HALKWEBYazarlarNe İhtiyaçlar Sınırsız, Ne Doğa Sonsuz !

Ne İhtiyaçlar Sınırsız, Ne Doğa Sonsuz !

İnsanlığın üzerindeki en büyük musibet, kapitalist üretim ve tüketim çılgınlığının girdabından çıkamamak, kısır döngüsünden kurtulamamaktır.
Alternatif bir üretim ve paylaşım ilişkisi geliştirmedikçe, sadece yasa yaparak, siyasi polemik yaparak hiç bir şeyi değiştiremeyiz.
İnsanın çevresi ve özellikle doğal çevre ile kurduğu ilişki, sosyal sistemlerin temel karakterini şekillendirir. Doğayı, tüketilecek, sömürülecek bir imkan olarak gören anlayış, yağma ve talan kültürüne zemin oluşturur. Tam tersine, doğayı, birlikte uyumlu yaşanılacak, faydalanılacak ve dolayısıyla korunacak bir özne olarak görmekse, bambaşka bir yaşam biçimini öne çıkarır. Doğayı bir canlı özne olarak kabul etmek, onun da hakları olduğunu bilerek hareket etmeyi beraberinde getirir. Doğada bulunan bitki, hayvan, tüm canlılar, hatta dağlar, denizler, akarsular bir özne olarak görüldüğünde, bu kaynakların kullanımı farklı bir bakış açısıyla gerçekleşecektir. İnsanın ihtiyaçlarının sınırsız olduğu anlayışına dayanan iktisat teorisi, doğanın kıt kaynaklarıyla ilişkisini de farklı biçimde kurgular. Oysa insanın ihtiyaçlarını sınırlandırabilmek, sonuç olarak doğadan yararlanma biçimini de şekillendirecektir. Aşırı kar hırsı ya da sınırsız tüketim çabası, kaynakların hızla tüketimini, ya da adaletli olmayan paylaşımını beraberinde getirir. Bazı doğal kaynakların, henüz alternatifinin olmayışı, bu kaynakların kullanımında dikkatli olmayı, kaynakları korumayı da zorunlu kılar.Çevre ve doğa bilinci sosyal sistemle uyumlu biçimde şekillenir. Ağaca, suya saygı duyan, hürmet eden bir uygarlık anlayışı yüzyllar boyu Anadolu’da hayat bulmuştur. Anadolu’yu yeniden bolluk ve bereket yurdu yapmanın yolu, doğayla barışık, dayanışmacı bir üretim ve paylaşımcı bir ekonomik modelden geçmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI