Gündem yoğun; ekranlarda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in grup toplantısındaki o meşhur tekerlemesi yankılanıyor: “Umudunu butlana şutlana koyanlara söylüyorum…” Bu kelimeler zihinde bir kafiye oluştururken, insanın aklına çocukken dinlediği o meşhur Cırtdan fıkrası düşüveriyor.
1. Nenenin Emaneti ve Yağmaç Pazarlığı
Bir varmış, bir yokmuş… Ülkenin birinde, Cırtdan adında, adı gibi küçücük, ufak tefek ama cin gibi bakışları olan afacan bir çocuk yaşarmış. Görenler onun bir karış boyuna bakıp “Bundan ne çıkar?” dermiş ama Cırtdan’ın aklı derya denizmiş. Bir gün mahalledeki çocuklarla ormana odun toplamaya niyetlenmiş. Nene (yani o saf halk iradesi), çocukları yanına çağırıp tembihlemiş:
— “Balalarım, Cırtdan size emanet. Alın bu mis gibi kokan yağmaçları (yağlı ekmekleri) her birinize pay ettim. Bu yağmaçların hatırına Cırtdan’a iyi bakın, onu yolda bırakmayın.”
Çocuklar yağmaçları iştahla yemişler ama ormana girince bu afacan Cırtdan başlamış sızlanmaya: “Bana ne, nenem beni size emanet etti, yağmaçları yediniz; odunlarımı da siz taşıyacaksınız, beni de sırtınızda götüreceksiniz!” Onun bu nazı ve bitmek bilmeyen “emanet” pazarlığı yüzünden çocuklar vakit kaybetmiş.
2. Zihindeki İki Yol Ayrımı
Güneş batmış, karanlık ormanı yutmuş. Tam o noktada çocuklar bir yol ayrımına gelmişler. Bugünün CHP’sinde de olduğu gibi, zihinler ikiye bölünmüş:
- Zifiri Karanlık Yol (Köy Yolu): CHP’nin geleneksel, ilkeli, daha zahmetli ama sonunda “yuva”ya (iktidara) varan yoludur. Bu yol uzaktan parlamaz, sabır ve tutarlılık ister.
- Işıklı Yol (Dev’in Yolu): Siyaset meydanında uzaktan parlayan, çok “aydınlık”, “popülist” ve cazip görünür. Kısa vadeli başarılar veya sadece “şutlama” heyecanıyla yürümek isteyenlerin saptığı bu yol, aslında bir felaketin, yani Dev’in ocağının ışığıymış.
Çocuklar yorgunluktan ve bir an evvel sonuca ulaşma isteğinden, o parıltılı ışığa doğru koşmuşlar.
3. Sal Taşı ve Dev’in Sonu
Dev çocukları yemek için planlar yaparken, o ufak tefek afacan zekasıyla onu oyalamış. Gece boyunca “butlan ve şutlan” tadındaki bahanelerle zaman kazanmış. En sonunda çocuklar kaçıp nehrin karşı kıyısına geçtiklerinde, peşlerinden gelmek isteyen Dev’e o meşhur aklı vermiş:
— “Bak burada yassı bir sal taşı var! Onu karnına sımsıkı bağla, o taş seni suyun üstünde bir kayık gibi yüzdürür!”
Dev, Cırtdan’ın bu sözüne inanmış. O ağır “sal taşını” beline bağlayıp suya atlayınca, taş onu bir çapa gibi dibe çekmiş. Dev boğulurken çocuklar kurtulmuş.
Sonuç ve Takdir
Bugün siyaset meydanında herkes kendini bir Cırtdan, karşıdakini ise alt edilmesi gereken bir Dev görüyor. Ancak masal biterken şu sorular hâlâ cevap bekliyor:
- Olan, o samimiyetle yağmacı hazırlayan nenenin emeğine mi oluyor?
- Yoksa o yağmacı yediği halde Cırtdan’ı yolda yük gören, menzile varınca vefayı unutan çocukların vicdanına mı?
Masalda gökten kaç elma düşer bilinmez; ama bildiğimiz şudur: “Butlan” ve “şutlan” kafiyeleriyle Dev’i oyalamak bir zekâ belirtisidir, fakat asıl marifet çocukları o fırtınalı nehirden sağ salim karşıya geçirebilmektir. Çünkü;
Gerçek başarı, “butlan” ve “şutlan” diyen dilde değil, herkesi o nehirden karşıya geçirecek “akıldadır.”
