HALKWEBAutorenÇürümüşlüğün İçinde Ayakta Kalmak: Mümkün mü?

Çürümüşlüğün İçinde Ayakta Kalmak: Mümkün mü?

Çürüme dediğimiz şey, bir sabah ansızın çökmez üzerimize. Sessizdir. Sabırlıdır. Önce kelimeler bozulur; “doğru” eğilir, “yanlış” makyajlanır.

0:00 0:00

Bazı cümleler vardır; okunduğu anda bitmez. İçine düşersin. Yankılanır, çoğalır, seni kendine geri çağırır. Aziz Nesin’in Zübük’te bıraktığı o cümle de böyle bir uçurum gibidir:

“Biliyorum, çürümüş bir toplumumuz var. Nice uğraşsak, bu çürümüş toplum içinde bizler sağlam kişiler olarak kalamayız.”

Bir an durursun. Nefesin daralır. Çünkü bu söz, başkalarını değil, seni anlatır. Ellerini yıkasan da geçmeyen bir kir gibi, yaşadığın çağın lekesi sinmiştir üzerine. Fark etsen de, etmesen de.

Çürüme dediğimiz şey, bir sabah ansızın çökmez üzerimize. Sessizdir. Sabırlıdır. Önce kelimeler bozulur; “doğru” eğilir, “yanlış” makyajlanır. Sonra bakışlar değişir; gözler gerçeği görmez, görmek istemez. Ve en sonunda insan, kendine yabancılaşır. Aynaya baktığında gördüğü yüz, bir zamanlar olmak istemediği her şeydir.

İnsanın en büyük yanılgısı, kendini dışarıda sanmasıdır. Oysa çürüme, dışarıda değil, tam ortada başlar. Bir susuşta. Bir kabullenişte. Bir “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” deyişinde. İşte o an, içimizde küçük bir parça kopar. Ve fark etmeden eksiliriz.

Ama yine de… her şey bu kadar karanlık mı?

Belki de asıl mesele, çürümemek değil; çürüdüğünü fark edebilmektir. Çünkü fark eden insan hâlâ diridir. Hâlâ sızlar. Hâlâ utanır. Ve utanabilen bir kalp, henüz tamamen kaybolmamıştır.

Bir toplum çürüyebilir. Değerler aşınabilir. Hakikat, kalabalıkların gürültüsünde boğulabilir. Ama yine de bir yerde, bir insan sessizce doğruyu savunuyorsa… işte orada hâlâ umut vardır. Küçük, kırılgan ama inatçı bir umut.

Belki sağlam kalamayacağız, dediği gibi Nesin’in. Belki bu çürümenin içinde biz de çizileceğiz, kırılacağız, yorulacağız. Ama tamamen yok olmak başka bir şeydir. Teslim olmak başka.

Ve insan, en çok da burada sınanır: Kirlenmiş bir dünyada, içindeki temizliği ne kadar koruyabildiğiyle.

Çünkü bazen bütün mesele şudur —
Her şey çürürken, sen ne kadar insan kalabildin?

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS