır. Şehri nasıl yönettiyseniz, ülke yönetimine dair iddianız o eksende karşılık bulur.Şehrin kaynaklarını yağmalayıp, ülke kaynaklarının kullanımına dair hesap soramazsınız.

İnsana ait olan her sosyal ilişki aynı zamanda mekansal gerçeklikle de bağlantılıdır. Coğrafya kaderdir sözü, esas itibariyle üzerinde yaşanılan topraklar, içinden geçilen dönem ve kültürel mirasın etki kapasitesini ifade eder. Bu konuda Montesquieu’dan İbn-i Haldun’a çok sayıda düşünür önemli somut iddialarda bulunmuşlardır. Sert iklimlerde hangi yönetimlerin daha başarılı olacağı tartışması, otoriterlik ve demokrasi tercihleri açısından ipuçları verir.

Aynı şekilde sıcak iklimlerdeki sosyal sistem ve siyasal yönetim modeli tartışmaları da yıllardır siyaset biliminin önemli başlıklarındandır. İnsanın birlikte yaşaması ve topluluk içerisinde var olması, kendini geliştirmesi, birlikte yaşam zorunluluğunu getirir. Göçebelik ve göç, bu nedenle uygarlık inşa edici role sahiptir.

Bir boyutuyla göçebeliğin yerleşik uygarlık inşasına zorlaştırdığı iddia edilirken, diğer boyutu ile farklı kültürlerin teması, yeni sentezler, yeni medeniyet iddiaları doğurur.

Şehremini tabiri, şehrin en güvenilir kişi tarafından yönetilmesini ifade eder. Yani şehirde olanın, şehirdeki dokunun, şehirdeki kazanımların korunması ve geliştirilmesi, yönetim ile şehir arasındaki olmazsa olmaz bağı ifade eder.

Yağma, talan, haksız kazanç, gasp gibi ahlaki zaaflar ya da suçlar, sosyal dokuyu kemirir, şehirleri yok oluşa götürür. Helak örneği olarak ifade edilen doğal afetler bile, esasen insanın buna zemin oluşturan ahlaki zaaflarıyla ilişkilendirilir.

Deprem değil çürük bina öldürür yaklaşımı, yanlış yerlere ve sağlıklı zemin etüdü yapılmadan dikilmiş binaların, adeta katliam gibi binlerce insanın ölümüne sebebiyet vermesi, ya arazi hırsızlığı ya demirden, betondan çalmanın sonucudur. Doğayla kavga eden, doğayı sınırsızca gasp eden, aynı şekilde güvenlik açısından alınması gereken tedbirleri daha fazla kar hırsıyla ihmal eden her yaklaşım, insanlığa ağır bedeller ödetir.

Toplumların çürümesi ile helaka maruz kalması, yok olması dini metinlerde ibretlik ders konuları olarak hatırlatılır.

Burada vurgulanan sadece bireysel ahlaki zaaflar değil, toplumsal yozlaşma ve çürümenin kaçınılmaz sonucu olan tablodur. Yeni bir uygarlık iddiası, yeni bir sosyal sistem paradigması, mutlaka şehre, yaşanılan mekana özel bir anlam katmak ve kendine özgü değer dünyası ile yaşama ortamını güçlendirmek zorundadır.

Aternatif bir toplumsal siyaset, ancak model olabilecek belediye yönetimiyle olur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI